che vuol dire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
che vuol dire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2016 Pazartesi

In cui

"Cui" bir ilgi zamiridir ve "a, da, per, su, con, di, in, tra, fra" gibi edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. "Cui" cinse ve sayıya göre değişmez.

Bu derste "in cui"nin nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.

"(İçinde) yaşadığım ev güzeldir." tümcesini düşünelim. Bu tümceyi İtalyancaya çevirmek için, "ki onun içinde" anlamına gelen "in cui" ilgi zamirine gereksinim duyulur. Bu tümce yapısı bize biraz ters gelse de İtalyancada bu biçimde kullanılma zorunluluğu vardır.

Örneğin:
La casa in cui vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki onun içinde yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città in cui vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki onun içinde yaşıyorum hoşuma gidiyor.

Not: "In cui" yerine çoğu zaman "ki orada" anlamına gelen "dove" kullanılır.

Örneğin:
La casa dove vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki orada yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città dove vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki orada yaşıyorum hoşuma gidiyor.



16 Haziran 2016 Perşembe

Come se / -miş gibi

"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.

Birkaç örnek:

Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.

Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.

Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!

Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!

30 Kasım 2015 Pazartesi

Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı

Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.

Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.

Birkaç örnek:

Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!

Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.

Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?

Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.

Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?

Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.

Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)

"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.

Örnek:

Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!

Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!

Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!

Metterci

"Mettere" eylemi (Koymak) anlamında kullanılırken, "metterci" ise (zaman harcamak, zaman almak, süre almak) anlamlarında kullanılır ve yine her çekimin başına "ci" particellası konur.

Örnek:

Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?

Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?

Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!

Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?

Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?

Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?

Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Volerci

Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.

Örnek:

Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.

Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.

Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.

Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?

Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.

Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.

Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Imperfetto indicativo - Hikaye zamanı

Imperfetto indicativo zamanı, geçmişte süren bir olayı, düzenli olarak yinelenen bir alışkanlığı ya da geçmişte gerçekleşen iki olayı anlatmak için kullanılır. Imperfetto indicativo, tek başına kullanıldığı gibi diğer geçmiş zamanlarla birlikte de kullanılabilir. Öncelikli olarak seçmiş olduğumuz 5 eylemin hikaye zamanında nasıl çekildiklerine bakıp ardında da örnek tümcelerimizle bu zamanın nasıl kullanıldığını öğrenelim.

Andare - (Gitmek) eyleminin hikaye zamanı ile kullanımı:

Io andavo - Ben gidiyordum, giderdim
Tu andavi - Sen gidiyordun, giderdin
Lui / Lei andava - O gidiyordu, giderdi
Noi andavamo - Biz gidiyorduk, giderdik
Voi andavate - Siz gidiyordunuz, giderdiniz
Loro andavano - Onlar gidiyorlardı, giderlerdi


Fare - (Yapmak) eyleminin hikaye zamanı ile kullanımı:

Io facevo - Ben yapıyordum, yapardım
Tu facevi - Sen yapıyordun, yapardın
Lui / Lei faceva - O yapıyordu, yapardı
Noi facevamo - Biz yapıyorduk, yapardık
Voi facevate - Siz yapıyordunuz, yapardınız
Loro facevano - Onlar yapıyorlardı, yaparlardı


Parlare - (Konuşmak) eyleminin hikaye zamanı ile kullanımı:

Io parlavo - Ben konuşuyordum, konuşurdum
Tu parlavi - Sen konuşuyordun, konuşurdun
Lui / Lei parlava - O konuşuyordu, konuşurdu
Noi parlavamo - Biz konuşuyorduk, konuşurduk
Voi parlavate - Siz konuşuyordunuz, konuşurdunuz
Loro parlavano - Onlar konuşuyorlardı, konuşurlardı


Venire - (Gelmek) eyleminin hikaye zamanı ile kullanımı: 

Io venivo - Ben geliyordum, gelirdim
Tu venivi - Sen geliyordun, gelirdin
Lui / Lei veniva - O geliyordu, gelirdi
Noi venivamo - Biz geliyorduk, gelirdik
Voi venivate - Siz geliyordunuz, gelirdiniz
Loro venivano - Onlar geliyorlardı, gelirlerdi


Leggere - (Okumak)  eyleminin hikaye zamanı ile kullanımı: 

Io leggevo - Ben okuyordum, okurdum
Tu leggevi - Sen okuyordun, okurdun
Lui / Lei leggeva - O okuyordu, okurdu
Noi leggevamo - Biz okuyorduk, okurduk
Voi leggevate - Siz okuyordunuz, okurdunuz
Loro leggevano - Onlar okuyorlardı, okurlardı


Essere - hikaye zamanı çekimleri:

Io ero
Tu eri
Lui - Lei era
Noi eravamo
Voi eravate
Loro erano

Avere - hikaye zamanı çekimleri:

Io avevo
Tu avevi
Lui / Lei aveva
Noi avevamo
Voi avevate
Loro avevano


Örnek tümceler:

L’anno scorso andavo in piscina tre volte alla settimana.
Geçen yıl haftada üç kez havuza giderdim.

Dove eri quando ti ho telefonato?
Sana telefon ettiğimde neredeydin?

Ero a casa - Evdeydim

Quando sei tornato a casa, guardavo un film.
Eve döndüğünde, bir film izliyordum.

Dove eri alle sette? - Saat yedide neredeydin?
Alle sette andavo a casa. - Saat yedide eve gidiyordum.

Mentre venivo a scuola, ho incontrato tuo padre.
Okula gelirken, babanla karşılaştım.

Mi sono addormentato sul divano mentre guardavo la televisione.
Televizyon izlerken kanepede uyuyakaldım.

Oggi mentre andavo a casa pioveva molto.
Bugün eve giderken, çok yağmur yağıyordu.

Mentre Luca dormiva, noi facevamo colazione.
Luca uyurken, biz kahvaltı yapıyorduk.

Da bambino parlavo molto. - Çocukken çok konuşurdum.

Da bambino tutte le domeniche andavamo al mare.
Çocukken her pazar denize giderdik.

Da piccolo abitavi a Roma? - Küçükken Roma'da mı oturuyordun?
Sì, ci abitavo. - Evet, orada oturuyordum.

Ti aspettavo da due ore.
İki saattir seni bekliyordum.

Io e Carlo eravamo molto amici all'università.
Carlo ve ben üniversitede çok iyi arkadaştık.

Prima fumavo dieci sigarette al giorno ma ora ho smesso.
Önceden günde on sigara içerdim ama şimdi bıraktım.

Alessandra è caduta mentre scendeva le scale.
Alessandra merdivenlerden inerken düştü.

18 Kasım 2015 Çarşamba

Chi è? - Kimdir?

Chi è questo bambino? - Bu çocuk kim?
Lui è Luca. - O Luca'dır.

Chi è questa ragazza? - Bu kız kim?
Lei è Alessandra. - O Alessandra'dır.

Chi è Anna? - Anna kim?
Non la conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è Leonardo? - Leonardo kim?
Non lo conosco. - Onu tanımıyorum.

Chi è? - Kim o?
È Giovanni. - Giovanni'dir.

Chi è? - Kim o?
È Veronica. - Veronica'dır.

Çoğul sorularda ise "è" yardımcı eyleminin yerini "sono" alır.

Örnek:

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Sono Paolo e Francesco. - Paolo ve Francesco'dur.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Sono Martina e Valeria. - Martina ve Valeria'dır.

Chi sono queste bambine? - Kimdir bu kız çocukları?
Loro sono Anna ed Eva. - Onlar Anna ve Eva'dır.

Chi sono questi uomini? - Kimdir bu adamlar?
Non li conosco. - Onları tanımıyorum.

Chi sono queste ragazze? - Kimdir bu kızlar?
Non le conosco. - Onları tanımıyorum.

15 Kasım 2015 Pazar

Futuro semplice - Basit gelecek zaman

İtalyancada basit gelecek zamanı anlatmak için "futuro semplice" zamanı kullanılır. Futuro semplice (basit gelecek zamanı) Türkçeye çevirirken, "yapacak", "gidecek", "gideceğiz", "alacaklar", "gelecekler" biçiminde çevrilir. Öncelikli olarak; İtalyancada kullanılan birkaç eylemin, basit gelecek zaman çekimlerini öğrenip ardından da örnek tümcelerimizle bu zaman diliminin nasıl kullanıldığına bakalım.

Capire - (Anlamak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io capirò - Ben anlayacağım
Tu capirai - Sen anlayacaksın
Lui / Lei capirà - O anlayacak
Noi capiremo - Biz anlayacağız
Voi capirete - Siz anlayacaksınız
Loro capiranno - Onlar anlayacaklar


Parlare - (Konuşmak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io parlerò - Ben konuşacağım
Tu parlerai - Sen konuşacaksın
Lui / Lei parlerà - O konuşacak
Noi parleremo - Biz konuşacağız
Voi parlerete - Siz konuşacaksınız
Loro parleranno - Onlar konuşacaklar


Mangiare - (Yemek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io mangerò - Ben yiyeceğim
tu mangerai - Sen yiyeceksin
Lui / Lei mangerà - O yiyecek
Noi mangeremo - Biz yiyeceğiz
Voi mangerete - Siz yiyeceksiniz
Loro mangeranno - Onlar yiyecekler


Vedere - (Görmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io vedrò - Ben göreceğim
Tu vedrai - Sen göreceksin
Lui / Lei vedrà - O görecek
Noi vedremo - Biz göreceğiz
Voi vedrete - Siz göreceksiniz
Loro vedranno - Onlar görecekler


Dire - (Söylemek, demek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io dirò - Ben söyleyeceğim
Tu dirai - Sen söyleyeceksin
Lui / Lei dirà - O söyleyecek
Noi diremo - Biz söyleyeceğiz
Voi direte - Siz söyleyeceksiniz
Loro diranno - Onlar söyleyecekler


Andare - (Gitmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io andrò - Ben gideceğim
Tu andrai - Sen gideceksin
Lui/Lei andrà - O gidecek
Noi andremo - Biz gideceğiz
Voi andrete - Siz gideceksiniz
Loro andranno - Onlar gidecekler


Dare - (Vermek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io darò - Ben vereceğim
Tu darai - Sen vereceksin
Lui / Lei darà - O verecek
Noi daremo - Biz vereceğiz
Voi darete - Siz vereceksiniz
Loro daranno - Onlar verecekler


Fare (Yapmak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io farò - Ben yapacağım
Tu farai - Sen yapacaksın
Lui / Lei farà - O yapacak
Noi faremo - Biz yapacağız
Voi farete - Siz yapacaksınız
Loro faranno - Onlar yapacaklar


Volere - (İstemek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io vorrò - Ben isteyeceğim
Tu vorrai - Sen isteyeceksin
Lui / Lei vorrà - O isteyecek
Noi vorremo - Biz isteyeceğiz
Voi vorrete - Siz isteyeceksiniz
Loro vorrannoOnlar isteyecekler


Venire - (Gelmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io verrò - Ben geleceğim
Tu verrai - Sen geleceksin
Lui / Lei verrà - O gelecek
Noi verremo - Biz geleceğiz
Voi verrete - Siz geleceksiniz
Loro verranno - Onlar gelecekler


Dovere - (Zorunda olmak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io dovrò - Ben zorunda olacağım
Tu dovrai - Sen zorunda olacaksın
Lui / Lei dovrà - O zorunda olacak
Noi dovremo  - Biz zorunda olacağız
Voi dovrete - Siz zorunda olacaksınız
Loro dovranno - Onlar zorunda olacaklar


Leggere - (Okumak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io leggerò - Ben okuyacağım
Tu leggerai - Sen okuyacaksın
Lui / Lei leggerà - O okuyacak
Noi leggeremo - Biz okuyacağız
Voi leggerete - Siz okuyacaksınız
Loro leggeranno - Onlar okuyacaklar


Bere - (İçmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io berrò - Ben içeceğim
Tu berrai - Sen içeceksin
Lui berrà - O içecek
Noi berremo - Biz içeceğiz
Voi berrete - Siz içeceksiniz
Loro berranno - Onlar içecekler


Amare - (Sevmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io amerò
- Ben seveceğim

Tu amerai - Sen seveceksin
Lui / Lei amerà - O sevecek
Noi ameremo - Biz seveceğiz
Voi amerete - Siz seveceksiniz
Loro ameranno - Onlar sevecekler


Dormire - (Uyumak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io dormirò - Ben uyuyacağım
Tu dormirai - Sen uyuyacaksın
Lui / Lei dormirà - O uyuyacak
Noi dormiremo - Biz uyuyacağız
Voi dormirete - Siz uyuyacaksınız
Loro dormiranno - Onlar uyuyacaklar


Giocare - (Oynamak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io giocherò - Ben oynayacağım
Tu giocherai - Sen oynayacaksın
Lui / Lei giocherà - O oynayacak

Noi giocheremo - Biz oynayacağız
Voi giocherete - Siz oynayacaksınız
Loro giocheranno - Onlar oynayacaklar



Scrivere - (Yazmak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io scriverò - Ben yazacağım
Tu scriverai - Sen yazacaksın
Lui / Lei scriverà - O yazacak
Noi scriveremo - Biz yazacağız
Voi scriverete - Siz yazacaksınız
Loro scriveranno - Onlar yazacaklar



Pensare - (Düşünmek) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io penserò - Ben düşüneceğim
Tu penserai - Sen düşüneceksin
Lui / Lei penserà - O düşünecek
Noi penseremo - Biz düşüneceğiz
Voi penserete - Siz düşüneceksiniz

Loro penseranno - Onlar düşünecekler
 

Aprire - (Açmak) eyleminin basit gelecek zaman çekimleri:

Io aprirò - Ben açacağım
Tu aprirai - Sen açacaksın
Lui / Lei aprirà - O açacak
Noi apriremo - Biz açacağız
Voi aprirete - Siz açacaksınız
Loro apriranno - Onlar açacaklar

 

Örnek tümceler: 

Cosa farete stasera? - Bu akşam ne yapacaksınız?
Andremo al cinema. - Sinemaya gideceğiz.

E tu Luisa, dove andrai? - Ya sen Luisa, nereye gideceksin?
Andrò da mia mamma. - Anneme gideceğim.
Tu cosa farai stasera? - Sen ne yapacaksın bu akşam?
Rimarrò a casa - Evde kalacağım.

Con chi vuoi venire? - Bu akşam kiminle gelmek istiyorsun?
Se verrà Lorenzo, verrò anch'io. - Eğer Lorenzo gelecekse, ben de geleceğim.

Chi verrà oggi? - Bugün kim gelecek?
Oggi una mia amica verrà da Roma. - Bugün Roma'dan bir arkadaşım gelecek.

Quando tornerai ad Istanbul? - İstanbul'a ne zaman döneceksin?
Ci tornerò domani sera - Oraya yarın akşam döneceğim.

Ti regaleremo una macchina - Sana bir araba armağan edeceğiz.

La prossima settimana partiremo per Istanbul - Gelecek hafta İstanbul'a yola çıkacağız.

Quanto tempo ci rimarrete? - Ne kadar süre orada kalacaksınız?
Ci rimarremo un mese. - Orada bir hafta kalacağız.

Scriveremo una lettera a Flavia. - Flavia'ya bir mektup yazacağız.

Stasera il Real Madrid e la Juventus giocheranno al Santiago Bernabeu.
Bu akşam Real Madrid ve Juventus, Santiago Bernabeu'da oynayacaklar.

Mi amerai per sempre? - Beni sonsuza dek sevecek misin?
Ti amerò per sempre. - Seni sonsuza dek seveceğim.

Tra qualche minuto ti daranno una risposta. - Birkaç dakika sonra sana bir yanıt verecekler.

Tra poco leggerò un libro - Az sonra bir kitap okuyacağım.

12 Kasım 2015 Perşembe

Superlativo assoluto - Mutlak üstünlük

Bir nesnenin belirtilen niteliğinin en yüksek (mutlak)
derecesini gösterir. Sıfatların tümünün sonuna "-issim" eki getirilerek mutlak üstünlük derecesi oluşuturulur. Bir diğer yöntem ise (Molto + Sıfat) biçimindedir.
Tanımlanan kişi ya da nesne eril ve tekil ise sıfatın sonuna (-issimo)
Tanımlanan kişi ya da nesne eril ve çoğul ise sıfatın sonuna (-issimi)
Tanımlanan kişi ya da nesne dişil ve tekil ise sıfatın sonuna (-issima)
Tanımlanan kişi ya da nesne dişil ve çoğul ise sıfatın sonuna (-issime) eklenir.
Örnek:
Dolce - Tatlı
Dolcissimo - Çok tatlı
Molto dolce - Çok tatlı
Alto - Yüksek
Altissimo - Çok yüksek
Molto alto - Çok yüksek
Bella - Güzel
Bellissima - Çok güzel
Molto bella - Çok güzel
Bello - Güzel
Bellissimo - Çok güzel
Molto bello - Çok güzel
Calmo - Sakin
Calmissimo - Çok sakin
Molto calmo - Çok sakin
Simpatico - Sevimli
Simpaticissimo - Çok sevimli
Molto simpatico - Çok sevimli
Buone - İyiler
Buonissime - Çok iyiler
Molto buone - Çok iyiler
Sporchi - Kirliler
Sporchissimi - Çok kirliler
Molto sporchi - Çok kirliler
Vecchia - Yaşlı
Molto vecchia - Çok yaşlı
Vecchissima - Çok yaşlı
Freddo - Soğuk
Freddissimo - Çok soğuk
Molto freddo - Çok soğuk
___________________________________________________
Questa canzone è bella. - Bu şarkı güzel.
Questa canzone è bellissima. - Bu şarkı çok güzel.
Questa canzone è molto bella. - Bu şarkı çok güzel.
Oggi il mare è calmo. - Bugün deniz sakin
Oggi il mare è calmissimo. - Bugün deniz çok sakin.
Oggi il mare è molto calmo. - Bugün deniz çok sakin.
Luisa è simpatica. - Luisa sevimlidir.
Luisa è simpaticissima. - Luisa çok sevimlidir.
Luisa è molto simpatica. - Luisa çok sevimlidir.
Lui è un bambino dolce. - O tatlı bir çocuk.
Lui è un bambino dolcissimo. - O çok tatlı bir çocuk.
Lui è un bambino molto dolce. - O çok tatlı bir çocuk.
Le ragazze sono belle. - Kızlar güzel.
Le ragazze sono bellissime. - Kızlar çok güzeller.
Le ragazze sono molto belle. - Kızlar çok güzeller.
Mauro è un bambino buono. - Mauro iyi bir çocuktur.
Mauro è un bambino buonissimo. - Mauro çok iyi bir çocuktur.
Mauro è un bambino molto buono. - Mauro çok iyi bir çocuktur.
Laura è una ragazza timida. - Laura utangaç bir kızdır.
Laura è una ragazza timidissima. - Laura çok utangaç bir kızdır.
Laura è una ragazza molto timida. - Laura çok utangaç bir kızdır.
Quell'albero è alto. - O ağaç yüksektir.
Quell'albero è altissimo. - O ağaç çok yüksektir.
Quell'albero è molto alto. - O ağaç çok yüksektir.
La mia macchina è veloce. - Arabam hızldır.
La mia macchina è velocissima. - Arabam çok hızldır.
La mia macchina è molto veloce. - Arabam çok hızldır.
I pavimenti sono sporchi. - Yerler kirlidir.
I pavimenti sono sporchissimi. - Yerler çok kirlidir.
I pavimenti sono molto sporchi. - Yerler çok kirlidir.
La mia casa è grande. - Evim büyüktür.
La mia casa è grandissima. - Evim çok büyüktür.
La mia casa è molto grande. - Evim çok büyüktür.
________________________________________________________
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da sonu "-co" ve "-go" ile biten kimi sıfatların, kalın seslerini korumak zorunda oldukları için aralarına "h" harfinin eklenmesi gerektiğidir.
Örnek:
Lungo - Uzun
Lunghissimo - Çok uzun
Ricco - Zengin
Ricchissimo - Çok zengin
Poco - Az
Pochissimo - Çok az
Stanco - Yorgun
Stanchissimo - Çok yorgun
________________________________________________________
Oggi sono stanco - Bugün yorgunum
Oggi sono stanchissimo - Bugün çok yorgunum
Marco è ricco - Marco zengindir
Marco è ricchissimo - Marco çok zengindir
Ho poco tempo libero - Biraz boş zamanım var
Ho pocchissimo tempo libero - Çok az boş zamanım var
Hai i capelli lunghi - Uzun saçların var
Hai i capelli lunghissimi - Çok uzun s

5 Kasım 2015 Perşembe

Mettere alla porta

Türkçesi "işten kovmak, kapıya koymak" anlamında kullanılan İtalyanların çok kullandığı bir deyimdir.

Örnek:
Il capo mi ha messo/a alla porta. - Patron beni kapıya koydu.
L'ho messo/a alla porta. - Onu kapıya koydum.

Presente indicativo - Şimdiki zaman

İtalyancada öğrenmeniz gereken en önemli ve en çok kullanılan zamanlardan biri "presente indicativo" zamanıdır. Türkçedeki şimdiki zamanı ve geniş zamanı karşılar.
Konuşulduğu sırada yapılan bir eylemi ya da o anda olan bir olayı anlatmak için kullanılır.
(Geliyorum, gelirim)

Örnek:
Leggo un libro. - Bir kitap okuyorum.
Voglio parlare. - Konuşmak istiyorum.
Bevo un caffè. - Bir kahve içiyorum.
Andiamo al cinema. - Sinemaya gidiyoruz.
Roberto viene tra due ore. - Roberto iki saat sonra geliyor.
Faccio colazione. - Kahvaltı yapıyorum.
Vengo da Istanbul. - İstanbul'dan geliyorum.
Ti penso sempre. - Her zaman seni düşünüyorum.
Mi piace molto la pizza. - Pizzayı çok severim.
Suono il violino. - Keman çalıyorum.
_______________________________________________________________________________

Alışkanlık durumuna gelen, sürekli yapılan eylemler için ve durum belirtmek için kullanılır.

Örnek:
Abito ad Ankara - Ankara'da oturuyorum.
Loro vanno a teatro ogni domenica. - Onlar her pazar tiyatroya giderler.
Vivo ad Istanbul - İstanbul'da yaşıyorum.
_______________________________________________________________________________

Değişmez gerçekler için de kullanılır.

Örnek:
Il sole sorge ad Est e tramonta ad Ovest - Güneş doğudan doğar ve batıdan batar.
L'acqua bolle a 100 gradi - Su 100 derecede kaynar.
________________________________________________________________________________

Gelecekte olacak ya da olması beklenen bir oluş için kullanılır.

Örnek:
Domani andiamo a Parigi. - Yarın Paris'e gidiyoruz.
Tra due mesi mia sorella si trasferisce a Roma. - İki ay sonra kız kardeşim Roma'ya taşınıyor.
________________________________________________________________________________

"Da" edatıyla birlikte geçmişte başlayan ve etkisi günümüzde de süren olaylar, durumlar için kullanılır.

Örnek:
Non ti vedo da tre mesi. - Seni üç aydır görmüyorum.
Non mi telefoni da due settimane. - İki haftadır beni aramıyorsun.
Mi conosci da dieci anni . - On yıldır beni tanıyorsun.
________________________________________________________________________________

Ayrıca, "Stare" eylemiyle birlikte gerundio kullanıldığında tam olarak Türkçedeki şimdiki zaman anlamını verir.

Örnek:
Sto andando a casa. - Eve gidiyorum.
Sto lavorando in ufficio. - Ofiste çalışıyorum, çalışmaktayım.
I bambini stanno giocando. - Çocuklar oynuyorlar.
Maria sta leggendo un libro. - Maria bir kitap okuyor.
Cosa stai facendo? - Ne yapıyorsun?
Sto correndo. - Koşuyorum.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Dove? - Nerede, Nereye?

Dov'è il libro? - Kitap nerede?
Il libro è sul tavolo. - Kitap masanın üzerinde.

Dove sono i miei occhiali? - Gözlüklerim nerede?
I tuoi occhiali sono sul tavolo. - Gözlüklerin kanepenin üzerinde.

Dove vai? - Nereye gidiyorsun?
Vado al cinema. - Sinemaya gidiyorum.

Dove andate? - Nereye gidiyorsunuz?
Andiamo a teatro. - Tiyatroya gidiyoruz.

Dove siamo? - Neredeyiz?
Siamo al mare. - Denizdeyiz.

3 Kasım 2015 Salı

Di chi è? - (Kimin?)

Di chi è questo libro? - Bu kitap kimin?
È di Marco. - Marco'nun.
Di chi è questa macchina? - Bu araba kimin?
È di Giovanna. - Giovanna'nın.
Di chi è questa camicia? - Bu gömlek kimin?
È mia. - Benim.
Di chi sono questi soldi? - Bu paralar kimin?
Sono di Filippo. - Filippo'nun.
Di chi è quel cane? - O köpek kimin?
È loro. - Onların.
Di chi è questa borsa? - Bu çanta kimin?
È nostra. - Bizim.
Di chi sono queste scarpe? - Bu ayakkabılar kimin?
Sono vostre. - Sizin.
Di chi è questo portafoglio? - Bu cüzdan kimin?
È suo. - Onun

2 Kasım 2015 Pazartesi

İtalyanca edatlar

Edatlar İtalyancada oldukça karışık konulardan biridir. Çünkü belirgin kurallara dayalı değildir.
Bu yüzden, edatlardaki bu değişiklikleri örneklerle açıklarken, göz önünde tutmamız gereken bir kural vardır.

Kural: Edatlar oluşturdukları tümleçlere göre anlam kazanırlar.

Örnek:

Di:

Le chiavi di casa - (Evin anahtarları)

Una bambina di tre anni - (Üç yaşında bir çocuk)

Un posto di grande lusso - (Çok lüks bir yer)

Un bambino pieno di vizi - (Çokça kötü alışkanlıkları olan bir çocuk)

Morire di fame - (Açlıktan ölmek)

Parlare di politica - (Politikadan söz etmek)

Venire di corsa - (Koşa koşa gelmek)

Venire di sera - (Akşamleyin gelmek)

Una statua di marmo - Mermerden bir heykel)

Uscire di casa - (Evden çıkmak)


A:

"a" edatı "nerede ve nereye doğru" sorularına yanıt veren durum ve devinim eylemleriyle birlikte ve şehir adlarından önce kullanılır.
Örnek:
Sei a casa?
Evde misin?

Sono a casa.
Evdeyim.

Abito a Sakarya.
Sakarya'da oturuyorum.

Vivo a Bari.
Bari'de yaşıyorum.

Studio a Londra.
Londra'da okuyorum.

Siamo a Torino.
Torino'dayız.
___________________________________________________
"A" edatının birlikte kullanıldığı eylemler:
Örnek:
Andare - (Gitmek)
Vado a scuola.
Okula gidiyorum.
Andiamo a colazione.
Kahvaltıya gidiyoruz.
Vanno a cena.
Akşam yemeğine gidiyorlar.
Andate a Roma?
Roma'ya mı gidiyorsunuz?
Vai a pranzo?
Öğle yemeğine mi gidiyorsun?
Va a casa.
Eve gidiyor.
___________________________________________________
Fare - (Yapmak)
Mi aiuti a fare i compiti?
Bana ödevlerimi yapmaya yardım eder misin?
Vado a fare la spesa.
Alışveriş yapmaya gidiyorum.
Andiamo a fare una passeggiata.
Yürüyüş yapmaya gidiyoruz.
___________________________________________________
Venire - (Gelmek)
Vieni a prendermi in stazione?
İstasyona beni almaya gelir misin?
Vengo a cercarti.
Seni aramaya geliyorum.
Veniamo a Milano.
Milano'ya geliyoruz.
___________________________________________________
Imparare (Öğrenmek)
Ho imparato a nuotare quando ero piccolo.
Yüzmeyi küçüklüğümde öğrendim.
Imparo a suonare la chitarra.
Gitar çalmayı öğreniyorum.
Ha imparato a camminare
Yürümeyi öğrendi
Ho imparato a difendermi.
Kendimi savunmayı öğrendim.
___________________________________________________
Restare - (Kalmak)
Restiamo a mangiare da te stasera.
Bu akşam yemeğe sende kalıyoruz.
Voglio restare a casa.
Evde kalmak istiyorum.
___________________________________________________
Abituarsi - (Alışmak)
Mi sono abituato a vivere in città.
Şehirde yaşamaya alıştım.
Mi sono abituato a te.
Sana alıştım.
Mi sono abituato a vivere da solo.
Yalnız yaşamaya alıştım.
___________________________________________________
Mandare - (Göndermek)
Giovanni mi ha mandato a comprare la pizza.
Giovanni beni pizza almaya gönderdi.
Mi ha mandato a casa.
Beni eve gönderdi.
___________________________________________________
Ayrıca bir eylemin başlangıcını ya da sürdüğünü belirten birtakım eylemlerle de "a" edatı kullanılır.
Örnek:
Cominciare - (Başlamak)
Ho cominciato a leggere quel libro.
O kitabı okumaya başladım.
Ha cominciato a correre.
Koşmaya başladı.
Comincerò a cucinare.
Yemek yapmaya başlayacağım.
Non cominciare a criticarmi!
Beni eleştirmeye başlama!
___________________________________________________
Continuare - Devam etmek
Continua a piovere.
Yağmur yağmaya devam ediyor.
Continuo a lavorare.
Çalışmaya devam ediyorum.
Continuiamo a ballare.
Dans etmeye devam ediyoruz.
___________________________________________________
Iniziare - Başlamak
Ho iniziato a piangere.
Ağlamaya başladım.
Ha iniziato a dire bugie.
Yalan söylemeye başladı.
___________________________________________________
Sbrigarsi - (Acele etmek)
Sbrigati a decidere!
Karar vermek için acele et!
Mi sbrigo a scrivere.
Yazmak için acele ediyorum.
___________________________________________________
Dikkat!
"a" edatından sonra gelecek harf sesli ise "a" edatı, "ad" biçiminde kullanılabilir ya da yalnızca "a" olarak kalabilir.

Örnek:

Vado a Ankara / Vado ad Ankara.

Ankara'ya gidiyorum.

Abito a Istanbul / Abito ad Istanbul.

İstanbul'da oturuyorum.

Andiamo a Antalya / Andiamo ad Antalya.

Antalya'ya gidiyoruz.

Bunların dışında kullanıldığı yerler:

Stare a casa - (Evde olmak, bulunmak)
Dare il libro a qualcuno - (Birine kitap(ı) vermek)
Andare a piedi - (Yürüyerek gitmek)
Condannare a morte - (Ölüme mahkum etmek)
Essere a due passi da qui - (Buradan iki adım ötede olmak)
Uscire a due a due - (İkişer ikişer çıkmak)
Capire a prima vista - (İlk bakışta anlamak)



In:

Andare in Italia - (İtalya'ya gitmek)

Laurearsi in matematica - (Matematik doktoru olmak)

Andare in macchina - (Arabayla gitmek)

Fare un giro in città - (Kentte bir tur atmak)

Andare in autunno - (Sonbaharda gitmek)



Da:
1- Bir kişiye gidildiği belirtiliyorsa her zaman "Da" edatı kullanılır. 
Bu durum bize biraz ters gelse de kural budur.
Örnek:
Vado da una mia amica. - Bir arkadaşıma gidiyorum.
Vai da tua mamma? - Annene mi gidiyorsun?
Andiamo da tua sorella. - Kız kardeşine gidiyoruz.
Perché non andate da Pınar? - Neden Pınar'a gitmiyorsunuz?
Vado dal dentista. - Dişçiye gidiyorum.
Domani vado a colazione dal mio amico. - Yarın arkadaşıma kahvaltıya gideceğim.
______________________________________________________
2- Bir yerden gelindiği belirtiliyorsa "Da" edatı kullanılır.
Örnek:
Da dove vieni? - Nereden geliyorsun?
Vengo da Istanbul - İstanbul'dan geliyorum.
Da dove venite? - Nereden geliyorsunuz?
Veniamo dalla Turchia. - Türkiye'dan geliyoruz.
Venite da casa? - Evden mi geliyorsunuz?
No, veniamo dal ufficio. - Hayır, ofisten geliyoruz.
______________________________________________________
3. Çıkış yeri, kaynak ya da soy belirtmek için kullanılır.
Provenire da una famiglia povera - Yoksul bir aileden gelmek
Da famiglia nobile - Soylu bir aileden 
Dal giornale - Gazeteden
Örnek:
Ho saputo questo dal giornale. - Bunu gazeteden öğrendim.
Provengo da una famiglia povera. - Yoksul bir aileden geliyorum.
______________________________________________________
4. Uzaklık belirtmek için kullanılır.
Örnek:
Da Istanbul a Bursa ci vogliono 3 ore. - İstanbul'dan Bursa'ya 3 saat sürer.
La nostra casa è a quattro chilometri dalla città. - Evimiz şehirden dört kilometre uzaklıktadır. 
L'albergo è a venti metri dalla costa. - Otel kıyıdan yirmi metre uzaklıktadır.
La mia casa non è lontana dal centro. - Evim merkezden uzak değildir.
_______________________________________________________
5- Geçmişte hayatımızın belirli bir zamanında yapılmış ya da gelecekte yapılacak özel bir anı belirtmek için kullanılabilir.
Örnek:
Da giovane - Gençken
Da bambino - Çocukken
Da piccolo - Küçükken
Da studente - Öğrenciyken
Da grande - Büyüyünce
Da vecchio - Yaşlanınca
Da piccolo giocavo con i lego. - Küçükken legolarla oynardım.
Da bambino ero un po' timido. - Çocukken biraz utangaçtım.
Da studente vivevo a Milano. - Öğrenciyken Milano'da yaşıyordum.
Cosa farai da grande? - Büyüyünce ne olacaksın?
Cosa farò da vecchio? - Yaşlanınca ne yapacağım?
_______________________________________________________
6. Neden belirtmek için kullanılır.
Örnek:
Piangere dalla gioia! - Sevinçten ağlamak! 
Morire dallo spavento! - Korkudan ölmek!
Tremare dal freddo! - Soğuktan titremek!
Ho pianto dalla gioia per ore! - Sevinçten saatlerce ağladım!
Tremo dal freddo sotto la pioggia. - Yağmurun altında soğuktan titriyorum.
Non riusciva a parlare dallo spavento! - Korkudan konuşamıyordu!
________________________________________________________
7- Edilgen tümcelerde eylemin belirttiği iş ya da oluşu yapan kişi ya da nesneden önce gelir.
Örnek:
Da mia madre - Annem tarafından 
Dal professore - Öğretmen tarafından
Dai ladri - Hırsızlar tarafından
Una moschea costruita da Mimar Sinan. - Mimar Sinan tarafından yapılmış bir camii.
La lezione è stata spiegata dal professore. - Ders öğretmen tarafından anlatıldı.
Mia madre è amato da tutti. - Annem herkes tarafından sevilir.
I miei soldi sono stati rubati dai ladri. - Paralarım hırsızlar tarafından çalındı.
_______________________________________________________
8- Amaç belirten kalıplarda kullanılır.
Örnek:
Cane da caccia - Av köpeği
Abito da sposa - Gelinlik
Occhiali da sole - Güneş gözlüğü 
Occhiali da vista - Numaralı gözlük 
Camicia da notte - Gecelik 
Camera da letto - Yatak odası
I nostri vicini hanno un cane da caccia - Komşularımızın bir av köpeği var.
Dove sono i miei occhiali da sole. - Güneş gözlüklerim nerede?
Non mi piace il mio abito da sposa. - Gelinliğim hoşuma gitmiyor.
Non riesco a leggere le frasi sulla lavagna senza i miei occhiali da vista. Numaralı gözlüklerim olmadan tahtadaki tümceleri okuyamıyorum.
Mia mamma mi ha regalata una camicia da notte.
Annem bana bir gecelik hediye etti.
Mi piace leggere il libro nella mia camera da leggo!
Yatak odamda kitap okumayı severim.
_____________________________________________________
9- Aşağıdaki örneklerde "Da" edatı, "den, dan" anlamında kullanılmıştır. 
Aşağıda verdiğimiz örneklerde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri de "Da" edatının tanımlıklarla (artikellerle) birleşebileceğidir. 
Bu bağlamda "da" edatının, tanımlıklarla birleştiğinde "dalla, dalle, dai, dal, dagli, dallo" olacağını unutmamak gerek.
Örnek:
Da oggi in poi le cose cambieranno - Bugünden sonra işler değişecek.
Non dormo da tre giorni. - Üç günden beri uyumuyorum.
Siamo qui dalle otto. - Saat sekizden beri buradayız.
Sono partito da casa 10 minuti fa. - 10 dakika önce evden hareket ettim.
Siamo aperti dalle 9:30 alle 20:45 - 9:30'dan 20:45'e kadar açığız.
Quasi svenivo dalla paura. - Korkudan neredeyse bayılıyordum.
Vedo dai tuoi occhi che non hai dormito. - Gözlerinden uyumadığını görüyorum.
Ti ho riconosciuto dalla voce. - Seni sesinden tanıdım.
Capisco che sei siciliano dall’accento. - Aksanından Sicilya'lı olduğunu anlıyorum.
Mi sono allontanato da casa - Evden uzaklaştım.
Ha divorziato da suo marito. - Kocasından boşandı.
Mi affaccio dalla finestra. - Camdan dışarı bakıyorum.
Mi alzo dal letto. - Yataktan kalkıyorum.



Con:

Uscire con qualcuno - (Biriyle çıkmak)

Andare con il treno - (Trenle gitmek)

Un uomo con i capelli bianchi - (Beyaz saçlı adam)

Dove vai con questa pioggia? - (Bu yağmurda nereye gidiyorsun?

Pensare con calma - (Sakin sakin düşünmek)

Con quella ricchezza vive una vita da cani - (O zenginliğine karşın itler gibi sürünüyor)



Per:
1- (Hareket etmek, yola çıkmak) anlamına gelen "Partire" fiili ile birlikte kullanılır.
Örnek:
Partire per Istanbul - (İstanbul'a hareket etmek)
Oggi parto per Istanbul - (Bugün İstanbul'a hareket ediyorum)
_________________________________________________
2- Bir eylemin süresini belirtmek için kullanılabilir.
Örnek:
Per tutto il giorno - Bütün gün (boyunca) 
Per due ore - İki saat (boyunca) 
Per tutta la mattina - Bütün sabah (boyunca)
Ha piovuto per tutto il giorno. - Bütün gün (boyunca) yağmur yağdı.
Non ho dormito per tutta la notte - Gece (boyunca) uyumadım.
Not: bu tümceleri "Per" edatı olmadan da söyleyebiliriz.
Örnek: Ha piovuto tutto il giorno - Bütün gün yağmur yağdı.
__________________________________________________
3- "İçin" anlamında kullanılır.
Örnek:
Questo regalo è per te. - Bu armağan senin için.
È per me? - Benim için mi?
Giocheremo per vincere - Kazanmak için oynayacağız.
__________________________________________________
4- "Stare" eylemi ile birlikte kullanıldığında "üzere" anlamına gelir.
Örnek:
Sto per andare da mia sorella - Kız kardeşime gitmek üzereyim.
Sto per arrivare a Roma - Roma'ya varmak üzereyim.
Stavamo per uscire di casa - Evden çıkmak üzereydik.
__________________________________________________
5- Matematikte çarpı anlamında kullanılır.
Örnek:
Cinque per cinque = venticinque - (5X5=25)
__________________________________________________
Bunların dışında kullanıldığı yerlere birkaç örnek vermek gerekirse:
Dire per scherzo - (Şakadan söylemek)
Lavorare per campare - (Yaşamak(geçinmek) için çalışmak)
Arrabbiarsi per niente - (Hiç yoktan kızmak)
Vendersi per poco - (Ucuza gitmek)



Su:
1- (üzerinde, üstünde, üzerine, üstte) anlamlarında kullanılır. "Su" edatının tanımlıklarla (artikellerle) birlikte kullanılabileceğini unutmamak gerek. 
(Sul, sulla, sulle, sullo, sugli, sui, sull')
Örnek:
Sul tavolo - Masanın üzerinde
Sul letto - Yatağın üzerinde
Sulla lingua italiana - İtalyan dili üzerine
Essere sul banco - Bankın üzerinde olmak
Dire sul serio - Cidden söylemek
La finestra da sul giardino - Pencere bahçeye bakıyor
Dove sono i miei calzini? - Çoraplarım nerede?
I tuoi calzini sono sul tappeto. - Çorapların halının üzerinde.
Dove sono le chiavi di casa? - Evin anahtarları nerede?
Sono sul tavolo. - Masanın üzerindeler.
Dov'è il mio pigiama? - Pijamam nerede?
il tuo pigiama è sul letto. - Pijaman yatağın üstünde.
Giuro su tutto. - Her şeyin üzerine yemin ederim.
Luca ha scritto un libro sulla lingua italiana.
Luca İtalyan dili üzerine bir kitap yazdı.
__________________________________________________
2- Bulunulan ya da gidilen bir yeri belirtmek için kullanılır. 
Ayrıca (karşı, doğru) anlamlarında kullanıldığı gibi, yaklaşık bir zaman belirtmek için kullanılır.
Örnek:
Sulla spiaggia - Kumsalda
Sul mare - Denize karşı 
Sulle montagne - Dağlara doğru
Sulla mezzanotte - Gece yarısına doğru
Sono tornato a casa sulle due. - İkiye doğru eve döndüm.
Era un uomo sui trent'anni - Yaklaşık otuz yaşlarında bir erkekti.
Siamo sulla stessa spiaggia. - Aynı kumsaldayız.
Voglio una casa sul mare - Denize karşı bir ev istiyorum.
Andiamo sulla città. - Şehre doğru gidiyoruz.
Not: (Karşı ve doğru) anlamında "verso" sözcüğünü de kullanabiliriz.
Örneğin:
Verso la montagna - Dağa karşı
Verso la rupe - Uçuruma doğru
Verso le due - İkiye doğru
Non guardare verso il sole! - Güneşe doğru bakma!
Andrò a casa verso le otto. - Saat sekize doğru eve gideceğim.
Parto per Roma verso le tre. - Saat üçe doğru Roma'ya hareket ediyorum.



Tra, Fra:
Tra ve Fra, "Arasında, sonra" anlamlarında kullanılırlar.
Bu iki edatın da kullanımları aynıdır. Kısacası birini diğerinin yerine çok rahat kullanabilirsiniz.
Örnek:
Tra poco - Az sonra
Tra due ore - İki saat sonra
Tra un mese - Bir ay sonra
Fra una settimana - Bir hafta sonra
Fra due anni - İki yıl sonra.
Tra gli amici - Arkadaşlar arasında
Fra le montagne - Dağların arsında
Voglio una casa tra gli alberi.
Ağaçlar arasında bir ev istiyorum.
Sono passato tra la folla.
Kalabalığın arasından geçtim.
Fra 10 chilometri arriveremo in città.
10 kilometre sonra şehre varacağız.
Chiamami tra una settimana!
Bir hafta sonra beni ara!
________________________________________________________
Tra/Fra edatlarından sonra kişi zamirlerinden biri gelirse, arasına 
"di" edatı konulabilir. Bu durum zorunlu değildir; ancak iki kullanımın da doğru olduğunu bilmek gerekir.
Örneklerle daha kolay anlaşılacaktır:
Benvenuto tra di noi - Aramıza hoş geldin.
Benvenuto tra noi. - Aramıza hoş geldin.
Martina tornerà presto fra di noi. - Martina yakında aramıza dönecek.
Martina tornerà presto fra noi. - Martina yakında aramıza dönecek.
C’è un bel rapporto fra di noi due - İkimizin arasında güzel bir ilişki var.
C’è un bel rapporto fra noi due - İkimizin arasında güzel bir ilişki var.
Sei la più bella fra di loro! - Onların arasında en güzeli sensin!
Sei la più bella fra loro! - Onların arasında en güzeli sensin!

Kimi tümleçler bileşik edatlar aracılığıyla oluşabilir.

Örnek:

Una ragazza dagli occhi blu - (Mavi gözlü bir kız)
Una ragazza con gli occhi blu - (Mavi gözlü bir kız)

Nitelik bildirien bu tümleci, hem "con" hem de "da" edatıyla oluşturmak olanaklı. Basit edatlar için de geçerli bu durumu kurallarla saptamak olanaklı değildir. Ancak her edat bir başkasının yerini tutar diye bir durum sözkonusu değildir.

Basit edatların tanımlıklarla birleşimi oldukça kolaydır.

Örnek:

Andare a+il cinema = Andare al cinema.
Venire da+la città = Venire dalla città.
Salire su+l'autobus = Salire sull'autobus.
Andare a+la stazione = Andare alla stazione.

Not: Belirli bir yere gitmek söz konusuysa bileşik edat, gidilecek yer genel anlamda vurgulanmak isteniyorsa basit edat kullanma zorunluluğu vardır.

Örnek:

Vado in macchina
Vado con la macchina di Giovanni.
Vado a teatro.
Vado al tatro Garibaldi.
Andiamo in autobus.
Andiamo con l'autobus numero 45.
Andate in treno.
Andate con il treno delle 10.
Vado in biblioteca.
Vado nella biblioteca comunale.