2 Kasım 2015 Pazartesi

Che tempo fa? - Hava nasıl?

Örnek:
Che tempo fa? Fa bel tempo (Hava güzel)
Che tempo fa? Fa brutto tempo (Hava kötü)
Che tempo fa? Fa freddo (Hava soğuk)
Che tempo fa? Fa caldo (Hava sıcak)

Che tempo fa oggi a Istanbul?
İstanbul'da bugün hava nasıl?

Hava durumuyla ilgili birkaç konuşma örnekleri:
Ciao Maria, com'è il tempo oggi a Roma?
Merhaba Maria, bugün Roma'da hava nasıl?

Oggi è nuvoloso, e lì? - Bugün bulutlu, ya orada?
Qui sta nevicando tanto - Burada çok kar yağıyor.

Roberto, com'è il tempo in Sicilia? - Roberto, Sicilya'da hava nasıl?
Stamattina ha nevicato tanto ma adesso non nevica più.
Bu sabah çok kar yağdı ama şimdi artık yağmıyor.

Francesco, lì non nevica? - Francesco, orada kar yağmıyor mu?
Qui per adesso non nevica ma piove tanto - Şimdilik burada kar yağmıyor ama çok yağmur yağıyor.
AIIa teIevisione dicono che nevicherà domani. - Televizyonda yarın kar yağacağını söylüyorlar.

Oggi c'è un bel sole a Istanbul ma ieri ha piovuto tutto il giorno.
Bugün İstanbul'da güzel bir güneş var ama dün bütün gün yağmur yağdı.

Not: Doğa olaylarından söz ederken, hem "Avere" hem de "Essere" fiillerini kullanabilirsiniz. Kısacası, "è piovuto" ve "ha piovuto" kullanımlarının ikisi de doğrudur.

Come mai? Nasıl oluyor da, Niçin?

Örnek:
Come mai sei qui? (Niçin buradasın?)
Sono qui per il lavoro. (İş için buradayım)
Come mai siete ad Ankara? (Niçin Ankara’dasınız?)
Siamo qui per turismo. (Turizm için buradayız.)
Come mai andate via? (Niçin gidiyorsunuz?)
Andiamo via perchè abbiamo degli impegni. (Gidiyoruz çünkü işlerimiz var.)
Come mai non viene anche Lei con noi? (Niçin siz de bizimle gelmiyorsunuz?)
Mi dispiace, sono molto stanca. (Üzgünüm, çok yorgunum.)

Cui

“Cui” edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. Bir başka deyişle “Che” hiçbir zaman edat almazken “Cui” edatsız kullanılamaz.
Oysa “il quale” özne ve nesne değerli olduğu zaman edat almaz, tümleç olarak kullanıldığında edat almak zorundadır. “Cui” cinse ve sayıya göre değişmez.
Şöyle bir tümce düşünelim:
(İçinde yaşadığımız ev güzeldir.)
Böylesine bir tümceyi “Che” ile ya da nesne ve özne değerli “il quale” ile İtalyanca’ya çevirmeniz olanaklı değildir. Burada ancak “Cui” ya da tümleç olarak kullanabileceğimiz “il quale” söz konusu olabilir. Gene pratik kolaylık olsun diye bu tümceyi aşağıdaki biçimde düşünmekte yarar vardır:

Örnek:
Ev ki onun içinde yaşıyoruz güzeldir.
La casa in cui viviamo è bella
(Kendisine) gittiğimiz arkadaş Mario’dur.
L’amico da cui andiamo è Mario.
Dükkânların bugün niçin kapalı olduğu bilinmiyor.
Non si sa il motivo per cui oggi i negozzi sono chiusi.
Birlikte tiyatroya gittiğim kız arkadaşım Carla’dır.
L’amica con cui vado a teatro è Carla.
Kart gönderdiğim kişi kardeşimdir.
Il ragazzo a cui ho spedito la cartolina è mio fratello.
Geldiğimiz kent Milano’dur.
La città da cui veniamo è Milano.
Sözünü ettiğin filmi görmüştüm.
Ho già visto il film di cui parli.
Aralarında İspanyollar’ın da bulunduğu turistler Amerika’dan geliyor.
I turisti fra cui ci sono anche gli spagnoli vengono dall’America.
Üzerinde çiçeklerin bulunduğu masa Mario’nundur.
La tavola su cui si trovano i fiori è di Mario.
Not: Örnek tümcelerdeki kırmızıyla yazılanlar temel tümce, diğerleri ise ilgi tümcecikleridir.
Kural: “Cui” ile birlikte kullandığımız edatları hangi ölçüte göre seçtik?
Örneğin niçin “L’amico da cui andiamo è Mario” diyoruz da “L’amico a cui andiamo è Mario diyemiyoruz?
Çünkü bir kişiye gitmek “da” edatı gerektirir.

Örnek:
Andiamo da Mario (Mario’ya gidiyoruz) denir. “Andiamo a Mario” denmez.
Vado da uno psicologo (Bir psikoloğa gidiyorum)
Vado da un amico (Bir arkadaşa gidiyorum)
Bir yere gitmek ise “a” edatı gerektirir.
Örnek:
Vado a Roma (Roma’ya gidiyorum)
Vado a scuola (Okula gidiyorum)
Vado a casa (Eve gidiyorum)
Bir kentte, bir evde, kısacası bir yerde yaşamak “in” edatı gerektirir.

Örnek:
La città in cui viviamo è İstanbul.
La casa in cui viviamo è bella.
Dikkat: “a cui” yerine “cui” kullanılabilir. Ayrıca “in cui” yerine çoğunlukla “dove” (ki orada) zarfı kullanılmaktadır. “Cui” birlikte kullanıldığı edata göre anlam kazanır.
“il quale“nin edatlarla birleşerek tümleç oluşturduklarını söylemiştik. Yukarıdaki örnekleri bir de “il quale” ile yapalım:
– La casa nella quale viviamo è bella.
– L’amico dal quale andiamo è Mario.
– Non si sa il motivo per il quale oggi i negozi sono chiusi.
– L’amica con la quale vado a teatro è Carla.
– La città nella quale andiamo è Roma.
– La città dalla quale veniamo è Milano.
– Ho già visto il film del quale parli.
– I turisti fra i quali ci sono anche gli spagnoli vengono dall’America.
– La tavola sulla quale si trovano i fiori è di Mario.
Not: “Cui” cinse ve sayıysa göre değişmezken “il quale” cinse ve sayıysa göre değişmek zorundadır.
Örnek parçamızdaki bir başka tümceyi ele alalım: “il paese i cui scrittori, uomini di cultura sono stati i portavoci di esigenza universali (…) è un paese civile.”
1. Temel tümcecik
“il paese è un paese civile”
2. İlgi tümceciği
“i cui scrittori, uomini di cultura sono stati i portavocidi esigenze universali”
(ki onun yazarları, kültür adamları evrensel beklentilerin sözcükleri olmuşlardır.)
Tümcenin bütünüyle Türkçesi şöyledir:
Yazarları, kültür adamları evrensel beklentilerin sözcükleri olmuş ülke uygar bir ülkedir.
Yukarıdaki tümcede “i cui” ki onun anlamına gelmekte, bir şeyin, kime, neye ait olduğunu gösterir.

Örnek:
– Sono fortunati quei genitori i cui figli crscono sani e intelligenti
– Franco e l’amico la cui moglie è partita ieri per l’italia.
– Ankara è la città il cui museo archeologico e conosciuto in tutto il mondo per la ricchezza dei reparti conservati.
– Il ragazzo le cui sorelle sono appena partite e mio amico da tanto tempo.
Kural: “Aitlik” bildiren böylesine ilgi tümceciklerini İtalyanca’ya çevirirken dikkat edeceğimiz pratik bir yol vardır: Ait olan kişi ya da şeylerin (tanıtıcı ya da belirleyici niteliği vardır aynı zamanda harfitarifleri ile aralarına “cui” edatı koymak yeterlidir.
Örneğin: “Ankara è la città il cui museo archeologico è conosciuto in tutto il mondo per la ricchezza dei reparti conservati” tümcesinde
tanıtılan şey “la città” tanıtıcı olan şey ise “il museo archeologico“dur. Buna göre “il” ve “museo archeologico” arasına “cui” koymak yetecektir.
Dikkat: Harfitarifi “lo” ya da “gli” olan nesnelerin de “cui” önünde harfitarifleri “il“, coğul durumunda “i” olur.

Örnek:
Yanlış yazılmış bir tümce: La scuola gli cui studenti sono partiti si chiama Salvatore
Doğru yazılmış bir tümce: La scuola i cui studenti sono partiti si chiama Salvatore
“il quale” kullanarak oluşturacağınız tümcelerde ise iki farklı yapı olasıdır.
1- La città, i giardini della quale sono belli, è Ankara
2- Ankara è la città, i giardini della quale sono belli.
Ancak “2” numaralı tümce “1” numaralı tümceye göre biçim açısından daha yetkindir.
Örnek parçemızdaki bir başka tümcemiz de şu idi:
“Il paese dalle cui opera d’arte è possibile ricavere un insegnamento artistico-storico è un paese civile.
Bu örnek tümcemizde hem aitlik (le cui opere) hem de tümleç değerlilik (dalle opere) vardır.
Bu tümceyi kendi yöntemimize göre açalım: Ülke ki onun sanat yapılarından sanatsal ve tarihsel ders almak olanaklıdır. (o ülke) uygar bir ülkedir.
Görüldüğü gibi aitliği salamak için opere ile le harfitarifi arasına cui ilgi zamiri koyduk ve tümleci sağlamak için de da edatını le harfitarifinin başına koyduk. “Niçin da?” sorusu akla gelebilir. Çünkü ricavere da edatı gerektirir.

Örnek:
– Roma è una città nei cui musei sono conservate famosissime opere d’arte.
– È bello vivere in una città, per le cui strade si può camminare senza essere travolti dal traffico.
– Lo studioso alla cui conferenza abbiamo presenziato la settimana scorsa, è molto conosciuto ad Ankara.
– La calunnia è un male dalle cui nefaste conseguenze ci si deve sempre guardare.
– L’amico con la cui macchina andrò in Cappadocia si chiama Mario Rossi.
Yukarıdaki tümceleri “Il quale” ile oluşturmak istersek:
– Roma è una città nei musei della quale sono conservate famosissime opere d’arte.
– È bello vivere in una città, per le strade della quale si può camminare senza essere travolti dal traffico.
– Lo studioso alla conferenza del quale abbiamo presenziato la settimana scorsa, è molto conosciuto ad Ankara.
– La calunnia è un male dalle nefaste conseguenze del quale ci si deve sempre guardare.
– L’amico con la macchina del quale andrò in Cappadocia si chiama Mario Rossi.

Si particellası

Biliyorsunuz ki, İtalyancada vurgulu yazılan sì (evet) anlamına gelir; bundan dolayı vurgusuz yazılması gereken si particellası ile karıştırmamak gerek.
Si mangia = uno mangia
Edilgen değerli si şahıssız ifadeler için kullanılır ve birlikte kullanıldığı eyleme edilgenlik kazandırır; örnek parçamızdaki
Si farà (si arriverà) prima se prendiamo la strada per İstanbul.
İstanbul yolundan gidersek daha önce varılır.
là (orada) si mangia (yenilir) molto bene.
Quando si viaggia in macchina. (araba ile yolculuk edilirken)


Örnek:
Dopo pranzo si tornerà a casa. (Yemekten sonra eve dönülecek.)
Come si va al centro? (Kentin merkezine nasıl gidilir?)
Scusi, mi sa dire come si va al centro? (Özür dilerim, bana söyler misiniz kentin merkezine nasıl gidilir?)
Ancak dönüşlü fiillerle karıştırmamak için çok dikkatli olmak gerekir. Örneğin divertirsi (eğlenmek) fiili dönüşlü bir fiildir. Bunu si particellası ile şahıssız yapmak istersek, ci si diverte (eğlenilir) demek zorunluluğu vardır. Çünkü si diverte dediğimiz zaman şahıslamış oluruz: Yonca si diverte, Mario si diverte, Pınar si diverte gibi.

Örnek:
Şahıslı
Pınar si diverte
Roberto si trova bene a Milano
Marco si stanca a fare questo lavoro
Meltem si addormenta a sentire quella lezione
Şahıssız
Ci si diverte
Ci si trova bene a Milano
Ci si stanca a fare questo lavoro
Ci si addormenta a sentire quella lezione
Not: “Si” particellası kullanılarak oluşturulan edilgen tümceler üçüncü tekil ve üçüncü çoğul şahıslar için geçerlidir.

Örnek:
— Questo disco si può ascoltare in ogni occasione
— Questi film si possono vedere dovunque
— Questi libri si adottano in tutte le scuole
— Questa casa si deve vendere a buon prezzo

Quanti ne abbiamo oggi? Bugün ayın kaçı?

Bu soruyu, dilerseniz biraz açalım: Sözcük sözcük çevrildiğinde “bugün günlerden (ne) ne kadarına (hangisine) sahibiz” gibi bir çeviri ortaya çıkar. Önemli olan ne zamiridir.
Quanti ne abbiamo oggi? (ne abbiamo) 24
Quanti ne abbiamo oggi) (ne abbiamo) 12

Che ora è? - Saat kaç?

Örnek:
Che ora è? è mezzanotte
Che ora è? è l'una
Che ore sono? sono le due e un quarto
Che ore sono? sono le tre e mezzo(a)
Che ore sono? sono le nove meno cinque

İtalyancada sorulan saate verilecek yanıt Türkçedeki biçimi çağrıştırır. Önce saat sonra dakika söylenir. Bu olay "geçe" için de "kala" için de aynıdır. Örneğin: "Beş'e yirmi var" tümcesini İtalyancaya çevirmek istersek, sono le cinque meno venti, ya da saat "Beş'i yirmi geçiyor" demek istediğimizde, sono le cinque e venti demek durumundayız. Meno "kala"yı, e bağlacı ise bir ölçüde "geçe"yi ifade eder. Ayrıca "kala"yı mancare (eksik ol. kalmak) fiili ile de anlatmak olanaklı.

Örnek:
- Quanto manca alle nove?
- Manca due minuti
ya da
- Mancano venti minuti (=sono le nove meno venti)

Lei, La, Le

Karşınızdakine “siz” diye sesleniyorsanız doğal olarak ona göre bir biçim, “sen” diyorsanız ona göre bir biçim kullanmalısınız. Örneğin Lei (siz) kişi zamiri (üçüncü tekil kişi için de kullanılır.) ve Le, La (tümleç ve nesne) biçimleri incelik durumlarında kullanılır. Ancak bu biçimlerde erkek ve dişi ayrımı yapılmaz. Başka bir deyişle iki cins için de kullanabiliriz.

Örnek:
Le piace la cucina turca? (Türk mutfağı hoşunuza gidiyor mu?)
La ringrazio (Size teşekkür ederim.)
Yukarıdaki iki tümcede Le ve La‘yı “size” ve “sizi” anlamına kullanmak istediğimizde büyük yazmak zorunluluğu vardır. Eğer küçük harfle yazarsak “ona” ve “onu” (yalnızca dişi) anlamına gelir.

Örnek:
Le piace questo vino? / Hoşunuza gidiyor mu bu şarap?
le piace questo vino? / Hoşuna gidiyor mu bu şarap?
La ringrazio. / Size teşekkür ederim.
la ringrazio. / Ona teşekkür ederim.

Dikkat: La ve la; gerçekte bu zamirlerin Türkçedeki karşılıkları “sizi” ve “onu“dur. Ancak biz Türkler birine teşekkür derken, İtalyanlar birini teşekkür derler.
Ayrıca bu tümcelerde üzerinde durulması gereken konu piacere fiilinin kullanımıdır. Biz Türklere ters gelen bir biçimde kullanılır. Bu nedenle “bana, sana, ona, bize, size, onlara hoş geliyor” ya da “hoş gidiyor” biçiminde düşünmek gerekir.

Örnek:
Ti piace ballare? / Dans etmek hoşuna gider mi?
Sì, mi piace. / Evet, hoşuma gider.
Yanlış kullanım: Sì, io piaccio

Vi piace la mia casa? / Evim hoşunuza gidiyor mu?
Sì, ci piace. / Evet, hoşumuza gidiyor.
Yanlış kullanım: Sì, noi piaciamo

Qualcuno, - a

"Biri, birisi" anlamına gelen bu zamir cinse göre değişir.

Örnek:

Qualcuno mi può aiutare? - Biri bana yardım edebilir mi?
Qualcuno mi ha telefonato alle sette. - Saat yedide biri beni aradı.
È venuto qualcuno? - Biri mi geldi?
Qualcuno pensa a te. - Biri seni düşünüyor.
Conosci qualcuna di quelle ragazze? - O kızlardan birini tanıyor musun?
Qualcuno parla di te. - Biri senden söz ediyor.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Güzel bir söz!

"Se molli adesso, mollerai ogni giorno finchè vivrai."
"Eğer şimdi vazgeçersen, yaşadığın sürece her gün vazgeçeceksin."


Se - Eğer
Mollare - Vazgeçmek / Pes etmek
Ogni giorno - Her gün
Finché - ...diği sürece / ...dikça / -e dek / iken
Vivere - Yaşamak

19 Aralık 2013 Perşembe

Güzel bir söz

I grandi leader non ti dicono che cosa devi fare, ti mostrano come si fa.
(Büyük önderler sana ne yapman gerektiğini söylemezler, nasıl yapıldığını gösterirler.)