ne anlama gelir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne anlama gelir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2017 Cuma

Piacere - Hoşa gitmek / Hoş gelmek

"Piacere" eylemi "hoşa gitmek, hoş gelmek" anlamlarında kullanılır. Bir şeyi beğendiğimizde ya da beğenmediğimizde bu eylemi kullanırız. Bu eylemin kullanımı bize biraz ters gelebilir. Örneğin Türkçede, "kahve severim" denirken, İtalyancada ise "mi piace il caffè", (kahve hoşuma gider ya da kahve bana hoş gelir) denir. Dolaylı adıllarla (zamirlerle) kullanılan bu eylem, tekil olarak "piace", çoğul olarak ise "piacciono" biçiminde çekimlenir. Öncelikli olarak, "piacere" eyleminin dolaylı adıllarla nasıl çekimlendiğini görelim, ardından da tümce örneklerimize bakalım.

Piacere eyleminin dolaylı adıllarla (zamirlerle) tekil olarak çekimlenmesi:

a me piace / mi piace - bana hoş geliyor
a te piace / ti piace - sana hoş geliyor
a lui piace / gli piace - ona hoş geliyor (erkek)
a lei piace / le piace - ona hoş geliyor (kadın)
Le piace - size hoş geliyor (resmî)
a noi piace / ci piace - bize hoş geliyor
a voi piace / vi piace - size hoş geliyor
a loro piace / gli piace - onlara hoş geliyor


Piacere eyleminin dolaylı adıllarla (zamirlerle) çoğul olarak çekimlenmesi:

a me piacciono / mi piacciono - bana hoş geliyorlar
a te piacciono / ti piacciono - sana hoş geliyorlar
a lui piacciono / gli piacciono - ona hoş geliyorlar (erkek)
a lei piacciono / le piacciono - ona hoş geliyorlar (kadın)
Le piacciono - size hoş geliyorlar (resmî)
a noi piacciono / ci piacciono - bize hoş geliyorlar
a voi piacciono / vi piacciono - size hoş geliyorlar
a loro piacciono / gli piacciono - onlara hoş geliyorlar


Örnek tümceler:

Mi piace imparare l'italiano. - İtalyanca öğrenmek hoşuma gider.
Ti piace il film? - Film hoşuna gidiyor mu?
Le piace ballare? - Dans etmek hoşunuza gider mi? (resmî)
Ci piace l'ultimo libro di Halil İnalcık. - Halil İnalcık'ın son kitabı hoşumuza gidiyor.
Vi piace la Turchia? - Türkiye hoşunuza gidiyor mu?
Sì, ci piace molto la Turchia. - Evet, Türkiye çok hoşumuza gidiyor.
Gli piace molto il gelato. - Dondurma onun çok hoşuna gider.

Örnek tümceler:

Non mi piacciono le scarpe. - Ayakkabılar hoşuma gitmiyor.
Ti piacciono queste canzoni? - Bu şarkılar hoşuna gidiyor mu?
No, non mi piacciono per niente. - Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.
Questa situazione non ci piace per niente. - Bu durum hiç hoşumuza gitmiyor.
Sono sicuro che ti piacerà la pasta. - Makarnanın hoşuna gideceğine eminim.
Vedrai che gli piacerà molto questa borsa. - Göreceksin ki bu çanta onun çok hoşuna gidecek.
Gli piaceva andare a cavallo. - Ata binmek hoşuna gidiyordu.

Örnek tümceler:

A voi piace il vostro lavoro? - İşiniz hoşunuza gidiyor mu?
A loro piacciono le canzoni di Hadise - Hadise'nin şarkıları onlara hoş gelir.
A Luca non piace vivere qui. - Burada yaşamak Luca'ya hoş gelmiyor.
A lei piace giocare a tennis. - Tenis oynamak ona hoş gelir.
A te piaccio? - Hoşuna gidiyor muyum?
Sì, a me piaci molto. - Evet, çok hoşuma gidiyorsun.
A me piacciono i fiori. - Çiçekler hoşuma gider.

Verdiğimiz örneklerde de gördüğünüz gibi, "piacere" eylemini iki türlü de kullanabilirsiniz.

Örnek:

A me piace molto viaggiare.
Mi piace molto viaggiare.

Seyahat etmek çok hoşuma gider.

A me piacciono i film di Sylvester Stallone.
Mi piacciono i film di Sylvester Stallone.

Sylvester Stallone'nin filmleri hoşuma gider.

Piacere eyleminin geçmiş zamanda "essere" yardımcı eylemiyle kullanımına örnekler:

Mi è piaciuta la macchina. - Araba hoşuma gitti. (Dişil ve tekil nesne)
Mi è piaciuto il libro. - Kitap hoşuma gitti. (Eril ve tekil nesne)
Mi sono piaciute le lasagne. - Lazanya hoşuma gitti. (Çoğul ve dişil nesne.)
Mi sono piaciuti gli spaghetti. - Spagetti hoşuma gitti. (Eril ve çoğul nesne)

Not: Piacere, "avere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılmaz.


16 Haziran 2016 Perşembe

Come se / -miş gibi

"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.

Birkaç örnek:

Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.

Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.

Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!

Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!

30 Kasım 2015 Pazartesi

Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı

Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.

Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.

Birkaç örnek:

Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!

Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.

Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?

Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.

Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?

Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.

Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)

"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.

Örnek:

Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!

Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!

Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!

25 Kasım 2015 Çarşamba

Volerci

Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.

Örnek:

Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.

Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.

Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.

Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?

Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.

Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.

Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.

18 Kasım 2015 Çarşamba

Chi è? - Kimdir?

Chi è questo bambino? - Bu çocuk kim?
Lui è Luca. - O Luca'dır.

Chi è questa ragazza? - Bu kız kim?
Lei è Alessandra. - O Alessandra'dır.

Chi è Anna? - Anna kim?
Non la conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è Leonardo? - Leonardo kim?
Non lo conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è? - Kim o?
È Giovanni. - Giovanni'dir.

Chi è? - Kim o?
È Veronica. - Veronica'dır.

Çoğul sorularda ise "è" yardımcı eyleminin yerini "sono" alır.

Örnek:

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Sono Paolo e Francesco. - Paolo ve Francesco'dur.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Sono Martina e Valeria. - Martina ve Valeria'dır.

Chi sono queste bambine? - Kimdir bu kız çocukları?
Loro sono Anna ed Eva. - Onlar Anna ve Eva'dır.

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Non li conosco. - Onları tanımıyorum.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Non le conosco. - Onları tanımıyorum.

5 Kasım 2015 Perşembe

Mettere alla porta

Türkçesi "işten kovmak, kapıya koymak" anlamında kullanılan İtalyanların çok kullandığı bir deyimdir.

Örnek:
Il capo mi ha messo/a alla porta. - Patron beni kapıya koydu.
L'ho messo/a alla porta. - Onu kapıya koydum.

Presente indicativo - Şimdiki zaman

İtalyancada öğrenmeniz gereken en önemli ve en çok kullanılan zamanlardan biri "presente indicativo" zamanıdır. Türkçedeki şimdiki zamanı ve geniş zamanı karşılar.
Konuşulduğu sırada yapılan bir eylemi ya da o anda olan bir olayı anlatmak için kullanılır.
(Geliyorum, gelirim)

Örnek:
Leggo un libro. - Bir kitap okuyorum.
Voglio parlare. - Konuşmak istiyorum.
Bevo un caffè. - Bir kahve içiyorum.
Andiamo al cinema. - Sinemaya gidiyoruz.
Roberto viene tra due ore. - Roberto iki saat sonra geliyor.
Faccio colazione. - Kahvaltı yapıyorum.
Vengo da Istanbul. - İstanbul'dan geliyorum.
Ti penso sempre. - Her zaman seni düşünüyorum.
Mi piace molto la pizza. - Pizzayı çok severim.
Suono il violino. - Keman çalıyorum.
_______________________________________________________________________________

Alışkanlık durumuna gelen, sürekli yapılan eylemler için ve durum belirtmek için kullanılır.

Örnek:
Abito ad Ankara - Ankara'da oturuyorum.
Loro vanno a teatro ogni domenica. - Onlar her pazar tiyatroya giderler.
Vivo ad Istanbul - İstanbul'da yaşıyorum.
_______________________________________________________________________________

Değişmez gerçekler için de kullanılır.

Örnek:
Il sole sorge ad Est e tramonta ad Ovest - Güneş doğudan doğar ve batıdan batar.
L'acqua bolle a 100 gradi - Su 100 derecede kaynar.
________________________________________________________________________________

Gelecekte olacak ya da olması beklenen bir oluş için kullanılır.

Örnek:
Domani andiamo a Parigi. - Yarın Paris'e gidiyoruz.
Tra due mesi mia sorella si trasferisce a Roma. - İki ay sonra kız kardeşim Roma'ya taşınıyor.
________________________________________________________________________________

"Da" edatıyla birlikte geçmişte başlayan ve etkisi günümüzde de süren olaylar, durumlar için kullanılır.

Örnek:
Non ti vedo da tre mesi. - Seni üç aydır görmüyorum.
Non mi telefoni da due settimane. - İki haftadır beni aramıyorsun.
Mi conosci da dieci anni . - On yıldır beni tanıyorsun.
________________________________________________________________________________

Ayrıca, "Stare" eylemiyle birlikte gerundio kullanıldığında tam olarak Türkçedeki şimdiki zaman anlamını verir.

Örnek:
Sto andando a casa. - Eve gidiyorum.
Sto lavorando in ufficio. - Ofiste çalışıyorum, çalışmaktayım.
I bambini stanno giocando. - Çocuklar oynuyorlar.
Maria sta leggendo un libro. - Maria bir kitap okuyor.
Cosa stai facendo? - Ne yapıyorsun?
Sto correndo. - Koşuyorum.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Dove? - Nerede, Nereye?

Dov'è il libro? - Kitap nerede?
Il libro è sul tavolo. - Kitap masanın üzerinde.

Dove sono i miei occhiali? - Gözlüklerim nerede?
I tuoi occhiali sono sul tavolo. - Gözlüklerin kanepenin üzerinde.

Dove vai? - Nereye gidiyorsun?
Vado al cinema. - Sinemaya gidiyorum.

Dove andate? - Nereye gidiyorsunuz?
Andiamo a teatro. - Tiyatroya gidiyoruz.

Dove siamo? - Neredeyiz?
Siamo al mare. - Denizdeyiz.

3 Kasım 2015 Salı

Di chi è? - (Kimin?)

Di chi è questo libro? - Bu kitap kimin?
È di Marco. - Marco'nun.
Di chi è questa macchina? - Bu araba kimin?
È di Giovanna. - Giovanna'nın.
Di chi è questa camicia? - Bu gömlek kimin?
È mia. - Benim.
Di chi sono questi soldi? - Bu paralar kimin?
Sono di Filippo. - Filippo'nun.
Di chi è quel cane? - O köpek kimin?
È loro. - Onların.
Di chi è questa borsa? - Bu çanta kimin?
È nostra. - Bizim.
Di chi sono queste scarpe? - Bu ayakkabılar kimin?
Sono vostre. - Sizin.
Di chi è questo portafoglio? - Bu cüzdan kimin?
È suo. - Onun

2 Kasım 2015 Pazartesi

Tutto,-a; Tutti, -e

"Bütün, herkes, hepsi ve her şey" anlamlarında kullanılan bu zamir çekimlidir ve genellikle tanımlık (artikel) ile birlikte kullanılır.

Örnek:
Ti ho pensato tutto il giorno. - Bütün gün seni düşündüm.
Chi ti ha detto tutte queste cose? - Bütün bunları sana kim söyledi?
Voglio sapere tutto di te! - Seninle ilgili her şeyi bilmek istiyorum!
Tutti parlano male di lui. - Herkes onunla ilgili kötü konuşuyor.
Ho visto tutto! - Her şeyi gördüm!
Tutte le strade portano a Roma. - Bütün yollar Roma'ya çıkar.
Mi piacciono tutte le canzoni di Tarkan. - Tarkan'ın bütün şarkıları hoşuma gider.
Ti aspetterò per tutta la mia vita. - Bütün hayatım boyunca seni bekleyeceğim.

Uno, -a

"Biri, herhangi biri" anlamına gelen bu zamir cinse göre değişir.
Örnek:
C'è uno qui che ti conosce. - Burada seni tanıyan biri var.
Oggi uno è venuto qui e ha voluto vederti. - Bugün buraya biri geldi ve seni görmek istedi.
Abbiamo visto una che ha un bel cane. - Güzel bir köpeği olan birini gördük.
Uno di voi può venire con me. - Sizden biri benimle gelebilir.
Ieri uno mi ha telefonato e ha voluto parlare con te. - Dün biri beni aradı ve seninle konuşmak istedi.
Non conosco uno di quelli. - Onlardan herhangi birini tanımıyorum.

Altrettanto, -a; altrettanti, -e

"Bir o kadar" anlamına gelen bu sıfat çekimlidir, cins ve sayıya göre farklılık gösterebilir.

Örnek:
C'erano venti uomini alla festa e altrettante ragazze.
Partide yirmi erkek ve bir o kadar da kız vardı.
Ho comprato tre borse e altrettante scarpe.
Üç çanta ve bir o kadar da ayakkabı aldım.

Qualsiasi, qualsivoglia, qualunque

"Herhangi bir" anlamına gelen bu sıfatlar çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılırlar.

Örnek:
Mi va bene qualsiasi libro. - Bana herhangi bir kitap uyar.
Puoi chiedermi qualunque domanda. - Bana herhangi bir soru sorabilirsin.

Qualche

"Birkaç, birtakım, bazı" anlamlarına gelir, çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılır.
Sayılabien adlar için geçerlidir.

Örnek:
Voglio farti qualche domanda. - Sana birkaç soru sormak istiyorum.
Ho qualche amico/a in Italia. - İtalya'da birkaç arkadaşım var.
Ho imparato qualche cosa da lui. - Ondan birkaç şey öğrendim.
Ho fatto qualche esempio. - Birkaç örnek yaptım.
Ho visto Roberta qualche giorno fa. - Birkaç gün önce Roberta'yı gördüm.
Nella vita qualche cosa è difficile. - Hayatta birtakım şeyler zordur.

Che tempo fa? - Hava nasıl?

Örnek:
Che tempo fa? Fa bel tempo (Hava güzel)
Che tempo fa? Fa brutto tempo (Hava kötü)
Che tempo fa? Fa freddo (Hava soğuk)
Che tempo fa? Fa caldo (Hava sıcak)

Che tempo fa oggi a Istanbul?
İstanbul'da bugün hava nasıl?

Hava durumuyla ilgili birkaç konuşma örnekleri:
Ciao Maria, com'è il tempo oggi a Roma?
Merhaba Maria, bugün Roma'da hava nasıl?

Oggi è nuvoloso, e lì? - Bugün bulutlu, ya orada?
Qui sta nevicando tanto - Burada çok kar yağıyor.

Roberto, com'è il tempo in Sicilia? - Roberto, Sicilya'da hava nasıl?
Stamattina ha nevicato tanto ma adesso non nevica più.
Bu sabah çok kar yağdı ama şimdi artık yağmıyor.

Francesco, lì non nevica? - Francesco, orada kar yağmıyor mu?
Qui per adesso non nevica ma piove tanto - Şimdilik burada kar yağmıyor ama çok yağmur yağıyor.
AIIa teIevisione dicono che nevicherà domani. - Televizyonda yarın kar yağacağını söylüyorlar.

Oggi c'è un bel sole a Istanbul ma ieri ha piovuto tutto il giorno.
Bugün İstanbul'da güzel bir güneş var ama dün bütün gün yağmur yağdı.

Not: Doğa olaylarından söz ederken, hem "Avere" hem de "Essere" fiillerini kullanabilirsiniz. Kısacası, "è piovuto" ve "ha piovuto" kullanımlarının ikisi de doğrudur.

Come mai? Nasıl oluyor da, Niçin?

Örnek:
Come mai sei qui? (Niçin buradasın?)
Sono qui per il lavoro. (İş için buradayım)
Come mai siete ad Ankara? (Niçin Ankara’dasınız?)
Siamo qui per turismo. (Turizm için buradayız.)
Come mai andate via? (Niçin gidiyorsunuz?)
Andiamo via perchè abbiamo degli impegni. (Gidiyoruz çünkü işlerimiz var.)
Come mai non viene anche Lei con noi? (Niçin siz de bizimle gelmiyorsunuz?)
Mi dispiace, sono molto stanca. (Üzgünüm, çok yorgunum.)

Cui

“Cui” edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. Bir başka deyişle “Che” hiçbir zaman edat almazken “Cui” edatsız kullanılamaz.
Oysa “il quale” özne ve nesne değerli olduğu zaman edat almaz, tümleç olarak kullanıldığında edat almak zorundadır. “Cui” cinse ve sayıya göre değişmez.
Şöyle bir tümce düşünelim:
(İçinde yaşadığımız ev güzeldir.)
Böylesine bir tümceyi “Che” ile ya da nesne ve özne değerli “il quale” ile İtalyanca’ya çevirmeniz olanaklı değildir. Burada ancak “Cui” ya da tümleç olarak kullanabileceğimiz “il quale” söz konusu olabilir. Gene pratik kolaylık olsun diye bu tümceyi aşağıdaki biçimde düşünmekte yarar vardır:

Örnek:
Ev ki onun içinde yaşıyoruz güzeldir.
La casa in cui viviamo è bella
(Kendisine) gittiğimiz arkadaş Mario’dur.
L’amico da cui andiamo è Mario.
Dükkânların bugün niçin kapalı olduğu bilinmiyor.
Non si sa il motivo per cui oggi i negozzi sono chiusi.
Birlikte tiyatroya gittiğim kız arkadaşım Carla’dır.
L’amica con cui vado a teatro è Carla.
Kart gönderdiğim kişi kardeşimdir.
Il ragazzo a cui ho spedito la cartolina è mio fratello.
Geldiğimiz kent Milano’dur.
La città da cui veniamo è Milano.
Sözünü ettiğin filmi görmüştüm.
Ho già visto il film di cui parli.
Aralarında İspanyollar’ın da bulunduğu turistler Amerika’dan geliyor.
I turisti fra cui ci sono anche gli spagnoli vengono dall’America.
Üzerinde çiçeklerin bulunduğu masa Mario’nundur.
La tavola su cui si trovano i fiori è di Mario.
Not: Örnek tümcelerdeki kırmızıyla yazılanlar temel tümce, diğerleri ise ilgi tümcecikleridir.
Kural: “Cui” ile birlikte kullandığımız edatları hangi ölçüte göre seçtik?
Örneğin niçin “L’amico da cui andiamo è Mario” diyoruz da “L’amico a cui andiamo è Mario diyemiyoruz?
Çünkü bir kişiye gitmek “da” edatı gerektirir.

Örnek:
Andiamo da Mario (Mario’ya gidiyoruz) denir. “Andiamo a Mario” denmez.
Vado da uno psicologo (Bir psikoloğa gidiyorum)
Vado da un amico (Bir arkadaşa gidiyorum)
Bir yere gitmek ise “a” edatı gerektirir.
Örnek:
Vado a Roma (Roma’ya gidiyorum)
Vado a scuola (Okula gidiyorum)
Vado a casa (Eve gidiyorum)
Bir kentte, bir evde, kısacası bir yerde yaşamak “in” edatı gerektirir.

Örnek:
La città in cui viviamo è İstanbul.
La casa in cui viviamo è bella.
Dikkat: “a cui” yerine “cui” kullanılabilir. Ayrıca “in cui” yerine çoğunlukla “dove” (ki orada) zarfı kullanılmaktadır. “Cui” birlikte kullanıldığı edata göre anlam kazanır.
“il quale“nin edatlarla birleşerek tümleç oluşturduklarını söylemiştik. Yukarıdaki örnekleri bir de “il quale” ile yapalım:
– La casa nella quale viviamo è bella.
– L’amico dal quale andiamo è Mario.
– Non si sa il motivo per il quale oggi i negozi sono chiusi.
– L’amica con la quale vado a teatro è Carla.
– La città nella quale andiamo è Roma.
– La città dalla quale veniamo è Milano.
– Ho già visto il film del quale parli.
– I turisti fra i quali ci sono anche gli spagnoli vengono dall’America.
– La tavola sulla quale si trovano i fiori è di Mario.
Not: “Cui” cinse ve sayıysa göre değişmezken “il quale” cinse ve sayıysa göre değişmek zorundadır.
Örnek parçamızdaki bir başka tümceyi ele alalım: “il paese i cui scrittori, uomini di cultura sono stati i portavoci di esigenza universali (…) è un paese civile.”
1. Temel tümcecik
“il paese è un paese civile”
2. İlgi tümceciği
“i cui scrittori, uomini di cultura sono stati i portavocidi esigenze universali”
(ki onun yazarları, kültür adamları evrensel beklentilerin sözcükleri olmuşlardır.)
Tümcenin bütünüyle Türkçesi şöyledir:
Yazarları, kültür adamları evrensel beklentilerin sözcükleri olmuş ülke uygar bir ülkedir.
Yukarıdaki tümcede “i cui” ki onun anlamına gelmekte, bir şeyin, kime, neye ait olduğunu gösterir.

Örnek:
– Sono fortunati quei genitori i cui figli crscono sani e intelligenti
– Franco e l’amico la cui moglie è partita ieri per l’italia.
– Ankara è la città il cui museo archeologico e conosciuto in tutto il mondo per la ricchezza dei reparti conservati.
– Il ragazzo le cui sorelle sono appena partite e mio amico da tanto tempo.
Kural: “Aitlik” bildiren böylesine ilgi tümceciklerini İtalyanca’ya çevirirken dikkat edeceğimiz pratik bir yol vardır: Ait olan kişi ya da şeylerin (tanıtıcı ya da belirleyici niteliği vardır aynı zamanda harfitarifleri ile aralarına “cui” edatı koymak yeterlidir.
Örneğin: “Ankara è la città il cui museo archeologico è conosciuto in tutto il mondo per la ricchezza dei reparti conservati” tümcesinde
tanıtılan şey “la città” tanıtıcı olan şey ise “il museo archeologico“dur. Buna göre “il” ve “museo archeologico” arasına “cui” koymak yetecektir.
Dikkat: Harfitarifi “lo” ya da “gli” olan nesnelerin de “cui” önünde harfitarifleri “il“, coğul durumunda “i” olur.

Örnek:
Yanlış yazılmış bir tümce: La scuola gli cui studenti sono partiti si chiama Salvatore
Doğru yazılmış bir tümce: La scuola i cui studenti sono partiti si chiama Salvatore
“il quale” kullanarak oluşturacağınız tümcelerde ise iki farklı yapı olasıdır.
1- La città, i giardini della quale sono belli, è Ankara
2- Ankara è la città, i giardini della quale sono belli.
Ancak “2” numaralı tümce “1” numaralı tümceye göre biçim açısından daha yetkindir.
Örnek parçemızdaki bir başka tümcemiz de şu idi:
“Il paese dalle cui opera d’arte è possibile ricavere un insegnamento artistico-storico è un paese civile.
Bu örnek tümcemizde hem aitlik (le cui opere) hem de tümleç değerlilik (dalle opere) vardır.
Bu tümceyi kendi yöntemimize göre açalım: Ülke ki onun sanat yapılarından sanatsal ve tarihsel ders almak olanaklıdır. (o ülke) uygar bir ülkedir.
Görüldüğü gibi aitliği salamak için opere ile le harfitarifi arasına cui ilgi zamiri koyduk ve tümleci sağlamak için de da edatını le harfitarifinin başına koyduk. “Niçin da?” sorusu akla gelebilir. Çünkü ricavere da edatı gerektirir.

Örnek:
– Roma è una città nei cui musei sono conservate famosissime opere d’arte.
– È bello vivere in una città, per le cui strade si può camminare senza essere travolti dal traffico.
– Lo studioso alla cui conferenza abbiamo presenziato la settimana scorsa, è molto conosciuto ad Ankara.
– La calunnia è un male dalle cui nefaste conseguenze ci si deve sempre guardare.
– L’amico con la cui macchina andrò in Cappadocia si chiama Mario Rossi.
Yukarıdaki tümceleri “Il quale” ile oluşturmak istersek:
– Roma è una città nei musei della quale sono conservate famosissime opere d’arte.
– È bello vivere in una città, per le strade della quale si può camminare senza essere travolti dal traffico.
– Lo studioso alla conferenza del quale abbiamo presenziato la settimana scorsa, è molto conosciuto ad Ankara.
– La calunnia è un male dalle nefaste conseguenze del quale ci si deve sempre guardare.
– L’amico con la macchina del quale andrò in Cappadocia si chiama Mario Rossi.