ne demek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne demek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2017 Çarşamba

Congiuntivo passato - (İtalyancada dilek-istek kipinin geçmiş zamanı)

"Congiuntivo passato", dilek-istek kipinin geçmiş zamanıdır. Temel tümcelerde kullanılan; arzu, beklenti, korku, umut, belirsizlik, olasılık, kuşku, görüş, düşünce, istek, üzüntü, mutluluk ifadelerinden sonra yan tümcelerde kullanılır. Temel tümcede "presente indicativo" (şimdiki zaman) ya da "futuro semplice" (basit gelecek zaman) kullanılmışsa ve yan tümcede ifade edilen eylem, temel tümcede ifade edilen eylemden daha önce gerçekleşmişse, "congiuntivo passato" kipi kullanılır.

1- "Congiuntivo presente" dersinde "avere" ve "essere" yardımcı eylemlerinin "congiuntivo presente" çekimlerini göstermiştik. Bu derste de onlara gereksinim duyacağız.
2- "Passato prossimo" dersinden anımsayacağınız üzere eylemler: capito, bevuto, visto, andato biçiminde bitiyordu.
"Congiuntivo passato" zamanında da bu durum geçerli olacak.
Eğer bu iki dersi öğrendiyseniz, "congiuntivo passato"yu öğrenmek pek de güç olmayacaktır. Şimdi, yukarıda belirttiğimiz kurallar çerçevesinde "congiuntivo passato"yu daha iyi anlayabilmeniz açısından çeviri örneklerimize bakalım.

Congiuntivo passato ile tümce örnekleri:

Crediamo che voi abbiate detto la verità.
Doğruyu söylemiş olduğunuza inanıyoruz.

Speriamo che voi abbiate passato una bella giornata.
Güzel bir gün geçirmiş olduğunuzu umuyoruz.

Credono che noi abbiamo finito il lavoro.
İşi bitirmiş olduğumuzu sanıyorlar.

Spero che ora tu abbia capito.
Umarım şimdi anlamışsındır.

Sono felice che tu abbia ascoltato i miei consigli.
Öğütlerimi dinlemiş olmandan mutluyum.

Luisa sarà felice che voi siate andati ad Ankara.
Luisa, Ankara'ya gitmiş olmanızdan mutlu olacak.

Temo che loro non siano tornati dalla Turchia.
Türkiye'den dönmemiş olmalarından korkuyorum.

Non penso che Alessandro sia andato a Roma.
Alessandro'nun Roma'ya gitmiş olduğunu düşünmüyorum.

Spero che la Turchia ti sia piaciuta.
Umarım Türkiye hoşuna gitmiştir.

Giorgia ha paura che io abbia detto la verità.
Giorgia, benim gerçeği söylemiş olmamdan korkuyor.

Pensi che io abbia dormito tutto il giorno?
Bütün gün uyumuş olduğumu mu düşünüyorsun?

Tuo padre sarà contento che tu sia venuto con noi.
Baban, bizimle gelmiş olmandan memnun olacak.

Non sono sicuro che tu abbia letto quel libro.
O kitabı okumuş olduğundan emin değilim.

Saremo felici che voi abbiate vinto la partita.
Karşılaşmayı kazanmış olmanızdan mutlu olacağız.

Dikkat: Temel tümcedeki özne ile yan tümcedeki özne aynı kişiyse, kapalı (implicito) yan tümce kullanılır.

Örnekler:

Credo di aver risposto bene.
İyi bir yanıt vermiş olduğuma inanıyorum.

Penso di aver detto tutto.
Her şeyi söylemiş olduğumu düşünüyorum.

Sono felice di essere andato in Turchia.
Türkiye'ye gitmiş olmaktan mutluyum.

21 Ekim 2016 Cuma

Modo imperativo - Emir kipi

Bu kipi, emir tümcelerinde ve bir ricada bulunacağımız zaman kullanacağız. Emir kipi yalnızca geniş zamanda kullanılır. Kullanımı oldukça kolay olan bu kipin kullanımı, birkaç fiil örneği ile çok kolay anlaşılacaktır. Kendi kendimize emir veremeyeceğimiz için, emir kipinin birinci tekil kişi çekimi bulunmuyor. Bu derste yalnızca olumlu emir kipi fiillerinden ve tümcelerinden örnekler göreceğiz. Emir kipinin olumsuz tümcelerle ve dönüşlü fiillerle kullanımını sonraki derslerimizde ele alacağız. Öncelikle emir kipinin birkaç düzenli ve düzensiz fiil çekimleriyle kullanımına ve örnek tümcelere bakalım.

Parlare - Konuşmak

Parla - Konuş
Parli - Konuşsun / Konuşun (Nezaket)
Parliamo - Konuşalım
Parlate - Konuşun
Parlino - Konuşsunlar

Parla con me! - Konuş benimle!
Giulia parli con Francesco! - Giulia, Francesco ile konuşsun!
Signora, parli ad alta voce, per favore! - Bayan, yüksek sesle konuşun, lütfen!
Parliamo italiano! - İtalyanca konuşalım!
___________________________________________________________________________

Aspettare - Beklemek

Aspetta - Bekle
Aspetti - Beklesin / Bekleyin (Nezaket)
Aspettiamo - Bekleyelim
Aspettate - Bekleyin
Aspettino - Beklesinler

Marta aspetti Luca! - Marta, Luca'yı beklesin!
Signore, aspetti per favore! - Bayım, bekleyin lütfen!
Luca, aspetta un attimo! - Luca, bir dakika bekle!
__________________________________________________________________________

Rispondere - Yanıt vermek

Rispondi - Yanıt ver
Risponda - Yanıt versin / Yanıt verin (Nezaket)
Rispondiamo - Yanıt verelim
Rispondete - Yanıt verin
Rispondano - Yanıt versinler

Rispondi, per favore! - Yanıt ver, lütfen!
Rispondiamo subito! - Hemen yanıt verelim!
Signore, risponda alla mia domanda, per favore! - Bayım, lütfen soruma yanıt verin!
___________________________________________________________________________

Aprire - Açmak

Apri - Aç
Apra - Açsın / Açın (Nezaket)
Apriamo - Açalım
Aprite - Açın
Aprano - Açsınlar

Maria, apri la porta, per favore! - Maria, kapıyı aç lütfen! 
Luigi apra la finestra! - Luigi pencereyi açsın!
___________________________________________________________________________

Emir kipinde birkaç düzensiz fiil çekimi!

Essere - Olmak

Sii - Ol
Sia - Olsun / Olun (Nezaket)
Siamo - Olalım
Siate - Olun
Siano - Olsunlar

Sii felice! - Mutlu ol!
Siate felici! - Mutlu olun!
___________________________________________________________________________

Bere - İçmek

Bevi - İç
Beva - İçsin / İçin (Nezaket)
Beviamo - İçelim
Bevete - İçin
Bevano - İçsinler

Bevi un bicchiere di vino! - Bir bardak şarap iç!
Bevete un litro e mezzo d'acqua al giorno! - Günde bir buçuk litre su için!
____________________________________________________________________________

Uscire - Çıkmak

Esci - Çık
Esca - Çıksın / Çıkın (Nezaket)
Usciamo - Çıkalım
Uscite - Çıkın
Escano - Çıksınlar

Esci dal mio cuore! - Kalbimden çık!
Uscite da lì! - Çıkın oradan!
____________________________________________________________________________

Andare - Gitmek

Vai / Va' - Git
Vada - Gitsin / Gidin (Nezaket)
Andiamo - Gidelim
Andate  - Gidin
Vadano - Gitsinler

Vada da Marco! - Marco'ya gitsin!
Andate in Turchia! - Türkiye'ye gidin!
Vadano ad Istanbul! - İstanbul'a gitsinler!
____________________________________________________________________________

Venire - Gelmek

Vieni - Gel
Venga - Gelsin / Gelin (Nezaket)
Veniamo - Gelelim
Venite - Gelin
Vengano - Gelsinler

Vieni a casa mia! - Benim evime gel!
Venite a Roma! - Roma'ya gelin!
____________________________________________________________________________

22 Ağustos 2016 Pazartesi

In cui

"Cui" bir ilgi zamiridir ve "a, da, per, su, con, di, in, tra, fra" gibi edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. "Cui" cinse ve sayıya göre değişmez.

Bu derste "in cui"nin nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.

"(İçinde) yaşadığım ev güzeldir." tümcesini düşünelim. Bu tümceyi İtalyancaya çevirmek için, "ki onun içinde" anlamına gelen "in cui" ilgi zamirine gereksinim duyulur. Bu tümce yapısı bize biraz ters gelse de İtalyancada bu biçimde kullanılma zorunluluğu vardır.

Örneğin:
La casa in cui vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki onun içinde yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città in cui vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki onun içinde yaşıyorum hoşuma gidiyor.

Not: "In cui" yerine çoğu zaman "ki orada" anlamına gelen "dove" kullanılır.

Örneğin:
La casa dove vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki orada yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città dove vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki orada yaşıyorum hoşuma gidiyor.



16 Haziran 2016 Perşembe

Come se / -miş gibi

"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.

Birkaç örnek:

Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.

Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.

Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!

Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!

3 Aralık 2015 Perşembe

Passato Remoto - Uzak geçmiş zaman

"Passato remoto", (Uzak geçmiş zaman) konuşma dilinde yalnızca Toskana bölgesinde ve İtalya'nın güneyinde kullanılır. Bu bölgelerde yaşayan İtalyanlar, "uzak geçmişi" ve "yakın geçmişi" anlatırlarken bu zamandan yararlanırlar. Ancak İtalya'nın kuzeyinde ve ortasında yaşayan İtalyanlar, konuşma dilinde "passato remoto" yerine "passato prossimo"yu kullanmayı yeğlerler. Bunun da nedeni "passato remoto"da çok fazla düzensiz eylem çekimi olmasıdır.  "passato remoto" genelde; tarih, roman, öykü, masal kitaplarında kullanılır. Öncelikle "passato remoto"da eylemlerin çekimlerine bakalım, daha sonra örnek tümcelerimizle bu zamanın nasıl kullanıldığını öğrenelim.

Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler

Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular

Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular

Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular

Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler

Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler

Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler

Passato remoto ile örnek tümceler:

Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita,  tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)


30 Kasım 2015 Pazartesi

Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı

Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.

Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.

Birkaç örnek:

Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!

Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.

Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?

Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.

Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?

Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.

Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)

"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.

Örnek:

Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!

Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!

Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!

Metterci

"Mettere" eylemi (Koymak) anlamında kullanılırken, "metterci" ise (zaman harcamak, zaman almak, süre almak) anlamlarında kullanılır ve yine her çekimin başına "ci" particellası konur.

Örnek:

Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?

Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?

Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!

Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?

Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?

Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?

Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Volerci

Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.

Örnek:

Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.

Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.

Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.

Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?

Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.

Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.

Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.

18 Kasım 2015 Çarşamba

Chi è? - Kimdir?

Chi è questo bambino? - Bu çocuk kim?
Lui è Luca. - O Luca'dır.

Chi è questa ragazza? - Bu kız kim?
Lei è Alessandra. - O Alessandra'dır.

Chi è Anna? - Anna kim?
Non la conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è Leonardo? - Leonardo kim?
Non lo conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è? - Kim o?
È Giovanni. - Giovanni'dir.

Chi è? - Kim o?
È Veronica. - Veronica'dır.

Çoğul sorularda ise "è" yardımcı eyleminin yerini "sono" alır.

Örnek:

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Sono Paolo e Francesco. - Paolo ve Francesco'dur.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Sono Martina e Valeria. - Martina ve Valeria'dır.

Chi sono queste bambine? - Kimdir bu kız çocukları?
Loro sono Anna ed Eva. - Onlar Anna ve Eva'dır.

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Non li conosco. - Onları tanımıyorum.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Non le conosco. - Onları tanımıyorum.

17 Kasım 2015 Salı

Futuro anteriore - Bileşik gelecek zaman

İtalyancada bileşik gelecek zaman dilimi de "essere" ve "avere" yardımcı eylemlerinden yararlanılarak oluşturulur. "Bileşik gelecek zamanı" kullanmak için gelecekte yapılacak iki iş ya da olay olması gerekir. Birbirini izleyen iki eylemi anlatmak için önce; "Bileşik gelecek zaman" ardından da "basit gelecek zaman" kullanılır.

Bileşik gelecek zamanla birlikte kullanılan zaman bağlaçlarına örnek verecek olursak:

Dopo che - (...den sonra, ...dan sonra)
Örnek: (Geldikten sonra, yaptıktan sonra, aldıktan sonra gibi tümcelerle kullanılır.)

Appena - (...ır....mez, ...ır...maz)
Örnek: (Gelir gelmez, yapar yapmaz, alır almaz gibi tümcelerle kullanılır.)

Quando - (...dığı zaman, ...dığında)
Örnek: (Geldiği zaman, yaptığında, aldığı zaman gibi tümcelerle kullanılır.)

Örnek tümceler:

Dopo che avrò parlato con Maria, ti chiamerò.
Maria ile konuştuktan sonra, seni arayacağım.

Dopo che avrò imparato l'italiano, mi trasferirò in Italia..
İtalyanca'yı öğrendikten sonra, İtalya'ya taşınacağım.

Dopo che avrò letto questa lettera, andrò a dormire.
Bu mektubu okuduktan sonra, uyumaya gideceğim.

Quando sarà arrivato da Roma, gli racconterò tutto. -
Roma'dan geldiğinde, ona her şeyi anlatacağım.

Quando verrai ad Istanbul, sarò andato in Italia.
İstanbul'a geldiğinde, İtalya'ya gitmiş olacağım.

Quando avrò finito di lavorare, andrò a casa.
Çalışmayı bitirdiğimde, eve giteceğim.

Appena sarai arrivato a Milano, verrai da me.
Roma'ya gelir gelmez, bana geleceksin.

Appena sarà arrivata Giorgia, partiremo per Antalya.
Giorgia gelir gelmez, Antalya'ya yola çıkacağız.

Appena avrà parlato con Lisa, andrà a lavorare.
Lisa ile konuşur konuşmaz, işe gidecek.

Dikkat:
Appenaquandodopo che zaman bağlaçları bu zamanlarla bilikte kullanılması zorunludur diye bir kural yoktur. Ayrıca şunu da belirtmekte yarar var: Gelecekte olacak iki eylemden öncekini "bileşik gelecek zaman" sonrakini de "basit gelecek zaman" ile anlatmak zorunludur diye bir kural da yoktur. Bir başka deyişle, gelecekte olacak olan iki eylemi "basit gelecek zaman" ile de anlatabiliriz.

Örneğin:

Dopo che arriverò ad Antalya, ti chiamerò.
Appena finirò di lavorare, andrò a casa.
Quando imparerò l'italiano, mi trasferirò in Italia.

Ayrıca birbirini izleyen iki eylemi anlatabilmek için başka bir tümce yapısından yararlanmak da olanaklıdır. Bileşik gelecek zamanı kullanmadan oluşturulan bu yapı, günlük dilde ve yazı dilinde oldukça sık kullanılır.

Örnek:

Dopo aver pranzato, andrò da mia mamma.
Öğle yemeği yedikten sonra, anneme gideceğim.

Dopo aver giocato a calcio, mi riposerò un po'.
Futbol oynadıktan sonra, biraz dinleneceğim.

Dopo esser uscito/a dal cinema, tornerò a casa.
Sinemadan çıktıktan sonra, eve döneceğim.

Dopo esser tornati/e da scuola, guarderemo il cartone animato.
Okuldan döndükten sonra, çizgi film izleyeceğiz.

Bu örneklerde gördüğünüz gibi kimi eylemler "avere", kimileri de "essere" yardımcı eylemiyle çekilmiştir. Giocare ve pranzare eylemleri "avere" ile çekilmiştir. Uscire ve tornare eylemleri ise "essere" yardımcı eylemiyle çekilerek, participio passato öznenin cins ve sayısına uymuştur.

Ancak gelecekte yapılacak iki eylemi anlatmak için, bunların dışında kullanılan bir başka anlatım biçimi daha vardır: 

Örnek:

Finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirince ya da öğle yemeği bitince, bir film izleyeceğim.

Uscito/a dal cinema, andrò da Marco.
Sinemadan çıkınca, Marco'ya gideceğim.

Tornati/e a casa, giocheremo a scacchi.
Eve dönünce, satranç oynayacağız.

Yukarıdaki örneklere baktığımızda, özne belirtilmese de basit gelecek zamandaki tümcelerden iki eylemi gerçekleştirecek kişi ya da kişilerin aynı olduklarını anlıyoruz.

Ancak özneler farklı olursa: 

Örnek:

Uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkınca, eve döneceğim.

Tornato Roberto da Roma, Alessandra partirà.
Roberto Roma'dan dönünce, Alessandra yola çıkacak.

Arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelince, ben gideceğim.

Bu örnekleri "appena" zaman bağlacı ile de anlatabiliriz.

Örnek:

Appena finito il pranzo, guarderò un film.
Öğle yemeğini bitirir bitirmez, bir film izleyeceğim.

Appena uscita Pınar dal cinema, tornerò a casa.
Pınar sinemadan çıkar çıkmaz, eve döneceğim.

Appena tornato Roberto da Roma, Alessandrà partirà.
Roberto Roma'dan döner dönmez, Alessandra yola çıkacak.

Appena arrivati loro, andrò via io.
Onlar gelir gelmez, ben gideceğim.

Appena tornate mie sorelle dalle vacanze, partirò io.
Kız kardeşlerim tatilden döner dönmez, ben yola çıkacağım.
_________________________________________________________________________

"Bileşik gelecek zaman" tek başına kullanıldığı durumlarda olasılık, kuşku ve belirsizlik anlatır.

Örnek:

Secondo te quanti anni ha Brad Pitt? - Sence Brad Pitt kaç yaşındadır?
Avrà 49 anni. - 49 yaşında vardır.

Brad Pitt'in yaşını bilmediğimden dolayı "bileşik gelcek zaman" kullanarak yanıt vermek durumundayım. Eğer kesin yaşını bilseydim, Ha 51 anni (51 yaşında) demem gerekirdi. Benzer durum aşağıdaki örnekler için de geçerlidir.

Che ora sono? - Saat kaç?
Saranno le due - İki vardır.

Dov'è Giulia? - Giulia nerede?
Sarà andata a fare la spesa. - Alışveriş yapmaya gitmiş olacak/olmalı.

Ha finito quel lavoro Lorenzo? - Lorenzo o işi bitirdi mi?
Avrà finito, non ne sono sicuro. - Bitirmiş olacak/olmalı, bundan emin değilim.

Mario è in ritardo, avrà perso l'autobus.
Mario geç kaldı, otobüsü kaçırmış olacak/olmalı.

Özetlersek:

Passato prossimo - Yakın geçmiş zaman
Dopo che ho mangiato sono uscito. - Yemek yedikten sonra çıktım.
Quando ho mangiato sono uscito. - Yemek yediğim zaman çıktım.
Appena ho mangiato sono uscito. - Yemek yer yemez çıktım.


Presente - Şimdiki zaman
Dopo che ho mangiato esco. - Yemek yedikten sonra çıkıyorum.
Quando ho mangiato esco. - Yemek yediğim zaman çıkıyorum.
Appena ho mangiato esco. - Yemek yer yemez çıkıyorum.


Futuro - Gelecek
Dopo che avrò mangiato uscirò. - Yemek yedikten sonra çıkacağım.
Quando avrò mangiato uscirò. - Yemek yediğim zaman çıkacağım.
Appena avrò mangiato uscirò. - Yemek yer yemez çıkacağım.

13 Kasım 2015 Cuma

Passato prossimo - Yakın geçmiş zaman

İtalyancada "yakın geçmişi" anlatmak için "passato prossimo" zamanı kullanılır. Tıpkı diğer zamanlarda olduğu gibi bu zamanda da "essere ve avere" yardımcı eylemlerinden yararlanılarak tümce kurulur. Buradaki önemli nokta ise hangi eylemin hangi yardımcı eylemle kullanıldığıdır. Bu durum belirli kurallara dayalıdır.

Kural:
1-Nesne alan eylemler "Avere" ile, nesne almayan eylemler ise "Essere" ile kullanılır.
2-Bir başka deyişle "Kimi ve neyi" sorularına yanıt veren eylemler geçişli eylemlerdir ve "Avere" ile kullanılır, bu sorulara yanıt vermeyen eylemler ise geçişsiz eylemlerdir ve "Essere" ile birlikte kullanılırlar.

Avere ile kullanılan eylemler:

Vedere - (Görmek) eylemini ele aldığımızda, "kimi ve neyi" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz; bu bakımdan "Avere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorunda.

Vedere - (Görmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho visto - Ben gördüm
Tu hai visto - Sen gördün
Lui / Lei ha visto - O gördü
Noi abbiamo visto - Biz gördük
Voi avete visto - Siz gördünüz
Loro hanno visto - Onlar gördü


Dare - (Vermek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho dato - Ben verdim
Tu hai dato - Sen verdin
Lui / Lei ha dato - O verdi
Noi abbiamo dato - Biz verdik
Voi avete dato - Siz verdiniz
Loro hanno dato - Onlar verdiler


Leggere - (Okumak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho letto - Ben okudum
Tu hai letto - Sen okudun
Lui/Lei ha letto - O okudu
Noi abbiamo letto - Biz okuduk
Voi avete letto - Siz okudunuz
Loro hanno letto - Onlar okudular


Comprare - (Satın almak) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho comprato - Ben satın aldım
Tu hai comprato - Sen satın aldın
Lui / Lei ha comprato - O satın aldı
Noi abbiamo comprato - Biz satın aldık
Voi avete comprato - Siz satın aldınız
Loro hanno comprato - Onlar satın aldılar


Mangiare - (Yemek yemek, yemek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho mangiato - Ben yedim
Tu hai mangiato - Sen yedin
Lui / Lei ha mangiato - O yedi
Noi abbiamo mangiato - Biz yedik
Voi avete mangiato - Siz yediniz
Loro hanno mangiato - Onlar yediler


Dire - (Söylemek, Demek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io ho detto - Ben söyledim, ben dedim
Tu hai dettoSen söyledin, sen dedin
Lui / Lei ha detto - O söyledi, o dedi
Noi abbiamo detto - Biz söyledik, biz dedik
Voi avete detto - Siz söylediniz, siz dediniz
Loro hanno detto - Onlar söylediler, onlar dediler

Avere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:

Chi hai visto? - Kimi gördün?
Ho visto Luca. - Luca'yı gördüm.

Avete visto Maria? - Maria'yı gördünüz mü?
Sì, l'abbiamo vista. - Evet, onu gördük.

Ti ho dato una gomma - Sana bir silgi verdim.

Mi hanno dato una camicia. - Bana bir gömlek verdiler.

Ho dato una penna a Luisa. - Luisa'ya bir dolmakalem verdim.

Ho letto un libro. - Bir kitap okudum.

Hai letto il giornale? - Gazeteyi okudun mu?
Sì, l'ho letto - Evet, onu okudum.

Hanno letto quella lettera. - O mektubu okudular.
Che cosa hai comprato? - Ne (neyi) satın aldın?
Ho comprato una macchina. - Bir araba satın aldım.

Mi avete comprato qualcosa? - Bana bir şey satın aldınız mı?
Ti abbiamo comprato un libro. - Sana bir kitap satın aldık.

Che cosa hai mangiato? - Ne (neyi) yedin?
Ho mangiato una mela. - Bir elma yedim.

Stasera abbiamo mangiato insieme. - Bu akşam birlikte yemek yedik.

Non ho detto niente. - Hiçbir şey söylemedim.

Ho detto che ti amo. - Seni sevdiğimi söyledim.

Mi hanno detto molte bugie. - Bana çok yalan söylediler.


Essere ile kullanılan eylemler ise yukarıda belirttiğimiz gibi "kimi ve neyi" sorularına yanıt vermeyen eylemlerdir. Örneğin: Andare - (Gitmek) eyleminin  "kime ya da nereye" sorularına yanıt verdiğini görüyoruz. Geçişsiz bir eylem olduğu için "Essere" yardımcı eylemi ile kullanılmak zorundadır.

Essere ile kullanılan eylemler:

Andare - (Gitmek) eyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io sono andato/a - Ben gittim
Tu sei andato/a - Sen gittin
Lui / Lei è andato/a - O gitti
Noi siamo andati/e - Biz gittik
Voi siete andati/e - Siz gittiniz
Loro sono andati/e - Onlar gittiler


Uscire - (Çıkmakeyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io sono uscito/a - Ben çıktım
Tu sei uscito/a - Sen çıktın
Lui / Lei è uscito/a - O çıktı
Noi siamo usciti/e - Biz çıktık
Voi siete usciti/e - Siz çıktınız
Loro sono uscitii/e - Onlar çıktılar



Rimanere - (Kalmakeyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io sono rimasto/a - Ben kaldım
Tu sei rimasto/a - Sen kaldın
Lui / Lei è rimasto/a - O kaldı
Noi siamo rimasti/e - Biz kaldık
Voi siete rimasti/e - Siz kaldınız
Loro sono rimasti/e - Onlar kaldılar



Nascere - (Doğmakeyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io sono nato/a - Ben doğdum
Tu sei nato/aSen doğdun
Lui / Lei è nato/a - O doğdu
Noi siamo nati/e - Biz doğduk
Voi siete nati/e - Siz doğdunuz
Loro sono nati/e - Onlar doğdular



Tornare - (Dönmekeyleminin yakın geçmiş zaman çekimleri:

Io sono tornato/a - Ben döndüm
Tu sei tornato/a - Sen döndün
Lui/Lei è tornato/a - O döndü
Noi siamo tornati/e - Biz döndük
Voi siete tornati/e - Siz döndünüz
Loro sono tornati/e - Onlar döndüler


Essere yardımcı eylemiyle kurulmuş yakın geçmiş zaman tümce örnekleri:

Sono tornato dal tentista - Dişçiden döndüm.

Roberta è tornata da Istanbul - Roberta İstanbul'dan döndü.

Lorenzo è tornato dal Mare - Lorenzo denizden döndü.

Siamo tornati dalla Turchia - Türkiye'den döndük.

Dove sei andato? - Nereye gittin?
Sono andato a Roma - Roma'ya gittim.

Dove siete andati? - Nereye gittiniz?
Siamo andati da Marco. - Marco'ya gittik.

Sono uscito di casa. - Evden çıktım.

Siamo usciti a prendere un gelato. - Dondurma almaya çıktık.

Ragazze, a che ora siete uscite dall'ufficio? - Kızlar, ofisten saat kaçta çıktınız?
Siamo uscite alle sette. - Saat yedide çıktık.

Sei rimasta a casa? - Evde mi kaldın?
Sì, sono rimasta a casa. - Evet, evde kaldım.

Siamo rimasti al Medioevo. - Ortaçağ'da kaldık.

Loro sono rimasti in Turchia. - Onlar Türkiye'de kaldılar.

Dove sei nato? - Nerede doğdun?
Sono nato in Turchia. - Türkiye'de doğdum.

Noi siamo nati in Italia. - Biz İtalya'da doğduk
Loro sono nati a Roma. - Onlar Roma'da doğdular.

Maria è nata a Torino. - Maria Torino'da doğdu.
Roberto è nato a Milano. - Roberto Milano'da doğdu.

Not: Essere ile çekilen geçişsiz eylemler sıfatın ad, cins ve sayısına uymak zorundadırlar:

Örnek:

Francesco è tornato da Bari - Francesco Bari'den döndü
Angelica è tornata da Bari - Angelica Bari'den döndü

Dove sono andate Lucia e Martina? - Martina ve Lucia nereye gittiler?
Sono andate in Inghilterra - İngiltere'ye gittiler

Quando sono usciti Lorenzo e Gianni? - Gianni ve Lorenzo ne zaman çıktılar?
Sono usciti due ore fa - İki saat önce çıktılar

Quando è arrivato il treno? - Tren ne zaman geldi?

La lezione è finita dieci minuti fa - Ders on dakika önce bitti.

Passato prossimo (yakın geçmiş zamanı) Türkçeye çevirirken, metnin içeriğine bakılarak "geldim", "gelmiş", "aldı", "almış" "gittiler", "gitmiş" biçiminde çevrilir.

5 Kasım 2015 Perşembe

Mettere alla porta

Türkçesi "işten kovmak, kapıya koymak" anlamında kullanılan İtalyanların çok kullandığı bir deyimdir.

Örnek:
Il capo mi ha messo/a alla porta. - Patron beni kapıya koydu.
L'ho messo/a alla porta. - Onu kapıya koydum.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Dove? - Nerede, Nereye?

Dov'è il libro? - Kitap nerede?
Il libro è sul tavolo. - Kitap masanın üzerinde.

Dove sono i miei occhiali? - Gözlüklerim nerede?
I tuoi occhiali sono sul tavolo. - Gözlüklerin kanepenin üzerinde.

Dove vai? - Nereye gidiyorsun?
Vado al cinema. - Sinemaya gidiyorum.

Dove andate? - Nereye gidiyorsunuz?
Andiamo a teatro. - Tiyatroya gidiyoruz.

Dove siamo? - Neredeyiz?
Siamo al mare. - Denizdeyiz.

3 Kasım 2015 Salı

Di chi è? - (Kimin?)

Di chi è questo libro? - Bu kitap kimin?
È di Marco. - Marco'nun.
Di chi è questa macchina? - Bu araba kimin?
È di Giovanna. - Giovanna'nın.
Di chi è questa camicia? - Bu gömlek kimin?
È mia. - Benim.
Di chi sono questi soldi? - Bu paralar kimin?
Sono di Filippo. - Filippo'nun.
Di chi è quel cane? - O köpek kimin?
È loro. - Onların.
Di chi è questa borsa? - Bu çanta kimin?
È nostra. - Bizim.
Di chi sono queste scarpe? - Bu ayakkabılar kimin?
Sono vostre. - Sizin.
Di chi è questo portafoglio? - Bu cüzdan kimin?
È suo. - Onun

2 Kasım 2015 Pazartesi

Tutto,-a; Tutti, -e

"Bütün, herkes, hepsi ve her şey" anlamlarında kullanılan bu zamir çekimlidir ve genellikle tanımlık (artikel) ile birlikte kullanılır.

Örnek:
Ti ho pensato tutto il giorno. - Bütün gün seni düşündüm.
Chi ti ha detto tutte queste cose? - Bütün bunları sana kim söyledi?
Voglio sapere tutto di te! - Seninle ilgili her şeyi bilmek istiyorum!
Tutti parlano male di lui. - Herkes onunla ilgili kötü konuşuyor.
Ho visto tutto! - Her şeyi gördüm!
Tutte le strade portano a Roma. - Bütün yollar Roma'ya çıkar.
Mi piacciono tutte le canzoni di Tarkan. - Tarkan'ın bütün şarkıları hoşuma gider.
Ti aspetterò per tutta la mia vita. - Bütün hayatım boyunca seni bekleyeceğim.

Uno, -a

"Biri, herhangi biri" anlamına gelen bu zamir cinse göre değişir.
Örnek:
C'è uno qui che ti conosce. - Burada seni tanıyan biri var.
Oggi uno è venuto qui e ha voluto vederti. - Bugün buraya biri geldi ve seni görmek istedi.
Abbiamo visto una che ha un bel cane. - Güzel bir köpeği olan birini gördük.
Uno di voi può venire con me. - Sizden biri benimle gelebilir.
Ieri uno mi ha telefonato e ha voluto parlare con te. - Dün biri beni aradı ve seninle konuşmak istedi.
Non conosco uno di quelli. - Onlardan herhangi birini tanımıyorum.

Altrettanto, -a; altrettanti, -e

"Bir o kadar" anlamına gelen bu sıfat çekimlidir, cins ve sayıya göre farklılık gösterebilir.

Örnek:
C'erano venti uomini alla festa e altrettante ragazze.
Partide yirmi erkek ve bir o kadar da kız vardı.
Ho comprato tre borse e altrettante scarpe.
Üç çanta ve bir o kadar da ayakkabı aldım.

Qualsiasi, qualsivoglia, qualunque

"Herhangi bir" anlamına gelen bu sıfatlar çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılırlar.

Örnek:
Mi va bene qualsiasi libro. - Bana herhangi bir kitap uyar.
Puoi chiedermi qualunque domanda. - Bana herhangi bir soru sorabilirsin.

Qualche

"Birkaç, birtakım, bazı" anlamlarına gelir, çekimsizdir ve yalnızca tekil olarak kullanılır.
Sayılabien adlar için geçerlidir.

Örnek:
Voglio farti qualche domanda. - Sana birkaç soru sormak istiyorum.
Ho qualche amico/a in Italia. - İtalya'da birkaç arkadaşım var.
Ho imparato qualche cosa da lui. - Ondan birkaç şey öğrendim.
Ho fatto qualche esempio. - Birkaç örnek yaptım.
Ho visto Roberta qualche giorno fa. - Birkaç gün önce Roberta'yı gördüm.
Nella vita qualche cosa è difficile. - Hayatta birtakım şeyler zordur.