25 Aralık 2019 Çarşamba

Capire a rovescio / Tersinden anlamak


"Capire a rovescio" İtalyancada (tersinden anlamak) anlamına gelir.

Örnek tümcelerimiz:

Capisci sempre a rovescio.
Her zaman tersinden anlıyorsun.

 
Hai capito tutto a rovescio.
Tümünü tersinden anladın.



22 Şubat 2018 Perşembe

Güzel bir söz

Il successo non è la chiave della felicità. La felicità è la chiave del successo.
Se ami quello che stai facendo avrai successo.

Başarı, mutluluğun anahtarı değildir. Mutluluk başarının anahtarıdır.
Eğer yaptığın şeyi seversen başarılı olursun.

18 Aralık 2017 Pazartesi

İtalyancada "da" ilgeçinin / edatının kullanımı

İtalyancada "da" ilgeçi (edatı), "-den, -dan, -lık, -ya, -a, -cek, -cak, -tarafından, iken, -den beri, -de, -da" vb. anlamlarda kullanılır. İlgeçler (edatlar), belirgin kurallara dayanmadıkları için öğrenilmeleri kolay değildir. Örneğin: "Esco di casa" (Evden çıkıyorum) anlamına gelir. "Esco dal dentista" ise (Dişçiden çıkıyorum) anlamına gelir. Nerede, hangi ilgeçin kullanılacağını bilmek, zamanla öğrenilir. Çoğu kez ilgeçler birbirine karıştırılır. Ancak vereceğimiz çeviri örnekleriyle işinizi biraz olsun kolaylaştıracağız. Öncelikli olarak "da" ilgeçinin tanımlıklarla (artikellerle) nasıl kullanıldığını görelim, ardından da çeviri örneklerimize bakalım.


"Da" ilgeçinin kullanımına örnekler:

Torno da Milano. - Milano'dan dönüyorum.
Vengo da Istanbul. - İstanbul'dan geliyorum.
Aybige viene dalla Turchia. - Aybige Türkiye'den geliyor.
Loro vengono dall'Italia. - Onlar İtalya'dan geliyorlar.
Torniamo dagli Stati Uniti. - Birleşik Devletler'den dönüyoruz.
Siamo venuti da Roma. - Roma'dan geldik.

Not: Şehirlerden önce tanımlık (artikel) kullanılmaz.

Sono da Mario. - Mario'dayım.
Sono dal parrucchiere. - Kuafördeyim.
Vado da Giulia. - Giulia'ya gidiyorum.
Sono dal dentista. - Dişçideyim.
Andate dal medico? - Doktora mı gidiyorsunuz?
Oggi sono andato da mia mamma. - Bugün anneme gittim.

Not: Bir kişiye gitmek ya da bir kişide bulunmak "da" ilgeçi gerektirir.

Non c'è niente da mangiare. - Yiyecek hiçbir şey yok.
C'è qualcosa da bere? - İçecek bir şey var mı?
Non ho tempo da perdere. - Yitirecek zamanım yok.
Che c'è da ridere? - Gülecek ne var?
Non c'è niente da fare. - Yapacak bir şey yok.
Da bambino andavamo al mare. - Çocukken denize giderdik.
Da piccolo studiavo molto. - Küçükken çok ders çalışırdım.
Da giovane vivevo ad Ankara. - Gençken Ankara'da yaşıyordum.
Da grande farò l'avvocato. - Büyüyünce avukatlık yapacağım.

Guardo fuori dalla finestra. - Camdan dışarı bakıyorum.
Stai lontano da me! - Benden uzak dur!
Andiamo da Bursa ad Ankara. - Bursa'dan Ankara'ya gidiyoruz.
Ho un cellulare da 100 euro. - 100 avroluk bir telefonum var.
Non dormo da due giorni. - İki günden beri uyumuyorum.
Ti aspetto da due ore. - İki saattir seni bekliyorum.
Cerco una casa da affittare. - Kiralık bir ev arıyorum.
Che vuoi da me? - Benden ne istiyorsun?

Ti comporti da bambino. - Çocuk gibi davranıyorsun.
Mia madre è amato da tutti. - Annem, herkes tarafından sevilir.
È un film da impazzire. - Çıldırtacak derecede güzel bir film.
Mi hai dato da pensare. - Beni düşündürdün.
Ho una fame da lupo! - Kurt gibi açım!
Lui è scappato dalla paura. - O, korkudan kaçtı.
Ho comprato una borsa da viaggio. - Bir seyahat çantası aldım.
Dov'è la mia schiuma da barba? -  Tıraş köpüğüm nerede?
Questa è la mia camicia da notte. - Bu benim geceliğim.

4 Ağustos 2017 Cuma

Piacere - Hoşa gitmek / Hoş gelmek

"Piacere" eylemi "hoşa gitmek, hoş gelmek" anlamlarında kullanılır. Bir şeyi beğendiğimizde ya da beğenmediğimizde bu eylemi kullanırız. Bu eylemin kullanımı bize biraz ters gelebilir. Örneğin Türkçede, "kahve severim" denirken, İtalyancada ise "mi piace il caffè", (kahve hoşuma gider ya da kahve bana hoş gelir) denir. Dolaylı adıllarla (zamirlerle) kullanılan bu eylem, tekil olarak "piace", çoğul olarak ise "piacciono" biçiminde çekimlenir. Öncelikli olarak, "piacere" eyleminin dolaylı adıllarla nasıl çekimlendiğini görelim, ardından da tümce örneklerimize bakalım.

Piacere eyleminin dolaylı adıllarla (zamirlerle) tekil olarak çekimlenmesi:

a me piace / mi piace - bana hoş geliyor
a te piace / ti piace - sana hoş geliyor
a lui piace / gli piace - ona hoş geliyor (erkek)
a lei piace / le piace - ona hoş geliyor (kadın)
Le piace - size hoş geliyor (resmî)
a noi piace / ci piace - bize hoş geliyor
a voi piace / vi piace - size hoş geliyor
a loro piace / gli piace - onlara hoş geliyor


Piacere eyleminin dolaylı adıllarla (zamirlerle) çoğul olarak çekimlenmesi:

a me piacciono / mi piacciono - bana hoş geliyorlar
a te piacciono / ti piacciono - sana hoş geliyorlar
a lui piacciono / gli piacciono - ona hoş geliyorlar (erkek)
a lei piacciono / le piacciono - ona hoş geliyorlar (kadın)
Le piacciono - size hoş geliyorlar (resmî)
a noi piacciono / ci piacciono - bize hoş geliyorlar
a voi piacciono / vi piacciono - size hoş geliyorlar
a loro piacciono / gli piacciono - onlara hoş geliyorlar


Örnek tümceler:

Mi piace imparare l'italiano. - İtalyanca öğrenmek hoşuma gider.
Ti piace il film? - Film hoşuna gidiyor mu?
Le piace ballare? - Dans etmek hoşunuza gider mi? (resmî)
Ci piace l'ultimo libro di Halil İnalcık. - Halil İnalcık'ın son kitabı hoşumuza gidiyor.
Vi piace la Turchia? - Türkiye hoşunuza gidiyor mu?
Sì, ci piace molto la Turchia. - Evet, Türkiye çok hoşumuza gidiyor.
Gli piace molto il gelato. - Dondurma onun çok hoşuna gider.

Örnek tümceler:

Non mi piacciono le scarpe. - Ayakkabılar hoşuma gitmiyor.
Ti piacciono queste canzoni? - Bu şarkılar hoşuna gidiyor mu?
No, non mi piacciono per niente. - Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.
Questa situazione non ci piace per niente. - Bu durum hiç hoşumuza gitmiyor.
Sono sicuro che ti piacerà la pasta. - Makarnanın hoşuna gideceğine eminim.
Vedrai che gli piacerà molto questa borsa. - Göreceksin ki bu çanta onun çok hoşuna gidecek.
Gli piaceva andare a cavallo. - Ata binmek hoşuna gidiyordu.

Örnek tümceler:

A voi piace il vostro lavoro? - İşiniz hoşunuza gidiyor mu?
A loro piacciono le canzoni di Hadise - Hadise'nin şarkıları onlara hoş gelir.
A Luca non piace vivere qui. - Burada yaşamak Luca'ya hoş gelmiyor.
A lei piace giocare a tennis. - Tenis oynamak ona hoş gelir.
A te piaccio? - Hoşuna gidiyor muyum?
Sì, a me piaci molto. - Evet, çok hoşuma gidiyorsun.
A me piacciono i fiori. - Çiçekler hoşuma gider.

Verdiğimiz örneklerde de gördüğünüz gibi, "piacere" eylemini iki türlü de kullanabilirsiniz.

Örnek:

A me piace molto viaggiare.
Mi piace molto viaggiare.

Seyahat etmek çok hoşuma gider.

A me piacciono i film di Sylvester Stallone.
Mi piacciono i film di Sylvester Stallone.

Sylvester Stallone'nin filmleri hoşuma gider.

Piacere eyleminin geçmiş zamanda "essere" yardımcı eylemiyle kullanımına örnekler:

Mi è piaciuta la macchina. - Araba hoşuma gitti. (Dişil ve tekil nesne)
Mi è piaciuto il libro. - Kitap hoşuma gitti. (Eril ve tekil nesne)
Mi sono piaciute le lasagne. - Lazanya hoşuma gitti. (Çoğul ve dişil nesne.)
Mi sono piaciuti gli spaghetti. - Spagetti hoşuma gitti. (Eril ve çoğul nesne)

Not: Piacere, "avere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılmaz.


11 Temmuz 2017 Salı

İtalyanca Atasözleri

La bellezza è negli occhi di tutte le donne.
Güzellik tüm kadınların gözlerinin içindedir.

20 Şubat 2017 Pazartesi

İtalyancada "ne" adılının (zamirinin) kullanımı

İtalyancada "ne" adılı (zamiri) "ondan, bundan, onunla ilgili, oradan, buradan," gibi anlamlarda kullanılır. Biliyorsunuz ki adıllar (zamirler) karşılıklı konuşmayı hızlandırmak için bize yardım ederler. Örneğin bir İtalyan'a "Günde kaç tane kahve içersin?" diye sorarsanız, "İki tane kahve içerim" demek yerine, "Ondan iki tane içerim" diyecektir. Bir başka deyişle "kahve" sözcüğünü yinelemeyecektir. Bu durum, bize biraz ters gelebilir. "Ne" adılının kullanımı çeviri örneklerimizle kullanımı çok daha kolay anlaşılacaktır.

Örnekler:

Io vorrei del pane. - (Biraz ekmek istiyorum.)
Ne vorrei un chilo. - (Ondan bir kilo istiyorum.)

Quanti tè bevi al giorno? - (Günde kaç tane çay içersin?)
Ne bevo tre. - (Ondan üç tane içerim.)

Vuoi della torta? - (Biraz pasta ister misin?)
Sì, ne voglio una fetta. - (Evet, ondan bir dilim istiyorum.)

"Ne" adılı (zamiri) "molto, tanto, nessuno, poco" gibi belgisiz adıllarla kullanılması durumunda, nesnenin miktar ve cinsiyetine göre çekimlenme zorunluluğu vardır.

Quante albicocche mangi al giorno? - (Günde kaç kayısı yersin?)
Ne mangio molte. - (Ondan çok yerim.)

Quanti caffè bevi al giorno? - (Günde kaç kahve içersin?)
Ne bevo pochi. - (Ondan az içerim.)

Quanta frutta mangi al giorno? - (Günde kaç meyve yersin?)
Ne mangio poca. - (Ondan az yerim.)

"Ne" adılı geçmiş zamanla birlikte kullanılması durumunda, "participio passato" nesnenin miktar ve cinsiyetine göre çekimlenir.

Quante mele hai mangiato? - (Kaç tane elma yedin?)
Ne ho mangiate tre. - (Ondan üç tane yedim.)
Quanti caffè hai bevuto oggi? - (Bugün kaç tane kahve içtin?)
Ne ho bevuti due. - (Ondan üç tane içtim.)
Quante albicocche hai mangiato? - (Kaç tane kayısı yedin?)
Non ne ho mangiata nessuna. - (Ondan hiç yemedim.)

"Ne" adılı ile tümce örnekleri:

Non ho comprato quella macchina e me ne pento.
(O arabayı satın almadım ve buna pişmanım.)

Dovresti leggere questo libro; ne vale la pena.
(Bu kitabı okumalısın: buna değer.)

Francesca lavora molto ma non se ne lamenta.
(Francesca çok çalışıyor ama bundan şikayet etmiyor.)

Luigi arriverà in tempo, ne sono sicuro.
(Luigi zamanında gelecek, bundan eminim.)

Domandate a Roberto; io non ne so nulla.
(Roberto'ya sorun; ben onunla ilgili hiçbir şey bilmiyorum.)

Giulia voleva andare a Roma. Te ne ha parlato?
(Giulia Roma'ya gitmek istiyordu. Sana bundan söz etti mi?)

Non voglio restare qui, io me ne vado.
(Burada kalmak istemiyorum, ben buradan gidiyorum.)

Quando torni da Milano? -  (Milano'dan ne zaman dönüyorsun?)
Ne torno domani. - (Oradan yarın dönüyorum.)

Giulia voleva andare a Roma. Te ne ha parlato?
(Giulia Roma'ya gitmek istiyordu. Sana bundan söz etti mi?)

8 Şubat 2017 Çarşamba

Congiuntivo passato - (İtalyancada dilek-istek kipinin geçmiş zamanı)

"Congiuntivo passato", dilek-istek kipinin geçmiş zamanıdır. Temel tümcelerde kullanılan; arzu, beklenti, korku, umut, belirsizlik, olasılık, kuşku, görüş, düşünce, istek, üzüntü, mutluluk ifadelerinden sonra yan tümcelerde kullanılır. Temel tümcede "presente indicativo" (şimdiki zaman) ya da "futuro semplice" (basit gelecek zaman) kullanılmışsa ve yan tümcede ifade edilen eylem, temel tümcede ifade edilen eylemden daha önce gerçekleşmişse, "congiuntivo passato" kipi kullanılır.

1- "Congiuntivo presente" dersinde "avere" ve "essere" yardımcı eylemlerinin "congiuntivo presente" çekimlerini göstermiştik. Bu derste de onlara gereksinim duyacağız.
2- "Passato prossimo" dersinden anımsayacağınız üzere eylemler: capito, bevuto, visto, andato biçiminde bitiyordu.
"Congiuntivo passato" zamanında da bu durum geçerli olacak.
Eğer bu iki dersi öğrendiyseniz, "congiuntivo passato"yu öğrenmek pek de güç olmayacaktır. Şimdi, yukarıda belirttiğimiz kurallar çerçevesinde "congiuntivo passato"yu daha iyi anlayabilmeniz açısından çeviri örneklerimize bakalım.

Congiuntivo passato ile tümce örnekleri:

Crediamo che voi abbiate detto la verità.
Doğruyu söylemiş olduğunuza inanıyoruz.

Speriamo che voi abbiate passato una bella giornata.
Güzel bir gün geçirmiş olduğunuzu umuyoruz.

Credono che noi abbiamo finito il lavoro.
İşi bitirmiş olduğumuzu sanıyorlar.

Spero che ora tu abbia capito.
Umarım şimdi anlamışsındır.

Sono felice che tu abbia ascoltato i miei consigli.
Öğütlerimi dinlemiş olmandan mutluyum.

Luisa sarà felice che voi siate andati ad Ankara.
Luisa, Ankara'ya gitmiş olmanızdan mutlu olacak.

Temo che loro non siano tornati dalla Turchia.
Türkiye'den dönmemiş olmalarından korkuyorum.

Non penso che Alessandro sia andato a Roma.
Alessandro'nun Roma'ya gitmiş olduğunu düşünmüyorum.

Spero che la Turchia ti sia piaciuta.
Umarım Türkiye hoşuna gitmiştir.

Giorgia ha paura che io abbia detto la verità.
Giorgia, benim gerçeği söylemiş olmamdan korkuyor.

Pensi che io abbia dormito tutto il giorno?
Bütün gün uyumuş olduğumu mu düşünüyorsun?

Tuo padre sarà contento che tu sia venuto con noi.
Baban, bizimle gelmiş olmandan memnun olacak.

Non sono sicuro che tu abbia letto quel libro.
O kitabı okumuş olduğundan emin değilim.

Saremo felici che voi abbiate vinto la partita.
Karşılaşmayı kazanmış olmanızdan mutlu olacağız.

Dikkat: Temel tümcedeki özne ile yan tümcedeki özne aynı kişiyse, kapalı (implicito) yan tümce kullanılır.

Örnekler:

Credo di aver risposto bene.
İyi bir yanıt vermiş olduğuma inanıyorum.

Penso di aver detto tutto.
Her şeyi söylemiş olduğumu düşünüyorum.

Sono felice di essere andato in Turchia.
Türkiye'ye gitmiş olmaktan mutluyum.

21 Ekim 2016 Cuma

Modo imperativo - Emir kipi

Bu kipi, emir tümcelerinde ve bir ricada bulunacağımız zaman kullanacağız. Emir kipi yalnızca geniş zamanda kullanılır. Kullanımı oldukça kolay olan bu kipin kullanımı, birkaç fiil örneği ile çok kolay anlaşılacaktır. Kendi kendimize emir veremeyeceğimiz için, emir kipinin birinci tekil kişi çekimi bulunmuyor. Bu derste yalnızca olumlu emir kipi fiillerinden ve tümcelerinden örnekler göreceğiz. Emir kipinin olumsuz tümcelerle ve dönüşlü fiillerle kullanımını sonraki derslerimizde ele alacağız. Öncelikle emir kipinin birkaç düzenli ve düzensiz fiil çekimleriyle kullanımına ve örnek tümcelere bakalım.

Parlare - Konuşmak

Parla - Konuş
Parli - Konuşsun / Konuşun (Nezaket)
Parliamo - Konuşalım
Parlate - Konuşun
Parlino - Konuşsunlar

Parla con me! - Konuş benimle!
Giulia parli con Francesco! - Giulia, Francesco ile konuşsun!
Signora, parli ad alta voce, per favore! - Bayan, yüksek sesle konuşun, lütfen!
Parliamo italiano! - İtalyanca konuşalım!
___________________________________________________________________________

Aspettare - Beklemek

Aspetta - Bekle
Aspetti - Beklesin / Bekleyin (Nezaket)
Aspettiamo - Bekleyelim
Aspettate - Bekleyin
Aspettino - Beklesinler

Marta aspetti Luca! - Marta, Luca'yı beklesin!
Signore, aspetti per favore! - Bayım, bekleyin lütfen!
Luca, aspetta un attimo! - Luca, bir dakika bekle!
__________________________________________________________________________

Rispondere - Yanıt vermek

Rispondi - Yanıt ver
Risponda - Yanıt versin / Yanıt verin (Nezaket)
Rispondiamo - Yanıt verelim
Rispondete - Yanıt verin
Rispondano - Yanıt versinler

Rispondi, per favore! - Yanıt ver, lütfen!
Rispondiamo subito! - Hemen yanıt verelim!
Signore, risponda alla mia domanda, per favore! - Bayım, lütfen soruma yanıt verin!
___________________________________________________________________________

Aprire - Açmak

Apri - Aç
Apra - Açsın / Açın (Nezaket)
Apriamo - Açalım
Aprite - Açın
Aprano - Açsınlar

Maria, apri la porta, per favore! - Maria, kapıyı aç lütfen! 
Luigi apra la finestra! - Luigi pencereyi açsın!
___________________________________________________________________________

Emir kipinde birkaç düzensiz fiil çekimi!

Essere - Olmak

Sii - Ol
Sia - Olsun / Olun (Nezaket)
Siamo - Olalım
Siate - Olun
Siano - Olsunlar

Sii felice! - Mutlu ol!
Siate felici! - Mutlu olun!
___________________________________________________________________________

Bere - İçmek

Bevi - İç
Beva - İçsin / İçin (Nezaket)
Beviamo - İçelim
Bevete - İçin
Bevano - İçsinler

Bevi un bicchiere di vino! - Bir bardak şarap iç!
Bevete un litro e mezzo d'acqua al giorno! - Günde bir buçuk litre su için!
____________________________________________________________________________

Uscire - Çıkmak

Esci - Çık
Esca - Çıksın / Çıkın (Nezaket)
Usciamo - Çıkalım
Uscite - Çıkın
Escano - Çıksınlar

Esci dal mio cuore! - Kalbimden çık!
Uscite da lì! - Çıkın oradan!
____________________________________________________________________________

Andare - Gitmek

Vai / Va' - Git
Vada - Gitsin / Gidin (Nezaket)
Andiamo - Gidelim
Andate  - Gidin
Vadano - Gitsinler

Vada da Marco! - Marco'ya gitsin!
Andate in Turchia! - Türkiye'ye gidin!
Vadano ad Istanbul! - İstanbul'a gitsinler!
____________________________________________________________________________

Venire - Gelmek

Vieni - Gel
Venga - Gelsin / Gelin (Nezaket)
Veniamo - Gelelim
Venite - Gelin
Vengano - Gelsinler

Vieni a casa mia! - Benim evime gel!
Venite a Roma! - Roma'ya gelin!
____________________________________________________________________________

22 Ağustos 2016 Pazartesi

In cui

"Cui" bir ilgi zamiridir ve "a, da, per, su, con, di, in, tra, fra" gibi edatlarla birlikte kullanılarak tümleç oluşturur. "Cui" cinse ve sayıya göre değişmez.

Bu derste "in cui"nin nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.

"(İçinde) yaşadığım ev güzeldir." tümcesini düşünelim. Bu tümceyi İtalyancaya çevirmek için, "ki onun içinde" anlamına gelen "in cui" ilgi zamirine gereksinim duyulur. Bu tümce yapısı bize biraz ters gelse de İtalyancada bu biçimde kullanılma zorunluluğu vardır.

Örneğin:
La casa in cui vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki onun içinde yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città in cui vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki onun içinde yaşıyorum hoşuma gidiyor.

Not: "In cui" yerine çoğu zaman "ki orada" anlamına gelen "dove" kullanılır.

Örneğin:
La casa dove vivo è bella. - Yaşadığım ev güzeldir.
Ev ki orada yaşıyorum güzeldir.

Mi piace la città dove vivo. - Yaşadığım şehir hoşuma gidiyor.
Şehir ki orada yaşıyorum hoşuma gidiyor.



21 Ağustos 2016 Pazar

Perché

"Perché" sorularda "niçin, neden", bağlaç olarak kullanıldığında ise "çünkü, -dığı için, -dığından dolayı" anlamlarında kullanılır.

Örnek tümcelerle daha iyi anlaşılacaktır.

Perché sei qui? - Niçin buradasın?
Sono qui per lavoro. - İş için buradayım.

Perché non vieni anche tu con noi? - Niçin sen de bizimle gelmiyorsun?
Mi dispiace, sono molto stanco. - Üzgünüm, çok yorgunum.

Martina sa perché non sei venuto? - Martina senin niçin gelmediğini biliyor mu?

Sai perché sono venuto qui? - Niçin buraya geldiğimi biliyor musun?

Oggi mi sono svegliato presto perché dovevo andare da Stefano.
Bugün erken uyandım çünkü Stefano'ya gitmek zorundaydım.

Non verrò da te perché sono malato. - Hasta olduğum için sana gelmeyeceğim.

Non ho comprato il vestito perché era molto costoso.
Çok pahalı olduğu için elbiseyi satın almadım.

Qualora - -dığı takdirde

Qualora tu venga, ti presenterò i miei amici.
Geldiğin takdirde, seni arkadaşlarımla tanıştıracağım.

16 Haziran 2016 Perşembe

Come se / -miş gibi

"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.

Birkaç örnek:

Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.

Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.

Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!

Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!

İtalyanca temel aritmetik hesaplamalara birkaç örnek

Più + Artı
Meno - Eksi
Diviso : Bölü...
Per x Çarpı
Uguale = Eşittir

5+4=9
Cinque più quattro uguale nove.
Beş artı dört eşittir dokuz.
9−3=6
Nove meno tre uguale sei.
Dokuz eksi üç eşittir altı.
8:2=4
Otto diviso due uguale quattro.
Sekiz bölü iki eşittir dört.
3x8=24
Tre per otto uguale venti quattro.
Üç çarpı sekiz eşittir yirmi dört.
"Yapar, eder" anlamlarında ise "fa" kullanılır.
Örnek:
2+2=4
Due più due fa quattro.
İki artı iki dört eder.

Güzel bir söz

"È più bella una sconfitta pulita che una vittoria sporca."
"Temiz bir yenilgi, kirli bir zaferden daha güzeldir."

Bella - Güzel
Sconfitta - Yenilgi
Pulita - Temiz
Vittoria - Zafer
Sporca - Kirli

3 Aralık 2015 Perşembe

Passato Remoto - Uzak geçmiş zaman

"Passato remoto", (Uzak geçmiş zaman) konuşma dilinde yalnızca Toskana bölgesinde ve İtalya'nın güneyinde kullanılır. Bu bölgelerde yaşayan İtalyanlar, "uzak geçmişi" ve "yakın geçmişi" anlatırlarken bu zamandan yararlanırlar. Ancak İtalya'nın kuzeyinde ve ortasında yaşayan İtalyanlar, konuşma dilinde "passato remoto" yerine "passato prossimo"yu kullanmayı yeğlerler. Bunun da nedeni "passato remoto"da çok fazla düzensiz eylem çekimi olmasıdır.  "passato remoto" genelde; tarih, roman, öykü, masal kitaplarında kullanılır. Öncelikle "passato remoto"da eylemlerin çekimlerine bakalım, daha sonra örnek tümcelerimizle bu zamanın nasıl kullanıldığını öğrenelim.

Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler

Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular

Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular

Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular

Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler

Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler

Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:

Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler

Passato remoto ile örnek tümceler:

Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita,  tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)


30 Kasım 2015 Pazartesi

Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı

Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.

Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.

Birkaç örnek:

Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!

Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.

Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?

Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.

Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?

Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.

Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)

"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.

Örnek:

Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!

Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!

Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!

Metterci

"Mettere" eylemi (Koymak) anlamında kullanılırken, "metterci" ise (zaman harcamak, zaman almak, süre almak) anlamlarında kullanılır ve yine her çekimin başına "ci" particellası konur.

Örnek:

Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?

Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?

Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!

Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?

Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?

Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?

Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Volerci

Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.

Örnek:

Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.

Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.

Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.

Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?

Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.

Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.

Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.