"Congiuntivo passato", dilek-istek kipinin geçmiş zamanıdır. Temel tümcelerde kullanılan; arzu, beklenti, korku, umut, belirsizlik, olasılık, kuşku, görüş, düşünce, istek, üzüntü, mutluluk ifadelerinden sonra yan tümcelerde kullanılır. Temel tümcede "presente indicativo" (şimdiki zaman) ya da "futuro semplice" (basit gelecek zaman) kullanılmışsa ve yan tümcede ifade edilen eylem, temel tümcede ifade edilen eylemden daha önce gerçekleşmişse, "congiuntivo passato" kipi kullanılır.
1- "Congiuntivo presente" dersinde "avere" ve "essere" yardımcı eylemlerinin "congiuntivo presente" çekimlerini göstermiştik. Bu derste de onlara gereksinim duyacağız.
2- "Passato prossimo" dersinden anımsayacağınız üzere eylemler: capito, bevuto, visto, andato biçiminde bitiyordu.
"Congiuntivo passato" zamanında da bu durum geçerli olacak.
Eğer bu iki dersi öğrendiyseniz, "congiuntivo passato"yu öğrenmek pek de güç olmayacaktır. Şimdi, yukarıda belirttiğimiz kurallar çerçevesinde "congiuntivo passato"yu daha iyi anlayabilmeniz açısından çeviri örneklerimize bakalım.
Congiuntivo passato ile tümce örnekleri:
Crediamo che voi abbiate detto la verità.
Doğruyu söylemiş olduğunuza inanıyoruz.
Speriamo che voi abbiate passato una bella giornata.
Güzel bir gün geçirmiş olduğunuzu umuyoruz.
Credono che noi abbiamo finito il lavoro.
İşi bitirmiş olduğumuzu sanıyorlar.
Spero che ora tu abbia capito.
Umarım şimdi anlamışsındır.
Sono felice che tu abbia ascoltato i miei consigli.
Öğütlerimi dinlemiş olmandan mutluyum.
Luisa sarà felice che voi siate andati ad Ankara.
Luisa, Ankara'ya gitmiş olmanızdan mutlu olacak.
Temo che loro non siano tornati dalla Turchia.
Türkiye'den dönmemiş olmalarından korkuyorum.
Non penso che Alessandro sia andato a Roma.
Alessandro'nun Roma'ya gitmiş olduğunu düşünmüyorum.
Spero che la Turchia ti sia piaciuta.
Umarım Türkiye hoşuna gitmiştir.
Giorgia ha paura che io abbia detto la verità.
Giorgia, benim gerçeği söylemiş olmamdan korkuyor.
Pensi che io abbia dormito tutto il giorno?
Bütün gün uyumuş olduğumu mu düşünüyorsun?
Tuo padre sarà contento che tu sia venuto con noi.
Baban, bizimle gelmiş olmandan memnun olacak.
Non sono sicuro che tu abbia letto quel libro.
O kitabı okumuş olduğundan emin değilim.
Saremo felici che voi abbiate vinto la partita.
Karşılaşmayı kazanmış olmanızdan mutlu olacağız.
Dikkat: Temel tümcedeki özne ile yan tümcedeki özne aynı kişiyse, kapalı (implicito) yan tümce kullanılır.
Örnekler:
Credo di aver risposto bene.
İyi bir yanıt vermiş olduğuma inanıyorum.
Penso di aver detto tutto.
Her şeyi söylemiş olduğumu düşünüyorum.
Sono felice di essere andato in Turchia.
Türkiye'ye gitmiş olmaktan mutluyum.
ne demek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne demek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Şubat 2017 Çarşamba
Congiuntivo passato - (İtalyancada dilek-istek kipinin geçmiş zamanı)
Etiketler:
congiuntivo passato,
italian,
italiano,
italyan grameri,
italyanca congiuntivo passato,
İtalyanca cümle örnekler,
İtalyanca dersler,
İtalyanca eğitim seti indir,
İtalyanca fiiller,
ne demek
21 Ekim 2016 Cuma
Modo imperativo - Emir kipi
Bu kipi, emir tümcelerinde ve bir ricada bulunacağımız zaman kullanacağız. Emir kipi yalnızca geniş zamanda kullanılır. Kullanımı oldukça kolay olan bu kipin kullanımı, birkaç fiil örneği ile çok kolay anlaşılacaktır. Kendi kendimize emir veremeyeceğimiz için, emir kipinin birinci tekil kişi çekimi bulunmuyor. Bu derste yalnızca olumlu emir kipi fiillerinden ve tümcelerinden örnekler göreceğiz. Emir kipinin olumsuz tümcelerle ve dönüşlü fiillerle kullanımını sonraki derslerimizde ele alacağız. Öncelikle emir kipinin birkaç düzenli ve düzensiz fiil çekimleriyle kullanımına ve örnek tümcelere bakalım.
Parlare - Konuşmak
Parla - Konuş
Parli - Konuşsun / Konuşun (Nezaket)
Parliamo - Konuşalım
Parlate - Konuşun
Parlino - Konuşsunlar
Parli - Konuşsun / Konuşun (Nezaket)
Parliamo - Konuşalım
Parlate - Konuşun
Parlino - Konuşsunlar
Parla con me! - Konuş benimle!
Giulia parli con Francesco! - Giulia, Francesco ile konuşsun!
Signora, parli ad alta voce, per favore! - Bayan, yüksek sesle konuşun, lütfen!
Parliamo italiano! - İtalyanca konuşalım!
Giulia parli con Francesco! - Giulia, Francesco ile konuşsun!
Signora, parli ad alta voce, per favore! - Bayan, yüksek sesle konuşun, lütfen!
Parliamo italiano! - İtalyanca konuşalım!
___________________________________________________________________________
Aspettare - Beklemek
Aspetta - Bekle
Aspetti - Beklesin / Bekleyin (Nezaket)
Aspettiamo - Bekleyelim
Aspettate - Bekleyin
Aspettino - Beklesinler
Aspetti - Beklesin / Bekleyin (Nezaket)
Aspettiamo - Bekleyelim
Aspettate - Bekleyin
Aspettino - Beklesinler
Marta aspetti Luca! - Marta, Luca'yı beklesin!
Signore, aspetti per favore! - Bayım, bekleyin lütfen!
Signore, aspetti per favore! - Bayım, bekleyin lütfen!
Luca, aspetta un attimo! - Luca, bir dakika bekle!
__________________________________________________________________________
__________________________________________________________________________
Rispondere - Yanıt vermek
Rispondi - Yanıt ver
Risponda - Yanıt versin / Yanıt verin (Nezaket)
Rispondiamo - Yanıt verelim
Rispondete - Yanıt verin
Rispondano - Yanıt versinler
Risponda - Yanıt versin / Yanıt verin (Nezaket)
Rispondiamo - Yanıt verelim
Rispondete - Yanıt verin
Rispondano - Yanıt versinler
Rispondi, per favore! - Yanıt ver, lütfen!
Rispondiamo subito! - Hemen yanıt verelim!
Signore, risponda alla mia domanda, per favore! - Bayım, lütfen soruma yanıt verin!
___________________________________________________________________________
Aprire - Açmak
Apri - Aç
Apra - Açsın / Açın (Nezaket)
Apriamo - Açalım
Aprite - Açın
Aprano - Açsınlar
Maria, apri la porta, per favore! - Maria, kapıyı aç lütfen!
Luigi apra la finestra! - Luigi pencereyi açsın!
___________________________________________________________________________
Emir kipinde birkaç düzensiz fiil çekimi!
Essere - Olmak
Sii - Ol
Sia - Olsun / Olun (Nezaket)
Siamo - Olalım
Siate - Olun
Siano - Olsunlar
Sia - Olsun / Olun (Nezaket)
Siamo - Olalım
Siate - Olun
Siano - Olsunlar
Sii felice! - Mutlu ol!
Siate felici! - Mutlu olun!
___________________________________________________________________________
Siate felici! - Mutlu olun!
___________________________________________________________________________
Bere - İçmek
Bevi - İç
Beva - İçsin / İçin (Nezaket)
Beviamo - İçelim
Bevete - İçin
Bevano - İçsinler
Beva - İçsin / İçin (Nezaket)
Beviamo - İçelim
Bevete - İçin
Bevano - İçsinler
Bevi un bicchiere di vino! - Bir bardak şarap iç!
Bevete un litro e mezzo d'acqua al giorno! - Günde bir buçuk litre su için!
____________________________________________________________________________
Bevete un litro e mezzo d'acqua al giorno! - Günde bir buçuk litre su için!
____________________________________________________________________________
Uscire - Çıkmak
Esci - Çık
Esca - Çıksın / Çıkın (Nezaket)
Usciamo - Çıkalım
Uscite - Çıkın
Escano - Çıksınlar
Esca - Çıksın / Çıkın (Nezaket)
Usciamo - Çıkalım
Uscite - Çıkın
Escano - Çıksınlar
Esci dal mio cuore! - Kalbimden çık!
Uscite da lì! - Çıkın oradan!
____________________________________________________________________________
Uscite da lì! - Çıkın oradan!
____________________________________________________________________________
Andare - Gitmek
Vai / Va' - Git
Vada - Gitsin / Gidin (Nezaket)
Andiamo - Gidelim
Andate - Gidin
Vadano - Gitsinler
Vada - Gitsin / Gidin (Nezaket)
Andiamo - Gidelim
Andate - Gidin
Vadano - Gitsinler
Vada da Marco! - Marco'ya gitsin!
Andate in Turchia! - Türkiye'ye gidin!
Vadano ad Istanbul! - İstanbul'a gitsinler!
____________________________________________________________________________
Andate in Turchia! - Türkiye'ye gidin!
Vadano ad Istanbul! - İstanbul'a gitsinler!
____________________________________________________________________________
Venire - Gelmek
Vieni - Gel
Venga - Gelsin / Gelin (Nezaket)
Veniamo - Gelelim
Venite - Gelin
Vengano - Gelsinler
Venga - Gelsin / Gelin (Nezaket)
Veniamo - Gelelim
Venite - Gelin
Vengano - Gelsinler
Vieni a casa mia! - Benim evime gel!
Venite a Roma! - Roma'ya gelin!
____________________________________________________________________________
Venite a Roma! - Roma'ya gelin!
____________________________________________________________________________
Etiketler:
come si usa,
emir kipi,
italiano,
İtalyanca,
Modo imparativo,
nasıl kullanılır,
ne demek,
örnek cümleler,
örnek tümceler
22 Ağustos 2016 Pazartesi
In cui
"Cui" bir ilgi zamiridir ve "a, da, per, su, con, di, in, tra, fra" gibi edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. "Cui" cinse ve sayıya göre değişmez.
Bu derste "in cui"nin nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.
"(İçinde) yaşadığım ev güzeldir." tümcesini düşünelim. Bu tümceyi İtalyancaya çevirmek için, "ki onun içinde" anlamına gelen "in cui" ilgi zamirine gereksinim duyulur. Bu tümce yapısı bize biraz ters gelse de İtalyancada bu biçimde kullanılma zorunluluğu vardır.
Örneğin:
La casa in cui vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki onun içinde yaşıyorum güzeldir.
Mi piace la città in cui vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki onun içinde yaşıyorum hoşuma gidiyor.
Not: "In cui" yerine çoğu zaman "ki orada" anlamına gelen "dove" kullanılır.
Örneğin:
La casa dove vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki orada yaşıyorum güzeldir.
Mi piace la città dove vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki orada yaşıyorum hoşuma gidiyor.
Bu derste "in cui"nin nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.
"(İçinde) yaşadığım ev güzeldir." tümcesini düşünelim. Bu tümceyi İtalyancaya çevirmek için, "ki onun içinde" anlamına gelen "in cui" ilgi zamirine gereksinim duyulur. Bu tümce yapısı bize biraz ters gelse de İtalyancada bu biçimde kullanılma zorunluluğu vardır.
Örneğin:
La casa in cui vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki onun içinde yaşıyorum güzeldir.
Mi piace la città in cui vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki onun içinde yaşıyorum hoşuma gidiyor.
Not: "In cui" yerine çoğu zaman "ki orada" anlamına gelen "dove" kullanılır.
Örneğin:
La casa dove vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki orada yaşıyorum güzeldir.
Mi piace la città dove vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki orada yaşıyorum hoşuma gidiyor.
Etiketler:
che vuol dire,
cosa significa,
In cui,
italian,
italiano,
İtalyanca,
mean,
nasıl kullanılır,
ne demek
16 Haziran 2016 Perşembe
Come se / -miş gibi
"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.
Birkaç örnek:
Birkaç örnek:
Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.
Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.
Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!
Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.
Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.
Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!
Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!
Etiketler:
che vuol dire,
come se,
cosa significa,
ne anlama gelir,
ne demek
3 Aralık 2015 Perşembe
Passato Remoto - Uzak geçmiş zaman
"Passato remoto", (Uzak geçmiş zaman) konuşma dilinde yalnızca Toskana bölgesinde ve İtalya'nın güneyinde kullanılır. Bu bölgelerde yaşayan İtalyanlar, "uzak geçmişi" ve "yakın geçmişi" anlatırlarken bu zamandan yararlanırlar. Ancak İtalya'nın kuzeyinde ve ortasında yaşayan İtalyanlar, konuşma dilinde "passato remoto" yerine "passato prossimo"yu kullanmayı yeğlerler. Bunun da nedeni "passato remoto"da çok fazla düzensiz eylem çekimi olmasıdır. "passato remoto" genelde; tarih, roman, öykü, masal kitaplarında kullanılır. Öncelikle "passato remoto"da eylemlerin çekimlerine bakalım, daha sonra örnek tümcelerimizle bu zamanın nasıl kullanıldığını öğrenelim.
Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler
Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular
Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular
Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular
Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler
Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler
Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler
Passato remoto ile örnek tümceler:
Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita, tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)
Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler
Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular
Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular
Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular
Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler
Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler
Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler
Passato remoto ile örnek tümceler:
Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita, tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)
Etiketler:
come si usa,
italian,
italiano,
italyanca,
la lingua italiana,
nasıl kullanılır,
ne demek,
öğren,
Passato remoto,
uzak geçmiş zaman
30 Kasım 2015 Pazartesi
Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı
Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.
Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.
Birkaç örnek:
Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!
Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.
Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?
Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.
Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?
Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.
Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!
Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.
Birkaç örnek:
Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!
Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.
Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?
Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.
Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?
Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.
Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!
Etiketler:
anlamı,
che vuol dire,
come si usa,
italian,
italiano,
italyanca,
mi va,
ne anlama gelir,
ne demek,
ti va
28 Kasım 2015 Cumartesi
Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)
"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.
Örnek:
Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!
Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!
Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!
Örnek:
Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!
Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!
Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!
Metterci
"Mettere" eylemi (Koymak) anlamında kullanılırken, "metterci" ise (zaman harcamak, zaman almak, süre almak) anlamlarında kullanılır ve yine her çekimin başına "ci" particellası konur.
Örnek:
Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?
Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?
Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!
Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?
Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?
Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?
Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.
Örnek:
Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?
Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?
Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!
Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?
Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?
Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?
Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
italian,
italiano,
italyanca,
la lingua italiana,
metterci,
mettere,
nasıl kullanılır,
ne anlama geliyor,
ne demek,
nedir
25 Kasım 2015 Çarşamba
Volerci
Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.
Örnek:
Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.
Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.
Örnek:
Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.
Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.
Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.
Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?
Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.
Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.
Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.
Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.
Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?
Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.
Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.
Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.
Etiketler:
che vuol dire,
ci vogliono,
ci vuole,
cosa significa,
italian,
italiano,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek
18 Kasım 2015 Çarşamba
Chi è? - Kimdir?
Chi è questo bambino? - Bu çocuk kim?
Lui è Luca. - O Luca'dır.
Chi è questa ragazza? - Bu kız kim?
Lei è Alessandra. - O Alessandra'dır.
Chi è Anna? - Anna kim?
Non la conosco. - Onu tanımıyorum.
Chi è Leonardo? - Leonardo kim?
Non lo conosco. - Onu tanımıyorum.
Chi è? - Kim o?
È Giovanni. - Giovanni'dir.
Chi è? - Kim o?
È Veronica. - Veronica'dır.
Çoğul sorularda ise "è" yardımcı eyleminin yerini "sono" alır.
Örnek:
Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Sono Paolo e Francesco. - Paolo ve Francesco'dur.
Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Sono Martina e Valeria. - Martina ve Valeria'dır.
Chi sono queste bambine? - Kimdir bu kız çocukları?
Loro sono Anna ed Eva. - Onlar Anna ve Eva'dır.
Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Non li conosco. - Onları tanımıyorum.
Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Non le conosco. - Onları tanımıyorum.
Lui è Luca. - O Luca'dır.
Chi è questa ragazza? - Bu kız kim?
Lei è Alessandra. - O Alessandra'dır.
Chi è Anna? - Anna kim?
Non la conosco. - Onu tanımıyorum.
Chi è Leonardo? - Leonardo kim?
Non lo conosco. - Onu tanımıyorum.
Chi è? - Kim o?
È Giovanni. - Giovanni'dir.
Chi è? - Kim o?
È Veronica. - Veronica'dır.
Çoğul sorularda ise "è" yardımcı eyleminin yerini "sono" alır.
Örnek:
Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Sono Paolo e Francesco. - Paolo ve Francesco'dur.
Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Sono Martina e Valeria. - Martina ve Valeria'dır.
Chi sono queste bambine? - Kimdir bu kız çocukları?
Loro sono Anna ed Eva. - Onlar Anna ve Eva'dır.
Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Non li conosco. - Onları tanımıyorum.
Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Non le conosco. - Onları tanımıyorum.
Etiketler:
che vuol dire,
Chi è,
come si usa,
cosa significa,
italian,
italiano,
italyanca,
kim o,
kimdir,
nasıl kullanılır,
ne anlama gelir,
ne demek
17 Kasım 2015 Salı
Futuro anteriore - Bileşik gelecek zaman
İtalyancada bileşik gelecek zaman dilimi de "essere" ve "avere" yardımcı eylemlerinden yararlanılarak oluşturulur. "Bileşik gelecek zamanı" kullanmak için gelecekte yapılacak iki iş ya da olay olması gerekir. Birbirini izleyen iki eylemi anlatmak için önce; "Bileşik gelecek zaman" ardından da "basit gelecek zaman" kullanılır.
Bileşik gelecek zamanla birlikte kullanılan zaman bağlaçlarına örnek verecek olursak:
Dopo che - (...den sonra, ...dan sonra)
Örnek: (Geldikten sonra, yaptıktan sonra, aldıktan sonra gibi tümcelerle kullanılır.)
Appena - (...ır....mez, ...ır...maz)
Örnek: (Gelir gelmez, yapar yapmaz, alır almaz gibi tümcelerle kullanılır.)
Quando - (...dığı zaman, ...dığında)
Örnek: (Geldiği zaman, yaptığında, aldığı zaman gibi tümcelerle kullanılır.)
Örnek tümceler:
Dopo che avrò parlato con Maria, ti chiamerò.
Maria ile konuştuktan sonra, seni arayacağım.
Dopo che avrò imparato l'italiano, mi trasferirò in Italia..
İtalyanca'yı öğrendikten sonra, İtalya'ya taşınacağım.
Dopo che avrò letto questa lettera, andrò a dormire.
Bu mektubu okuduktan sonra, uyumaya gideceğim.
Quando sarà arrivato da Roma, gli racconterò tutto. -
Roma'dan geldiğinde, ona her şeyi anlatacağım.
Quando verrai ad Istanbul, sarò andato in Italia.
İstanbul'a geldiğinde, İtalya'ya gitmiş olacağım.
Quando avrò finito di lavorare, andrò a casa.
Çalışmayı bitirdiğimde, eve giteceğim.
Appena sarai arrivato a Milano, verrai da me.
Roma'ya gelir gelmez, bana geleceksin.
Appena sarà arrivata Giorgia, partiremo per Antalya.
Giorgia gelir gelmez, Antalya'ya yola çıkacağız.
Appena avrà parlato con Lisa, andrà a lavorare.
Lisa ile konuşur konuşmaz, işe gidecek.
Dikkat:
Appena, quando, dopo che zaman bağlaçları bu zamanlarla bilikte kullanılması zorunludur diye bir kural yoktur. Ayrıca şunu da belirtmekte yarar var: Gelecekte olacak iki eylemden öncekini "bileşik gelecek zaman" sonrakini de "basit gelecek zaman" ile anlatmak zorunludur diye bir kural da yoktur. Bir başka deyişle, gelecekte olacak olan iki eylemi "basit gelecek zaman" ile de anlatabiliriz.
Örneğin:
Dopo che arriverò ad Antalya, ti chiamerò.
Appena finirò di lavorare, andrò a casa.
Quando imparerò l'italiano, mi trasferirò in Italia.
Ayrıca birbirini izleyen iki eylemi anlatabilmek için başka bir tümce yapısından yararlanmak da olanaklıdır. Bileşik gelecek zamanı kullanmadan oluşturulan bu yapı, günlük dilde ve yazı dilinde oldukça sık kullanılır.
Örnek:
Dopo aver pranzato, andrò da mia mamma.
Öğle yemeği yedikten sonra, anneme gideceğim.
Dopo aver giocato a calcio, mi riposerò un po'.
Futbol oynadıktan sonra, biraz dinleneceğim.
Dopo esser uscito/a dal cinema, tornerò a casa.
Sinemadan çıktıktan sonra, eve döneceğim.
Dopo esser tornati/e da scuola, guarderemo il cartone animato.
Okuldan döndükten sonra, çizgi film izleyeceğiz.
Bu örneklerde gördüğünüz gibi kimi eylemler "avere", kimileri de "essere" yardımcı eylemiyle çekilmiştir. Giocare ve pranzare eylemleri "avere" ile çekilmiştir. Uscire ve tornare eylemleri ise "essere" yardımcı eylemiyle çekilerek, participio passato öznenin cins ve sayısına uymuştur.
Ancak gelecekte yapılacak iki eylemi anlatmak için, bunların dışında kullanılan bir başka anlatım biçimi daha vardır:
Örnek:
Finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirince ya da öğle yemeği bitince, bir film izleyeceğim.
Uscito/a dal cinema, andrò da Marco.
Sinemadan çıkınca, Marco'ya gideceğim.
Tornati/e a casa, giocheremo a scacchi.
Eve dönünce, satranç oynayacağız.
Yukarıdaki örneklere baktığımızda, özne belirtilmese de basit gelecek zamandaki tümcelerden iki eylemi gerçekleştirecek kişi ya da kişilerin aynı olduklarını anlıyoruz.
Ancak özneler farklı olursa:
Örnek:
Uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkınca, eve döneceğim.
Tornato Roberto da Roma, Alessandra partirà.
Roberto Roma'dan dönünce, Alessandra yola çıkacak.
Arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelince, ben gideceğim.
Bu örnekleri "appena" zaman bağlacı ile de anlatabiliriz.
Örnek:
Appena finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirir bitirmez, bir film izleyeceğim.
Appena uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkar çıkmaz, eve döneceğim.
Appena tornato Roberto da Roma, Alessandrà partirà.
Roberto Roma'dan döner dönmez, Alessandra yola çıkacak.
Appena arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelir gelmez, ben gideceğim.
Appena tornate mie sorelle dalle vacanze, partirò io.
Kız kardeşlerim tatilden döner dönmez, ben yola çıkacağım.
_________________________________________________________________________
"Bileşik gelecek zaman" tek başına kullanıldığı durumlarda olasılık, kuşku ve belirsizlik anlatır.
Örnek:
Secondo te quanti anni ha Brad Pitt? - Sence Brad Pitt kaç yaşındadır?
Avrà 49 anni. - 49 yaşında vardır.
Brad Pitt'in yaşını bilmediğimden dolayı "bileşik gelcek zaman" kullanarak yanıt vermek durumundayım. Eğer kesin yaşını bilseydim, Ha 51 anni (51 yaşında) demem gerekirdi. Benzer durum aşağıdaki örnekler için de geçerlidir.
Che ora sono? - Saat kaç?
Saranno le due - İki vardır.
Dov'è Giulia? - Giulia nerede?
Sarà andata a fare la spesa. - Alışveriş yapmaya gitmiş olacak/olmalı.
Ha finito quel lavoro Lorenzo? - Lorenzo o işi bitirdi mi?
Avrà finito, non ne sono sicuro. - Bitirmiş olacak/olmalı, bundan emin değilim.
Mario è in ritardo, avrà perso l'autobus.
Mario geç kaldı, otobüsü kaçırmış olacak/olmalı.
Özetlersek:
Passato prossimo - Yakın geçmiş zaman
Dopo che ho mangiato sono uscito. - Yemek yedikten sonra çıktım.
Quando ho mangiato sono uscito. - Yemek yediğim zaman çıktım.
Appena ho mangiato sono uscito. - Yemek yer yemez çıktım.
Presente - Şimdiki zaman
Dopo che ho mangiato esco. - Yemek yedikten sonra çıkıyorum.
Quando ho mangiato esco. - Yemek yediğim zaman çıkıyorum.
Appena ho mangiato esco. - Yemek yer yemez çıkıyorum.
Futuro - Gelecek
Dopo che avrò mangiato uscirò. - Yemek yedikten sonra çıkacağım.
Quando avrò mangiato uscirò. - Yemek yediğim zaman çıkacağım.
Appena avrò mangiato uscirò. - Yemek yer yemez çıkacağım.
Bileşik gelecek zamanla birlikte kullanılan zaman bağlaçlarına örnek verecek olursak:
Dopo che - (...den sonra, ...dan sonra)
Örnek: (Geldikten sonra, yaptıktan sonra, aldıktan sonra gibi tümcelerle kullanılır.)
Appena - (...ır....mez, ...ır...maz)
Örnek: (Gelir gelmez, yapar yapmaz, alır almaz gibi tümcelerle kullanılır.)
Quando - (...dığı zaman, ...dığında)
Örnek: (Geldiği zaman, yaptığında, aldığı zaman gibi tümcelerle kullanılır.)
Örnek tümceler:
Dopo che avrò parlato con Maria, ti chiamerò.
Maria ile konuştuktan sonra, seni arayacağım.
Dopo che avrò imparato l'italiano, mi trasferirò in Italia..
İtalyanca'yı öğrendikten sonra, İtalya'ya taşınacağım.
Dopo che avrò letto questa lettera, andrò a dormire.
Bu mektubu okuduktan sonra, uyumaya gideceğim.
Quando sarà arrivato da Roma, gli racconterò tutto. -
Roma'dan geldiğinde, ona her şeyi anlatacağım.
Quando verrai ad Istanbul, sarò andato in Italia.
İstanbul'a geldiğinde, İtalya'ya gitmiş olacağım.
Quando avrò finito di lavorare, andrò a casa.
Çalışmayı bitirdiğimde, eve giteceğim.
Appena sarai arrivato a Milano, verrai da me.
Roma'ya gelir gelmez, bana geleceksin.
Appena sarà arrivata Giorgia, partiremo per Antalya.
Giorgia gelir gelmez, Antalya'ya yola çıkacağız.
Appena avrà parlato con Lisa, andrà a lavorare.
Lisa ile konuşur konuşmaz, işe gidecek.
Dikkat:
Appena, quando, dopo che zaman bağlaçları bu zamanlarla bilikte kullanılması zorunludur diye bir kural yoktur. Ayrıca şunu da belirtmekte yarar var: Gelecekte olacak iki eylemden öncekini "bileşik gelecek zaman" sonrakini de "basit gelecek zaman" ile anlatmak zorunludur diye bir kural da yoktur. Bir başka deyişle, gelecekte olacak olan iki eylemi "basit gelecek zaman" ile de anlatabiliriz.
Örneğin:
Dopo che arriverò ad Antalya, ti chiamerò.
Appena finirò di lavorare, andrò a casa.
Quando imparerò l'italiano, mi trasferirò in Italia.
Ayrıca birbirini izleyen iki eylemi anlatabilmek için başka bir tümce yapısından yararlanmak da olanaklıdır. Bileşik gelecek zamanı kullanmadan oluşturulan bu yapı, günlük dilde ve yazı dilinde oldukça sık kullanılır.
Örnek:
Dopo aver pranzato, andrò da mia mamma.
Öğle yemeği yedikten sonra, anneme gideceğim.
Dopo aver giocato a calcio, mi riposerò un po'.
Futbol oynadıktan sonra, biraz dinleneceğim.
Dopo esser uscito/a dal cinema, tornerò a casa.
Sinemadan çıktıktan sonra, eve döneceğim.
Dopo esser tornati/e da scuola, guarderemo il cartone animato.
Okuldan döndükten sonra, çizgi film izleyeceğiz.
Bu örneklerde gördüğünüz gibi kimi eylemler "avere", kimileri de "essere" yardımcı eylemiyle çekilmiştir. Giocare ve pranzare eylemleri "avere" ile çekilmiştir. Uscire ve tornare eylemleri ise "essere" yardımcı eylemiyle çekilerek, participio passato öznenin cins ve sayısına uymuştur.
Ancak gelecekte yapılacak iki eylemi anlatmak için, bunların dışında kullanılan bir başka anlatım biçimi daha vardır:
Örnek:
Finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirince ya da öğle yemeği bitince, bir film izleyeceğim.
Uscito/a dal cinema, andrò da Marco.
Sinemadan çıkınca, Marco'ya gideceğim.
Tornati/e a casa, giocheremo a scacchi.
Eve dönünce, satranç oynayacağız.
Yukarıdaki örneklere baktığımızda, özne belirtilmese de basit gelecek zamandaki tümcelerden iki eylemi gerçekleştirecek kişi ya da kişilerin aynı olduklarını anlıyoruz.
Ancak özneler farklı olursa:
Örnek:
Uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkınca, eve döneceğim.
Tornato Roberto da Roma, Alessandra partirà.
Roberto Roma'dan dönünce, Alessandra yola çıkacak.
Arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelince, ben gideceğim.
Bu örnekleri "appena" zaman bağlacı ile de anlatabiliriz.
Örnek:
Appena finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirir bitirmez, bir film izleyeceğim.
Appena uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkar çıkmaz, eve döneceğim.
Appena tornato Roberto da Roma, Alessandrà partirà.
Roberto Roma'dan döner dönmez, Alessandra yola çıkacak.
Appena arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelir gelmez, ben gideceğim.
Appena tornate mie sorelle dalle vacanze, partirò io.
Kız kardeşlerim tatilden döner dönmez, ben yola çıkacağım.
_________________________________________________________________________
"Bileşik gelecek zaman" tek başına kullanıldığı durumlarda olasılık, kuşku ve belirsizlik anlatır.
Örnek:
Secondo te quanti anni ha Brad Pitt? - Sence Brad Pitt kaç yaşındadır?
Avrà 49 anni. - 49 yaşında vardır.
Brad Pitt'in yaşını bilmediğimden dolayı "bileşik gelcek zaman" kullanarak yanıt vermek durumundayım. Eğer kesin yaşını bilseydim, Ha 51 anni (51 yaşında) demem gerekirdi. Benzer durum aşağıdaki örnekler için de geçerlidir.
Che ora sono? - Saat kaç?
Saranno le due - İki vardır.
Dov'è Giulia? - Giulia nerede?
Sarà andata a fare la spesa. - Alışveriş yapmaya gitmiş olacak/olmalı.
Ha finito quel lavoro Lorenzo? - Lorenzo o işi bitirdi mi?
Avrà finito, non ne sono sicuro. - Bitirmiş olacak/olmalı, bundan emin değilim.
Mario è in ritardo, avrà perso l'autobus.
Mario geç kaldı, otobüsü kaçırmış olacak/olmalı.
Özetlersek:
Passato prossimo - Yakın geçmiş zaman
Dopo che ho mangiato sono uscito. - Yemek yedikten sonra çıktım.
Quando ho mangiato sono uscito. - Yemek yediğim zaman çıktım.
Appena ho mangiato sono uscito. - Yemek yer yemez çıktım.
Presente - Şimdiki zaman
Dopo che ho mangiato esco. - Yemek yedikten sonra çıkıyorum.
Quando ho mangiato esco. - Yemek yediğim zaman çıkıyorum.
Appena ho mangiato esco. - Yemek yer yemez çıkıyorum.
Futuro - Gelecek
Dopo che avrò mangiato uscirò. - Yemek yedikten sonra çıkacağım.
Quando avrò mangiato uscirò. - Yemek yediğim zaman çıkacağım.
Appena avrò mangiato uscirò. - Yemek yer yemez çıkacağım.
13 Kasım 2015 Cuma
Passato prossimo - Yakın geçmiş zaman
İtalyancada "yakın geçmişi" anlatmak için "passato prossimo" zamanı kullanılır. Tıpkı diğer zamanlarda olduğu gibi bu zamanda da "essere ve avere" yardımcı eylemlerinden yararlanılarak tümce kurulur. Buradaki önemli nokta ise hangi eylemin hangi yardımcı eylemle kullanıldığıdır. Bu durum belirli kurallara dayalıdır.
Kural:
1-Nesne alan eylemler "Avere" ile, nesne almayan eylemler ise "Essere" ile kullanılır.
2-Bir başka deyişle "Kimi ve neyi" sorularına yanıt veren eylemler geçişli eylemlerdir ve "Avere" ile kullanılır, bu sorulara yanıt vermeyen eylemler ise geçişsiz eylemlerdir ve "Essere" ile birlikte kullanılırlar.
Avere ile kullanılan eylemler:
Vedere - (Görmek) eylemini ele aldığımızda, "kimi ve neyi" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz; bu bakımdan "Avere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorunda.
Vedere - (Görmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho visto - Ben gördüm
Tu hai visto - Sen gördün
Lui / Lei ha visto - O gördü
Noi abbiamo visto - Biz gördük
Voi avete visto - Siz gördünüz
Loro hanno visto - Onlar gördü
Dare - (Vermek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho dato - Ben verdim
Tu hai dato - Sen verdin
Lui / Lei ha dato - O verdi
Noi abbiamo dato - Biz verdik
Voi avete dato - Siz verdiniz
Loro hanno dato - Onlar verdiler
Comprare - (Satın almak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho comprato - Ben satın aldım
Tu hai comprato - Sen satın aldın
Lui / Lei ha comprato - O satın aldı
Noi abbiamo comprato - Biz satın aldık
Voi avete comprato - Siz satın aldınız
Loro hanno comprato - Onlar satın aldılar
Mangiare - (Yemek yemek, yemek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho mangiato - Ben yedim
Tu hai mangiato - Sen yedin
Lui / Lei ha mangiato - O yedi
Noi abbiamo mangiato - Biz yedik
Voi avete mangiato - Siz yediniz
Loro hanno mangiato - Onlar yediler
Dire - (Söylemek, Demek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho detto - Ben söyledim, ben dedim
Tu hai detto - Sen söyledin, sen dedin
Lui / Lei ha detto - O söyledi, o dedi
Noi abbiamo detto - Biz söyledik, biz dedik
Voi avete detto - Siz söylediniz, siz dediniz
Loro hanno detto - Onlar söylediler, onlar dediler
Avere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:
Chi hai visto? - Kimi gördün?
Ho visto Luca. - Luca'yı gördüm.
Avete visto Maria? - Maria'yı gördünüz mü?
Sì, l'abbiamo vista. - Evet, onu gördük.
Ti ho dato una gomma - Sana bir silgi verdim.
Ho comprato una macchina. - Bir araba satın aldım.
Mi avete comprato qualcosa? - Bana bir şey satın aldınız mı?
Ti abbiamo comprato un libro. - Sana bir kitap satın aldık.
Che cosa hai mangiato? - Ne (neyi) yedin?
Ho mangiato una mela. - Bir elma yedim.
Stasera abbiamo mangiato insieme. - Bu akşam birlikte yemek yedik.
Non ho detto niente. - Hiçbir şey söylemedim.
Ho detto che ti amo. - Seni sevdiğimi söyledim.
Mi hanno detto molte bugie. - Bana çok yalan söylediler.
Essere ile kullanılan eylemler ise yukarıda belirttiğimiz gibi "kimi ve neyi" sorularına yanıt vermeyen eylemlerdir. Örneğin: Andare - (Gitmek) eyleminin "kime ya da nereye" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz. Geçişsiz bir eylem olduğu için "Essere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorundadır.
Essere ile kullanılan eylemler:
Andare - (Gitmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono andato/a - Ben gittim
Tu sei andato/a - Sen gittin
Lui / Lei è andato/a - O gitti
Noi siamo andati/e - Biz gittik
Voi siete andati/e - Siz gittiniz
Loro sono andati/e - Onlar gittiler
Uscire - (Çıkmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono uscito/a - Ben çıktım
Tu sei uscito/a - Sen çıktın
Lui / Lei è uscito/a - O çıktı
Noi siamo usciti/e - Biz çıktık
Voi siete usciti/e - Siz çıktınız
Loro sono uscitii/e - Onlar çıktılar
Rimanere - (Kalmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono rimasto/a - Ben kaldım
Tu sei rimasto/a - Sen kaldın
Lui / Lei è rimasto/a - O kaldı
Noi siamo rimasti/e - Biz kaldık
Voi siete rimasti/e - Siz kaldınız
Loro sono rimasti/e - Onlar kaldılar
Nascere - (Doğmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono nato/a - Ben doğdum
Tu sei nato/a - Sen doğdun
Lui / Lei è nato/a - O doğdu
Noi siamo nati/e - Biz doğduk
Voi siete nati/e - Siz doğdunuz
Loro sono nati/e - Onlar doğdular
Tornare - (Dönmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono tornato/a - Ben döndüm
Tu sei tornato/a - Sen döndün
Lui/Lei è tornato/a - O döndü
Noi siamo tornati/e - Biz döndük
Voi siete tornati/e - Siz döndünüz
Loro sono tornati/e - Onlar döndüler
Essere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:
Sono tornato dal tentista - Dişçiden döndüm.
Roberta è tornata da Istanbul - Roberta İstanbul'dan döndü.
Lorenzo è tornato dal Mare - Lorenzo denizden döndü.
Siamo tornati dalla Turchia - Türkiye'den döndük.
Dove sei andato? - Nereye gittin?
Sono andato a Roma - Roma'ya gittim.
Dove siete andati? - Nereye gittiniz?
Siamo andati da Marco. - Marco'ya gittik.
Sono uscito di casa. - Evden çıktım.
Siamo usciti a prendere un gelato. - Dondurma almaya çıktık.
Sei rimasta a casa? - Evde mi kaldın?
Sì, sono rimasta a casa. - Evet, evde kaldım.
Siamo rimasti al Medioevo. - Ortaçağ'da kaldık.
Loro sono rimasti in Turchia. - Onlar Türkiye'de kaldılar.
Dove sei nato? - Nerede doğdun?
Sono nato in Turchia. - Türkiye'de doğdum.
Noi siamo nati in Italia. - Biz İtalya'da doğduk
Loro sono nati a Roma. - Onlar Roma'da doğdular.
Maria è nata a Torino. - Maria Torino'da doğdu.
Roberto è nato a Milano. - Roberto Milano'da doğdu.
Not: Essere ile çekilen geçişsiz eylemler sıfatın ad, cins ve sayısına uymak zorundadırlar:
Örnek:
Francesco è tornato da Bari - Francesco Bari'den döndü
Angelica è tornata da Bari - Angelica Bari'den döndü
Dove sono andate Lucia e Martina? - Martina ve Lucia nereye gittiler?
Sono andate in Inghilterra - İngiltere'ye gittiler
Quando sono usciti Lorenzo e Gianni? - Gianni ve Lorenzo ne zaman çıktılar?
Sono usciti due ore fa - İki saat önce çıktılar
Quando è arrivato il treno? - Tren ne zaman geldi?
La lezione è finita dieci minuti fa - Ders on dakika önce bitti.
Passato prossimo (yakın geçmiş zamanı) Türkçeye çevirirken, metnin içeriğine bakılarak "geldim", "gelmiş", "aldı", "almış" "gittiler", "gitmiş" biçiminde çevrilir.
Kural:
1-Nesne alan eylemler "Avere" ile, nesne almayan eylemler ise "Essere" ile kullanılır.
2-Bir başka deyişle "Kimi ve neyi" sorularına yanıt veren eylemler geçişli eylemlerdir ve "Avere" ile kullanılır, bu sorulara yanıt vermeyen eylemler ise geçişsiz eylemlerdir ve "Essere" ile birlikte kullanılırlar.
Avere ile kullanılan eylemler:
Vedere - (Görmek) eylemini ele aldığımızda, "kimi ve neyi" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz; bu bakımdan "Avere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorunda.
Vedere - (Görmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho visto - Ben gördüm
Tu hai visto - Sen gördün
Lui / Lei ha visto - O gördü
Noi abbiamo visto - Biz gördük
Voi avete visto - Siz gördünüz
Loro hanno visto - Onlar gördü
Dare - (Vermek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho dato - Ben verdim
Tu hai dato - Sen verdin
Lui / Lei ha dato - O verdi
Noi abbiamo dato - Biz verdik
Voi avete dato - Siz verdiniz
Loro hanno dato - Onlar verdiler
Leggere - (Okumak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho letto - Ben okudum
Tu hai letto - Sen okudun
Lui/Lei ha letto - O okudu
Noi abbiamo letto - Biz okuduk
Voi avete letto - Siz okudunuz
Loro hanno letto - Onlar okudular
Io ho letto - Ben okudum
Tu hai letto - Sen okudun
Lui/Lei ha letto - O okudu
Noi abbiamo letto - Biz okuduk
Voi avete letto - Siz okudunuz
Loro hanno letto - Onlar okudular
Comprare - (Satın almak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho comprato - Ben satın aldım
Tu hai comprato - Sen satın aldın
Lui / Lei ha comprato - O satın aldı
Noi abbiamo comprato - Biz satın aldık
Voi avete comprato - Siz satın aldınız
Loro hanno comprato - Onlar satın aldılar
Mangiare - (Yemek yemek, yemek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho mangiato - Ben yedim
Tu hai mangiato - Sen yedin
Lui / Lei ha mangiato - O yedi
Noi abbiamo mangiato - Biz yedik
Voi avete mangiato - Siz yediniz
Loro hanno mangiato - Onlar yediler
Dire - (Söylemek, Demek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io ho detto - Ben söyledim, ben dedim
Tu hai detto - Sen söyledin, sen dedin
Lui / Lei ha detto - O söyledi, o dedi
Noi abbiamo detto - Biz söyledik, biz dedik
Voi avete detto - Siz söylediniz, siz dediniz
Loro hanno detto - Onlar söylediler, onlar dediler
Avere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:
Chi hai visto? - Kimi gördün?
Ho visto Luca. - Luca'yı gördüm.
Avete visto Maria? - Maria'yı gördünüz mü?
Sì, l'abbiamo vista. - Evet, onu gördük.
Ti ho dato una gomma - Sana bir silgi verdim.
Mi hanno dato una camicia. - Bana bir gömlek verdiler.
Ho dato una penna a Luisa. - Luisa'ya bir dolmakalem verdim.
Che cosa hai comprato? - Ne (neyi) satın aldın?
Ho letto un libro. - Bir kitap okudum.
Hai letto il giornale? - Gazeteyi okudun mu?
Sì, l'ho letto - Evet, onu okudum.
Hanno letto quella lettera. - O mektubu okudular.
Ho comprato una macchina. - Bir araba satın aldım.
Mi avete comprato qualcosa? - Bana bir şey satın aldınız mı?
Ti abbiamo comprato un libro. - Sana bir kitap satın aldık.
Che cosa hai mangiato? - Ne (neyi) yedin?
Ho mangiato una mela. - Bir elma yedim.
Stasera abbiamo mangiato insieme. - Bu akşam birlikte yemek yedik.
Non ho detto niente. - Hiçbir şey söylemedim.
Ho detto che ti amo. - Seni sevdiğimi söyledim.
Mi hanno detto molte bugie. - Bana çok yalan söylediler.
Essere ile kullanılan eylemler ise yukarıda belirttiğimiz gibi "kimi ve neyi" sorularına yanıt vermeyen eylemlerdir. Örneğin: Andare - (Gitmek) eyleminin "kime ya da nereye" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz. Geçişsiz bir eylem olduğu için "Essere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorundadır.
Essere ile kullanılan eylemler:
Andare - (Gitmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono andato/a - Ben gittim
Tu sei andato/a - Sen gittin
Lui / Lei è andato/a - O gitti
Noi siamo andati/e - Biz gittik
Voi siete andati/e - Siz gittiniz
Loro sono andati/e - Onlar gittiler
Uscire - (Çıkmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono uscito/a - Ben çıktım
Tu sei uscito/a - Sen çıktın
Lui / Lei è uscito/a - O çıktı
Noi siamo usciti/e - Biz çıktık
Voi siete usciti/e - Siz çıktınız
Loro sono uscitii/e - Onlar çıktılar
Rimanere - (Kalmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono rimasto/a - Ben kaldım
Tu sei rimasto/a - Sen kaldın
Lui / Lei è rimasto/a - O kaldı
Noi siamo rimasti/e - Biz kaldık
Voi siete rimasti/e - Siz kaldınız
Loro sono rimasti/e - Onlar kaldılar
Nascere - (Doğmak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono nato/a - Ben doğdum
Tu sei nato/a - Sen doğdun
Lui / Lei è nato/a - O doğdu
Noi siamo nati/e - Biz doğduk
Voi siete nati/e - Siz doğdunuz
Loro sono nati/e - Onlar doğdular
Tornare - (Dönmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:
Io sono tornato/a - Ben döndüm
Tu sei tornato/a - Sen döndün
Lui/Lei è tornato/a - O döndü
Noi siamo tornati/e - Biz döndük
Voi siete tornati/e - Siz döndünüz
Loro sono tornati/e - Onlar döndüler
Essere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:
Sono tornato dal tentista - Dişçiden döndüm.
Roberta è tornata da Istanbul - Roberta İstanbul'dan döndü.
Lorenzo è tornato dal Mare - Lorenzo denizden döndü.
Siamo tornati dalla Turchia - Türkiye'den döndük.
Dove sei andato? - Nereye gittin?
Sono andato a Roma - Roma'ya gittim.
Dove siete andati? - Nereye gittiniz?
Siamo andati da Marco. - Marco'ya gittik.
Sono uscito di casa. - Evden çıktım.
Siamo usciti a prendere un gelato. - Dondurma almaya çıktık.
Ragazze, a che ora siete uscite dall'ufficio? - Kızlar, ofisten saat kaçta çıktınız?
Siamo uscite alle sette. - Saat yedide çıktık.Sei rimasta a casa? - Evde mi kaldın?
Sì, sono rimasta a casa. - Evet, evde kaldım.
Siamo rimasti al Medioevo. - Ortaçağ'da kaldık.
Loro sono rimasti in Turchia. - Onlar Türkiye'de kaldılar.
Dove sei nato? - Nerede doğdun?
Sono nato in Turchia. - Türkiye'de doğdum.
Noi siamo nati in Italia. - Biz İtalya'da doğduk
Loro sono nati a Roma. - Onlar Roma'da doğdular.
Maria è nata a Torino. - Maria Torino'da doğdu.
Roberto è nato a Milano. - Roberto Milano'da doğdu.
Not: Essere ile çekilen geçişsiz eylemler sıfatın ad, cins ve sayısına uymak zorundadırlar:
Örnek:
Francesco è tornato da Bari - Francesco Bari'den döndü
Angelica è tornata da Bari - Angelica Bari'den döndü
Dove sono andate Lucia e Martina? - Martina ve Lucia nereye gittiler?
Sono andate in Inghilterra - İngiltere'ye gittiler
Quando sono usciti Lorenzo e Gianni? - Gianni ve Lorenzo ne zaman çıktılar?
Sono usciti due ore fa - İki saat önce çıktılar
Quando è arrivato il treno? - Tren ne zaman geldi?
La lezione è finita dieci minuti fa - Ders on dakika önce bitti.
Passato prossimo (yakın geçmiş zamanı) Türkçeye çevirirken, metnin içeriğine bakılarak "geldim", "gelmiş", "aldı", "almış" "gittiler", "gitmiş" biçiminde çevrilir.
Etiketler:
avere,
come si usa,
dil bilgisi,
essere,
geçmiş zaman,
il passato prossimo,
impariamo italiano,
italian,
italiano,
italyan gramer,
italyanca,
la lingua italiana,
nasıl kullanılır,
ne demek
5 Kasım 2015 Perşembe
Mettere alla porta
Türkçesi "işten kovmak, kapıya koymak" anlamında kullanılan İtalyanların çok kullandığı bir deyimdir.
Örnek:
Il capo mi ha messo/a alla porta. - Patron beni kapıya koydu.
L'ho messo/a alla porta. - Onu kapıya koydum.
Örnek:
Il capo mi ha messo/a alla porta. - Patron beni kapıya koydu.
L'ho messo/a alla porta. - Onu kapıya koydum.
Etiketler:
che vuol dire,
cosa significa,
italian,
italiano,
İtalyanca Deyimler,
mettere alla porta,
modi di dire,
ne anlama gelir,
ne demek
4 Kasım 2015 Çarşamba
Dove? - Nerede, Nereye?
Dov'è il libro? - Kitap nerede?
Il libro è sul tavolo. - Kitap masanın üzerinde.
Dove sono i miei occhiali? - Gözlüklerim nerede?
I tuoi occhiali sono sul tavolo. - Gözlüklerin kanepenin üzerinde.
Dove vai? - Nereye gidiyorsun?
Vado al cinema. - Sinemaya gidiyorum.
Dove andate? - Nereye gidiyorsunuz?
Andiamo a teatro. - Tiyatroya gidiyoruz.
Dove siamo? - Neredeyiz?
Siamo al mare. - Denizdeyiz.
Il libro è sul tavolo. - Kitap masanın üzerinde.
Dove sono i miei occhiali? - Gözlüklerim nerede?
I tuoi occhiali sono sul tavolo. - Gözlüklerin kanepenin üzerinde.
Dove vai? - Nereye gidiyorsun?
Vado al cinema. - Sinemaya gidiyorum.
Dove andate? - Nereye gidiyorsunuz?
Andiamo a teatro. - Tiyatroya gidiyoruz.
Dove siamo? - Neredeyiz?
Siamo al mare. - Denizdeyiz.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
dov'è,
Dove,
dove sono,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano
3 Kasım 2015 Salı
Di chi è? - (Kimin?)
Di chi è questo libro? - Bu kitap kimin?
È di Marco. - Marco'nun.
È di Marco. - Marco'nun.
Di chi è questa macchina? - Bu araba kimin?
È di Giovanna. - Giovanna'nın.
È di Giovanna. - Giovanna'nın.
Di chi è questa camicia? - Bu gömlek kimin?
È mia. - Benim.
È mia. - Benim.
Di chi sono questi soldi? - Bu paralar kimin?
Sono di Filippo. - Filippo'nun.
Sono di Filippo. - Filippo'nun.
Di chi è quel cane? - O köpek kimin?
È loro. - Onların.
È loro. - Onların.
Di chi è questa borsa? - Bu çanta kimin?
È nostra. - Bizim.
È nostra. - Bizim.
Di chi sono queste scarpe? - Bu ayakkabılar kimin?
Sono vostre. - Sizin.
Sono vostre. - Sizin.
Di chi è questo portafoglio? - Bu cüzdan kimin?
È suo. - Onun
È suo. - Onun
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
di chi è,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano
2 Kasım 2015 Pazartesi
Tutto,-a; Tutti, -e
"Bütün, herkes, hepsi ve her şey"
anlamlarında kullanılan bu zamir çekimlidir ve genellikle tanımlık
(artikel) ile birlikte kullanılır.
Örnek:
Örnek:
Ti ho pensato tutto il giorno. - Bütün gün seni düşündüm.
Chi ti ha detto tutte queste cose? - Bütün bunları sana kim söyledi?
Voglio sapere tutto di te! - Seninle ilgili her şeyi bilmek istiyorum!
Tutti parlano male di lui. - Herkes onunla ilgili kötü konuşuyor.
Ho visto tutto! - Her şeyi gördüm!
Tutte le strade portano a Roma. - Bütün yollar Roma'ya çıkar.
Mi piacciono tutte le canzoni di Tarkan. - Tarkan'ın bütün şarkıları hoşuma gider.
Ti aspetterò per tutta la mia vita. - Bütün hayatım boyunca seni bekleyeceğim.
Chi ti ha detto tutte queste cose? - Bütün bunları sana kim söyledi?
Voglio sapere tutto di te! - Seninle ilgili her şeyi bilmek istiyorum!
Tutti parlano male di lui. - Herkes onunla ilgili kötü konuşuyor.
Ho visto tutto! - Her şeyi gördüm!
Tutte le strade portano a Roma. - Bütün yollar Roma'ya çıkar.
Mi piacciono tutte le canzoni di Tarkan. - Tarkan'ın bütün şarkıları hoşuma gider.
Ti aspetterò per tutta la mia vita. - Bütün hayatım boyunca seni bekleyeceğim.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano,
tutta,
tutte,
tutti,
Tutto
Uno, -a
"Biri, herhangi biri" anlamına gelen bu zamir cinse göre değişir.
Örnek:
Örnek:
C'è uno qui che ti conosce. - Burada seni tanıyan biri var.
Oggi uno è venuto qui e ha voluto vederti. - Bugün buraya biri geldi ve seni görmek istedi.
Abbiamo visto una che ha un bel cane. - Güzel bir köpeği olan birini gördük.
Uno di voi può venire con me. - Sizden biri benimle gelebilir.
Ieri uno mi ha telefonato e ha voluto parlare con te. - Dün biri beni aradı ve seninle konuşmak istedi.
Non conosco uno di quelli. - Onlardan herhangi birini tanımıyorum.
Oggi uno è venuto qui e ha voluto vederti. - Bugün buraya biri geldi ve seni görmek istedi.
Abbiamo visto una che ha un bel cane. - Güzel bir köpeği olan birini gördük.
Uno di voi può venire con me. - Sizden biri benimle gelebilir.
Ieri uno mi ha telefonato e ha voluto parlare con te. - Dün biri beni aradı ve seninle konuşmak istedi.
Non conosco uno di quelli. - Onlardan herhangi birini tanımıyorum.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano,
una,
uno
Altrettanto, -a; altrettanti, -e
"Bir o kadar" anlamına gelen bu sıfat çekimlidir, cins ve sayıya göre farklılık gösterebilir.
Örnek:
Örnek:
C'erano venti uomini alla festa e altrettante ragazze.
Partide yirmi erkek ve bir o kadar da kız vardı.
Ho comprato tre borse e altrettante scarpe.
Üç çanta ve bir o kadar da ayakkabı aldım.
Partide yirmi erkek ve bir o kadar da kız vardı.
Ho comprato tre borse e altrettante scarpe.
Üç çanta ve bir o kadar da ayakkabı aldım.
Etiketler:
altrettante,
altrettanto,
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano
Qualsiasi, qualsivoglia, qualunque
"Herhangi bir" anlamına gelen bu sıfatlar çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılırlar.
Örnek:
Örnek:
Mi va bene qualsiasi libro. - Bana herhangi bir kitap uyar.
Puoi chiedermi qualunque domanda. - Bana herhangi bir soru sorabilirsin.
Puoi chiedermi qualunque domanda. - Bana herhangi bir soru sorabilirsin.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano,
Qualsiasi,
qualsivoglia,
qualunque
Qualche
"Birkaç, birtakım, bazı" anlamlarına gelir, çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılır.
Sayılabien adlar için geçerlidir.
Örnek:
Voglio farti qualche domanda. - Sana birkaç soru sormak istiyorum.
Ho qualche amico/a in Italia. - İtalya'da birkaç arkadaşım var.
Ho imparato qualche cosa da lui. - Ondan birkaç şey öğrendim.
Ho fatto qualche esempio. - Birkaç örnek yaptım.
Ho visto Roberta qualche giorno fa. - Birkaç gün önce Roberta'yı gördüm.
Nella vita qualche cosa è difficile. - Hayatta birtakım şeyler zordur.
Sayılabien adlar için geçerlidir.
Örnek:
Voglio farti qualche domanda. - Sana birkaç soru sormak istiyorum.
Ho qualche amico/a in Italia. - İtalya'da birkaç arkadaşım var.
Ho imparato qualche cosa da lui. - Ondan birkaç şey öğrendim.
Ho fatto qualche esempio. - Birkaç örnek yaptım.
Ho visto Roberta qualche giorno fa. - Birkaç gün önce Roberta'yı gördüm.
Nella vita qualche cosa è difficile. - Hayatta birtakım şeyler zordur.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
grammatica italiana,
italian,
italiano,
italyan dil bilgisi,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek,
parliamo italiano,
Qualche
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)