"Perché" sorularda "niçin, neden", bağlaç olarak kullanıldığında ise "çünkü, -dığı için, -dığından dolayı" anlamlarında kullanılır.
Örnek tümcelerle daha iyi anlaşılacaktır.
Perché sei qui? - Niçin buradasın?
Sono qui per lavoro. - İş için buradayım.
Perché non vieni anche tu con noi? - Niçin sen de bizimle gelmiyorsun?
Mi dispiace, sono molto stanco. - Üzgünüm, çok yorgunum.
Martina sa perché non sei venuto? - Martina senin niçin gelmediğini biliyor mu?
Sai perché sono venuto qui? - Niçin buraya geldiğimi biliyor musun?
Oggi mi sono svegliato presto perché dovevo andare da Stefano.
Bugün erken uyandım çünkü Stefano'ya gitmek zorundaydım.
Non verrò da te perché sono malato. - Hasta olduğum için sana gelmeyeceğim.
Non ho comprato il vestito perché era molto costoso.
Çok pahalı olduğu için elbiseyi satın almadım.
21 Ağustos 2016 Pazar
Perché
Etiketler:
italian,
italiano perché,
italyanca,
mean,
perché ne demek
Qualora - -dığı takdirde
Qualora tu venga, ti presenterò i miei amici.
Geldiğin takdirde, seni arkadaşlarımla tanıştıracağım.
Geldiğin takdirde, seni arkadaşlarımla tanıştıracağım.
Etiketler:
italiano qualora,
qualora mean,
qualora ne demek
16 Haziran 2016 Perşembe
Come se / -miş gibi
"Come se" bağlacı, "congiuntivo imperfetto" ya da "congiuntivo trapassato" ile birlikte kullanılır. Aşağıdaki örneklerde "come se"den önce ve sonra kullanılan eylemlerin zamanlarına bakarak bu bağlacın nasıl kullanıldığına bakalım.
Birkaç örnek:
Birkaç örnek:
Roberta mi ha guardato come se non mi conoscesse.
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.
Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.
Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!
Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!
Roberta bana beni tanımıyormuş gibi baktı.
Parlava come se avesse il raffreddore.
Soğuk algınlığı varmış gibi konuşuyordu.
Mi sento come se mi girasse la testa!
Başım dönüyormuş gibi hissediyorum!
Rideva come se non fosse successo niente!
Hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu!
Etiketler:
che vuol dire,
come se,
cosa significa,
ne anlama gelir,
ne demek
İtalyanca temel aritmetik hesaplamalara birkaç örnek
Più + Artı
Meno - Eksi
Diviso : Bölü...
Per x Çarpı
Uguale = Eşittir
Meno - Eksi
Diviso : Bölü...
Per x Çarpı
Uguale = Eşittir
5+4=9
Cinque più quattro uguale nove.
Beş artı dört eşittir dokuz.
9−3=6
Nove meno tre uguale sei.
Dokuz eksi üç eşittir altı.
8:2=4
Otto diviso due uguale quattro.
Sekiz bölü iki eşittir dört.
3x8=24
Tre per otto uguale venti quattro.
Üç çarpı sekiz eşittir yirmi dört.
"Yapar, eder" anlamlarında ise "fa" kullanılır.
Örnek:
2+2=4
Due più due fa quattro.
İki artı iki dört eder.
Cinque più quattro uguale nove.
Beş artı dört eşittir dokuz.
9−3=6
Nove meno tre uguale sei.
Dokuz eksi üç eşittir altı.
8:2=4
Otto diviso due uguale quattro.
Sekiz bölü iki eşittir dört.
3x8=24
Tre per otto uguale venti quattro.
Üç çarpı sekiz eşittir yirmi dört.
"Yapar, eder" anlamlarında ise "fa" kullanılır.
Örnek:
2+2=4
Due più due fa quattro.
İki artı iki dört eder.
Güzel bir söz
"È più bella una sconfitta pulita che una vittoria sporca."
"Temiz bir yenilgi, kirli bir zaferden daha güzeldir."
Bella - Güzel
Sconfitta - Yenilgi
Pulita - Temiz
Vittoria - Zafer
Sporca - Kirli
"Temiz bir yenilgi, kirli bir zaferden daha güzeldir."
Bella - Güzel
Sconfitta - Yenilgi
Pulita - Temiz
Vittoria - Zafer
Sporca - Kirli
3 Aralık 2015 Perşembe
Passato Remoto - Uzak geçmiş zaman
"Passato remoto", (Uzak geçmiş zaman) konuşma dilinde yalnızca Toskana bölgesinde ve İtalya'nın güneyinde kullanılır. Bu bölgelerde yaşayan İtalyanlar, "uzak geçmişi" ve "yakın geçmişi" anlatırlarken bu zamandan yararlanırlar. Ancak İtalya'nın kuzeyinde ve ortasında yaşayan İtalyanlar, konuşma dilinde "passato remoto" yerine "passato prossimo"yu kullanmayı yeğlerler. Bunun da nedeni "passato remoto"da çok fazla düzensiz eylem çekimi olmasıdır. "passato remoto" genelde; tarih, roman, öykü, masal kitaplarında kullanılır. Öncelikle "passato remoto"da eylemlerin çekimlerine bakalım, daha sonra örnek tümcelerimizle bu zamanın nasıl kullanıldığını öğrenelim.
Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler
Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular
Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular
Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular
Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler
Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler
Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler
Passato remoto ile örnek tümceler:
Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita, tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)
Andare - (Gitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io andai - Ben gittim
Tu andasti - Sen gittin
Lui / Lei andò - O gitti
Noi andammo - Biz gittik
Voi andaste - Siz gittiniz
Loro andarono - Onlar gittiler
Chiedere - (Sormak/İstemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io chiesi - Ben sordum
Tu chiedesti - Sen sordun
Lui / Lei chiese - O sordu
Noi chiedemmo - Biz sorduk
Voi chiedeste - Siz sordunuz
Loro chiesero - Onlar sordular
Sentire - (Duymak/İşitmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sentii - Ben duydum
Tu sentisti - Sen duydun
Lui / Lei sentì - O duydu
Noi sentimmo - Biz duyduk
Voi sentiste - Siz duydunuz
Loro sentirono - Onlar duydular
Parlare - (Konuşmak) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io parlai - Ben konuştum
Tu parlasti - Sen konuştun
Lui / Lei parlò - O konuştu
Noi parlammo - Biz konuştuk
Voi parlaste - Siz konuştunuz
Loro parlarono - Onlar konuştular
Promettere - (Söz vermek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io promisi - Ben söz verdim
Tu promettesti - Sen söz verdin
Lui / Lei promise - O söz verdi
Noi promettemmo - Biz söz verdik
Voi prometteste - Siz söz verdiniz
Loro promisero - Onlar söz verdiler
Venire - (Gelmek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io venni - Ben geldim
Tu venisti - Sen geldin
Lui / Lei venne - O geldi
Noi venimmo - Biz geldik
Voi veniste - Siz geldiniz
Loro vennero - Onlar geldiler
Sorridere - (Gülümsemek) eyleminin uzak geçmiş zaman çekimleri:
Io sorrisi - Ben gülümsedim
Tu sorridesti - Sen gülümsedin
Lui / Lei sorrise - O gülümsedi
Noi sorridemmo - Biz gülümsedik
Voi sorrideste - Siz gülümsediniz
Loro sorrisero - Onlar gülümsediler
Passato remoto ile örnek tümceler:
Da giovane vissi due anni in Italia. - (Gençken iki yıl İtalya'da yaşadım.)
Sentii un rumore strano. - (Tuhaf bir gürültü duydum.)
Mio fratello dormì alle nove. - (Kardeşim saat dokuzda uyudu.)
L'anno scorso andammo in Turchia. - (Geçen yıl Türkiye'ye gittik.)
Luisa e Marco partirono per Istanbul. - (Luisa ve Marco İstanbul'a yola çıktılar.)
Vedemmo un bel film alla tv. - (Tv'de güzel bir film izledik.)
Vi capimmo bene. - (Sizi iyi anladık.)
Decisi di non andare in Francia. - (Fransa'ya gitmeme kararı aldım.)
Noi fummo andati a casa appena venne buio. - (Hava kararır kararmaz eve gittik.)
Dante nacque a Firenze nel 1265. - (Dante, 1265'te Floransa'da doğmuştu.
Il bambino si sporse dalla finestra e poi cadde dal settimo piano. - (Çocuk camdan dışarıya sarktı ve sonra yedinci kattan düştü.)
Appena fu uscita, tutti si misero a ridere. - (Çıkar çıkmaz, herkes gülmeye başladı.)
Etiketler:
come si usa,
italian,
italiano,
italyanca,
la lingua italiana,
nasıl kullanılır,
ne demek,
öğren,
Passato remoto,
uzak geçmiş zaman
30 Kasım 2015 Pazartesi
Andare eyleminin dolaylı zamirlerle kullanımı
Andare eyleminin geniş zaman, üçüncü tekil kişi için çekimi "va"dır. (Gidiyor, gider) anlamına gelir. Ancak bunu dolaylı zamirlerle kullanırsak anlamı bütünüyle değişir.
Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.
Birkaç örnek:
Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!
Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.
Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?
Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.
Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?
Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.
Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!
Örneğin "mi va" (canım istiyor), "non mi va" (canım istemiyor) anlamlarına gelir. Aynı şey diğer zamirler için de geçerlidir.
Birkaç örnek:
Dai, andiamo a lavorare!
Haydi, çalışmaya gidelim!
Non mi va di lavorare oggi!
Bugün canım çalışmak istemiyor.
Ti faccio gli spaghetti?
Sana spagetti yapayım mı?
Non mi vanno gli spagetti.
Canım spagetti istemiyor.
Vuoi venire con me al cinema?
Benimle sinemaya gelmek ister misin?
Se ti va di parlare, io sono qui.
Eğer canın konuşmak isterse, ben buradayım.
Mi va di cucinare stasera!
Bu akşam canım yemek yapmak istiyor!
Etiketler:
anlamı,
che vuol dire,
come si usa,
italian,
italiano,
italyanca,
mi va,
ne anlama gelir,
ne demek,
ti va
28 Kasım 2015 Cumartesi
Cadere dalle nuvole (Çok şaşırmak)
"Çok şaşırmak" anlamında kullanılan bu deyim, İtalyancada oldukça yaygındır. Ayrıca "cadere" (düşmek) eyleminin geçişsiz bir eylem olduğunu ve bu yüzden "essere" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılması gerektiğini anımsatalım.
Örnek:
Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!
Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!
Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!
Örnek:
Quando Luisa mi ha detto che eravate sposati, sono caduto dalle nuvole!
Luisa bana evli olduğunuzu söylediğinde, çok şaşırdım!
Lo sapevamo, non siamo caduti dalle nuvole!
Bunu biliyorduk, çok şaşırmadık!
Quando ti ho visto in televisione, sono caduta dalle nuvole!
Seni televizyonda gördüğümde, çok şaşırdım!
Metterci
"Mettere" eylemi (Koymak) anlamında kullanılırken, "metterci" ise (zaman harcamak, zaman almak, süre almak) anlamlarında kullanılır ve yine her çekimin başına "ci" particellası konur.
Örnek:
Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?
Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?
Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!
Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?
Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?
Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?
Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.
Örnek:
Quante ore ci mettono in treno da İzmir ad İstanbul?
İzmir'den İstanbul'a trenle kaç saat sürer?
Quanto tempo ci metti per finire quel lavoro?
O işi bitirmek ne kadar zamanını alır?
Ci metto poco tempo!
Az zamanımı alır!
Perché ci metti così tanto a rispondere?
Neden yanıt vermen bu kadar uzun sürüyor?
Quanto ci metti a capire che ti amo?
Seni sevdiğimi anlaman ne kadar sürer?
Quanto ci metti a truccarti?
Makyaj yapman ne kadar sürer?
Ci metto qualche minuto a truccarmi.
Makyaj yapmam birkaç dakika sürer.
Etiketler:
che vuol dire,
come si usa,
cosa significa,
italian,
italiano,
italyanca,
la lingua italiana,
metterci,
mettere,
nasıl kullanılır,
ne anlama geliyor,
ne demek,
nedir
25 Kasım 2015 Çarşamba
Volerci
Volere - (İstemek) eylemi "ci" particellası ile birlikte kullanıldığında,
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.
Örnek:
Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.
Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
anlamı bütünüyle değişir ve (Gerekmek) anlamında kullanılır. "Volerci" genellikle zaman, süre belirtmek için kullanılır. Tekil kullanımlarda "ci vuole", çoğul kullanımlarda "ci vogliono" biçiminde kullanılır. Şunu da belirtmeliyiz ki, bu kullanım yalnızca şimdiki zaman ve geniş zaman için geçerlidir. Örneğin hikaye zamanında "volerci"yi kullanmak istersek, "ci voleva" ve "ci volevano" (gerekiyordu, gerekirdi) biçiminde kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu durum diğer zamanlar için de geçerlidir.
Örnek:
Per andare a Milano ci vogliono due ore di volo.
Milano'ya gitmek için iki saatlik uçuş gerekir.
Ci vuole tanta pazienza per imparare una nuova lingua.
Yeni bir dil öğrenmek için çok sabır gerekir.
Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.
Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?
Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.
Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.
Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.
Ci vuole molto tempo per arrivarci.
Oraya varmak için çok zaman gerekir.
Quante ore ci vogliono per finire questo lavoro?
Bu işi bitirmek için kaç saat gerekir?
Ci vogliono tanti soldi per comprare una casa.
Bir ev satın almak için çok para gerekiyor.
Ci vuole meno di un secondo per innamorarsi.
Aşık olmak için bir saniyeden daha az bir süre gerekir.
Ci voleva un miracolo per vincere.
Kazanmak için bir mucize gerekiyordu.
Etiketler:
che vuol dire,
ci vogliono,
ci vuole,
cosa significa,
italian,
italiano,
italyanca,
ne anlama gelir,
ne demek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)